Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Sekreteryası, 7 Ekim 2026’da Bakanlar Kurulu’nun EL-SEN’in KIB-TEK’in tüm birimlerinde sürdürdüğü grevi 60 gün süreyle erteleme kararını, EL-SEN’in erteleme kararına uymayacağını açıklayarak 8 Ekim’den itibaren yeni grev kararları alacağı yönündeki tutumunu ve seçim yasaklarının yürürlüğe girmesinden kısa süre önce KIB-TEK Yönetim Kurulu’nda yapıldığı iddia edilen mevzuata aykırı terfilere ilişkin basına yansıyan haberleri değerlendirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Bakanlar Kurulu 7 Ekim 2026’da aldığı kararla, EL-SEN’in 5 Ekim’de KIB-TEK ve tüm birimlerinde başlattığı grevi 60 gün süreyle erteledi. Karar 42/1996 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası’nın 16(3). maddesine dayandırıldı; gerekçe olarak “temel hizmetlerin ciddi şekilde aksaması” gösterildi. EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu, kararın hemen ardından “erteleme yetkisi peşin yasaklama hakkı vermez; her başlık için ayrı grev kararı alacağız, 8 Ekim’den itibaren eylemlerimiz devam edecek” açıklaması yaptı. Şimdiye kadar sendikanın dört talebinden yalnızca birinin karşılandığını savundu ve iş güvenliği risk analizi raporlarının hâlâ sendikaya ulaşmadığını belirtti. YKP, EL-SEN’in direnişinin yanındadır. Grev; meşru, anayasal ve sendikal bir haktır; bir hükümetin ‘erteleme’ adı altında bir sendikanın grev hakkını 60 gün boyunca fiilen kullanılamaz hale getirmesi, kelimenin tam anlamıyla hakkın askıya alınmasıdır ve kınanması gerekir.
Bu kararın bağlamı tesadüf değildir. 1 Ekim 2026’da Lefkoşa Dereboyu’nda KIB-TEK trafo odasında yaşanan patlamada kurum emekçisi 32 yaşındaki Arif Özkıraç’ın vücudunun yüzde 30’u yanmış, yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. EL-SEN tam da bu olayın ardından koruyucu ekipman, iş güvenliği risk analizi raporları ve kronik yatırımsızlıkla yönetilen elektrik altyapısı için grev kararı aldı. Hükümetin bu talepleri değerlendirmek yerine verdiği tek cevap, grevi 60 gün süreyle ertelemek oldu. Yani iktidarın can güvenliği tartışmasını kapatmak için kullandığı araç, aynı emekçinin örgütünün sesini kısmaktır. Kumyalı silosunda bir emekçinin yaşamını yitirmesi, Girne açıklarında yolcu gemisinde onlarca insanın yaşamını yitirmesi, Dereboyu’nda bir trafo odasında Arif Özkıraç’ın bedeni ve şimdi EL-SEN’in grev hakkı: hepsi aynı anlayışın farklı yüzüdür. Devletin, denetimi kâğıt üzerinde bırakması, kurumun yatırım yapmaması, emekçinin canıyla ödemesi ve sesini çıkarana yasak konulmasıdır. Bu adada önce canını veriyorsun, sonra sesini kısmaya kalkıyorlar.
Basına yansıyan haberlere göre seçim yasaklarının 7 Ekim’de yürürlüğe girmesine kısa süre kala, 5 Ekim gecesi KIB-TEK Yönetim Kurulu bazı terfileri “mevzuata ve liyakat kriterlerine aykırı biçimde” onaylamış; EL-SEN üyeleri toplantıyı protesto etmiş ve sendika Yüksek Seçim Kurulu ile polise şikayet başvurusunda bulunacağını açıklamıştır. EL-SEN Başkanı Tuğcu da 7 Ekim’deki açıklamasında “liyakatsiz isimlerin bir bir terfi ettirildiği” iddiasını yineledi. Bu iddiaların doğruluğunu tartmak YKP’nin değil, yetkili makamların işidir; ancak basına yansıyan tablo, Bakanlar Kurulu’nun 2 Ekim’deki 338 kişilik yurttaşlık dalgası ve 19 Eylül’de TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın “mühür” siyasetini duyurduğu stadyum lansmanıyla birlikte okunduğunda, iktidar bir yandan emekçinin grevini erteleyerek sendikal hakkı kısıtlarken, seçim yasaklarının başlamasından hemen önce kendi kadrosuna terfi dağıtıldığı iddialarıyla da gündeme gelmektedir. Bu zıtlık siyasi ağırlığıyla sorgulanmayı hak etmektedir.
Yeni Kıbrıs Partisi’nin somut talepleri şunlardır:
(1) Bakanlar Kurulu’nun 60 günlük grev erteleme kararı derhal geri çekilsin; grev meşru ve anayasal bir haktır, hükümet eliyle fiilen askıya alınamaz.
(2) KIB-TEK Yönetim Kurulu, EL-SEN’in dört talebine, özellikle iş güvenliği risk analizi raporlarının eksiksiz paylaşılması ve koruyucu ekipman standartlarının yükseltilmesi talebine, 60 günlük erteleme süresini beklemeden cevap versin.
(3) 5 Ekim gecesi yapıldığı iddia edilen terfiler Yüksek Seçim Kurulu, Yüksek İdare Mahkemesi ve ilgili meslek örgütleri tarafından ivedilikle incelensin; mevzuata aykırılık saptanırsa iptal edilsin.
(4) 42/1996 sayılı Yasa’nın 16(3). maddesindeki “temel hizmet” ve “erteleme” hükümleri uluslararası sendikal haklar standartları ışığında meclis gündemine alınsın; grev hakkını fiili yasağa dönüştüren esneklik daraltılsın.
(5) Dereboyu trafo patlamasına ilişkin müfettiş raporu hazırlanırken, KIB-TEK altyapısının bağımsız teknik denetimi EL-SEN ve KTMMOB başta olmak üzere emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilsin; sonuçlar kamuoyuyla eksiksiz paylaşılsın. Yeni Kıbrıs Partisi, adanın her iki yakasından barıştan yana tüm Kıbrıslıları (sivil toplum örgütlerini, sendikaları, meslek birliklerini, gençlik ve kadın hareketlerini, bağımsız yurttaşları) EL-SEN’in direnişinin yanında durmaya; KIB-TEK emekçisinin can güvenliğinin, sendikal hakkının ve örgütlü sesinin yasakla kısılamayacağı kamusal bir mücadeleye omuz vermeye çağırır.
_________________
Yeni Kıbrıs Partisi
Basın Bürosu
08/10/26




