YKP: Maraş pazarlık kartı değildir; Maraş sahiplerine verilsin, Mağusa Limanı AB denetiminde doğrudan ticarete açılsın

Yeni Kıbrıs Partisi Sekreteryası, Kapalı Maraş ve Mağusa Limanı önerisi etrafında süren tartışmayı değerlendirdi. Açıklamanın tamamı şöyle:

Kıbrıslı Rum toplum lideri Nikos Hristodulidis’in, Kapalı Maraş’ın BM yönetimine bırakılarak yasal sakinlerinin geri dönmesini ve Mağusa Limanı’nın AB denetiminde işletilmesini öngören önerisi, Kıbrıslı Türk toplum lideri Tufan Erhürman tarafından 21 Ekim’de reddedildi. Erhürman, limanın zaten açık olduğunu, asıl sorunun AB ile doğrudan ticaret yapılamaması olduğunu ve önerinin Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü kapsamadığını savunarak “Maraş’ı niye BM idaresine vermenin karşılığı haline geliyor bu? Bunlar dengeli şeyler mi?” diye sordu. Hristodulidis ise 26 Ekim’de, ilk yanıtın ret olmasına rağmen önerinin hâlâ masada olduğunu ve geliştirilmeye açık olduğunu açıkladı.

Maraş’ın bir “karşılık” konusu olarak tartışılması başlı başına sorunludur. Maraş, 1979’da Denktaş ile Kipriyanu arasında varılan on maddelik doruk antlaşmasının, Maraş’ın BM gözetiminde yeniden iskânına öncelik verilmesini öngören beşinci maddesinden bu yana masadadır. BM Güvenlik Konseyi’nin 550 (1984) sayılı kararı Maraş’ın yasal sakinleri dışındakilerce iskân edilmesini kabul edilemez saymış ve bölgenin BM yönetimine devrini istemiş, 789 (1992) sayılı karar da Maraş’ı güven yaratıcı önlemlerin merkezine koymuştur. Yani Maraş’ın BM yönetimine verilmesi bir taviz değil, Kıbrıslı Türk liderliğinin de imzasının bulunduğu bir yükümlülüktür. Ekim 2020’den bu yana Ankara’nın yönlendirmesiyle yürütülen tek taraflı “açılım” ise bu yükümlülüğü yerine getirmek yerine Maraş’ı mülkiyet hakkı ihlalinin ve fiili durumun vitrini haline getirmiştir.

Mağusa Limanı konusunda YKP yeni bir şey söylemiyor. 2014 yılında Doğrudan Ticaret Tüzüğü tartışmaları sırasında da belirttiğimiz gibi, tartışmanın asıl düğümü Mağusa Limanı’nın statüsüdür: Bir limandan uluslararası ticaretin yasal olarak yapılabilmesi, o limandaki işlemlerin yasal ve uluslararası denetime açık olmasını gerektirir. Bu nedenle Mağusa Limanı’nın AB denetimine verilmesi ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün bu çerçevede uygulanması en makul yoldur; Maraş’ın yasal sahiplerine iadesiyle birlikte Mağusa Limanı’nın açılması da uygulanabilirlik açısından en gerçekçi öneridir. “Liman zaten açık” demek, AB ile doğrudan ticaret yapamayan, ürününü Türkiye üzerinden dünyaya ulaştırmak zorunda kalan Mağusalı üreticinin, ihracatçının ve liman emekçisinin gerçeğini görmezden gelmektir.

Erhürman’ın aynı formülün yirmi yıl önce de masaya geldiğini ve o dönem reddedildiğini hatırlatması, aslında kendi aleyhine bir tespittir. O dönem de “devletimiz var, giriş çıkışı biz yaparız” anlayışıyla Doğrudan Ticaret Tüzüğü bir tanınma basamağı olarak görülmüş, Maraş açılmamış, Mağusa yerinde saymıştır. Çözüm yönünde ivme yakalandığı izleniminin olduğu dönemde reddedilen bir formülün yirmi yıl sonra benzer gerekçelerle yeniden reddedilmesi, statükonun ne kadar dirençli olduğunu gösterir. Ankara’nın “iki devlet” ısrarı ile Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü Kıbrıslı Türklerin AB ile yasal ticaretinin değil, tanınma arayışının aracı olarak gören yaklaşım arasındaki bağ da burada görünür hale gelmektedir.

Bu durum, karşı tarafın yaklaşımını sorgusuz kabul ettiğimiz anlamına gelmez. Güven yaratıcı önlemler, basın üzerinden ilan edilen, reddedileceği öngörülerek sunulan ve kamuoyu önünde puan toplamaya yarayan hamlelere dönüştükçe değerini yitirir. Önerinin sahibi gerçekten sonuç almak istiyorsa, öneriyi iki toplumdan Mağusalılarla, liman emekçileriyle ve iki toplumlu Mağusa inisiyatifleriyle birlikte geliştirmeye açık olmalıdır. Kuzeydeki liderlik de “dengeli mi?” sorusunu yalnızca reddetmek için değil, karşı öneri üretmek için sormalıdır.

YKP’nin tutumu açıktır: Maraş karşılık beklenmeden BM yönetimine devredilmeli ve yasal sakinlerinin dönüşü başlatılmalıdır. Mağusa Limanı AB denetiminde doğrudan ticarete açılmalı, Doğrudan Ticaret Tüzüğü tanınma pazarlığının değil Kıbrıslı Türklerin AB ile yasal ticaretinin aracı olmalıdır; bölünmüş kent Mağusa’nın yeniden birleşmesi açık bir hedef olarak konuşulmalıdır. Bu adımlar Mağusa bölgesindeki Kıbrıslı Türklere iş, ticaret ve yaşam olanağı, yerinden edilmiş Kıbrıslı Rumlara evlerine ve mülklerine dönüş, tüm Kıbrıslılara ise yeniden birleşmeye dair somut bir güven verir. Geçiş kapıları konusunda sürdüğü belirtilen görüşmelerin de aynı somutlukla sonuçlandırılması gerekir.

Yeni Kıbrıs Partisi, adanın her iki yakasında barıştan yana tüm Kıbrıslıları (sivil toplum örgütlerini, sendikaları, meslek birliklerini, gençlik ve kadın hareketlerini, bağımsız yurttaşları) ve özellikle Mağusa’nın iki toplumundan sakinlerini, Maraş’ı pazarlık kartı olmaktan çıkaracak ve Mağusa’yı yeniden birleştirecek bu talebe sahip çıkmaya çağırır. Masadaki ret ve oyalama taktiklerine, sokaktaki ısrarımızla cevap verelim.

Maraş’a dönüş, Mağusa’ya hayat: hemen şimdi!

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
1,150AboneAbone Ol