iktibasCeren ErgençÇin'in artan öz güveni - Ceren Ergenç
diğer yazılar:

Çin’in artan öz güveni – Ceren Ergenç

Yeniçağ podcastını dinleyin

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Hakan Fidan’ın Çin gezisinin olumlu havası, hemen arkasından Türkiye’nin Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara yüzde 40 ek vergi getirdiğini açıklamasıyla dağılmıştı. Türkiye’nin ek vergi kararı, Brezilya ve Avrupa Birliği’nin aynı sektördeki ek vergi kararıyla aynı zamanda açıklanmıştı. ABD’nin ek vergileri yüzde 100 ve Endonezya ve Kanada’nınkiler de yolda gibi duruyor. Üstelik Endonezya, Çin’in yakın bölgesindeki önemli pazarlarından biri, yüzde 200 gibi bir oranı tartışıyor. Çin’in kendi ekonomisindeki sorunları çözmek için dış pazarlarda arz fazlası yarattığı ve yerel sanayileri çökerttiği suçlamasıyla yürürlüğe konan bu vergilere karşı Çin, Dünya Ticaret Örgütünün ticarette korumacılığa karşı hükümlerini hatırlatıyor.

Bu resmi söylemin yanı sıra özellikle, ve hatta sadece, AB’ye yöneltilmiş bir suçlama da Çin’in yükselişini engellemek için yeni emperyalist yöntemlere başvuran ABD’yle saf tutmak. AB ek vergileri açıkladığından beri Çin devlet sözcüleri her fırsatta AB’yi bu yanlıştan dönmeye çağırıyor. Çin’in AB üzerinde bu kadar ısrarcı olmasının nedeni, kendisine karşı ABD’yle birleşmesini engelleyebileceğini bilmesi çünkü AB içinde üye devletler Çin’e karşı yaptırımlar konusunda hemfikir değil.

Geçen hafta sonu Çin, AB’nin Pekin Büyükelçiliğini, ek vergiler 4 Temmuz’da yürürlüğe girmeden önce yeniden pazarlık masasına çağırdı. Bu son dakika hamlesi sonucu değiştirecek mi göreceğiz ama ilginç olan AB’nin Pekin Büyükelçiliğinin ek vergi kararı henüz AB içinde sonlandırılmamışken ve 4 ay boyunca Çinli makamlardan görüşme talep ettiği halde hiçbir geri dönüş alamamış olması. Yani, bu son dakika pazarlığı daha önce yapılabilirmiş ama Çin, AB temsilciliğini deyim yerindeyse muhatap almamış.

Bu muhatap almamanın ana nedeni, ABD’nin aksine Avrupa’da Çin karşıtı koalisyonun tüm devletler ve sermaye gruplarını kapsamıyor oluşu. Bir diğer nedense 15-18 Temmuz tarihlerinde yapılacak ve Çin’in ileri sanayileşme konusundaki yeni planlarını (“Kaliteli yeni üretici güçler” yaratmak olarak geçiyor) açıklayacağı ÇKP toplantısı öncesinde bir öz güven gösterisi işlevi görmesi.

Öz güven meselesi, Çin’in Sevr Sendomu diyebileceğimiz Afyon Savaşları’ndan sonra yaşandığı düşünülen ‘Aşağılanma Yüzyılı’nın toplumsal hafızasına dayanıyor. Çin’in iktisadi ve toplumsal kalkınmasında her olumlu adım Aşağılanma Yüzyılı’nı sona erdirecek bir adım olarak sunuluyor ve bu toplumsal hafıza canlı tutuluyor. Öz güven terimi Hü Jintao tarafından kullanılmaya başlamıştı ama 2022 yılındaki ÇKP kongresinde Xi Jinping’in yaptığı bir konuşma sonrası resmi literatüre girdi. Çin ne zaman SSCB ve diğer Doğu bloku ülkeleri gibi bir rejim değişikliğine gidecek sorusunun artık sorulmaması için ÇKP önderliğindeki ‘Çin’e özgü sosyalizm’in teorisine ve pratiğine güvenmek anlamında kullanılan ‘4 öz güven’ söylemi 2017 yılında anayasaya bile girdi.

2022 yılında, öz güven duyulacak konulara Çin kültürü de eklendi. Çin kültürü hem antik döneme kadar uzanan modernite öncesi tarihi hem de ÇKP’nin tarihini içeriyor. Kültürel öz güvenin sonradan resmi söyleme eklenmesinin bir nedeni iktisadi, tarihsel diğer öz güven kaynaklarının yeterince birleştirici olamadığının düşünülmesi. Bir diğer neden ise kültürün iktisatla içiçe geçmiş olması.

Devlet, kültürel öz güveni kazanmak için Çin kültürünü tanıtmak ve geliştirmek gerektiğini, bunun için de kültür sanayine yatırım yapmak gerektiğini ileri sürüyor. Çin zaten dünyanın geri kalanıyla uyumlu olarak 2010’larda kültür sanayisine yatırım yapmaya başlamıştı. Kentsel dönüşümle sanat parklarına dönüştürülen tarihi binalar ya da inşaat sektörünün yeni çıkış yolu olarak yapılan devasa gösteri alanları her orta ve büyük ölçekteki kentte bulunabilir. Geçen hafta, kültürel öz güven geliştirmenin yerel düzeydeki çabalarına ilişkin bir haber dikkat çekti.

2022 yılında, parti sekreteri olduğu kasabanın kültürel mirasını geliştirme çalışmaları sırasında aşırı yorgunluktan kalp krizi geçirip ölen Xu Limin, iki yıl sonra “örnek bürokrat” ilan edildi. ‘Vatan için ölmenin’ örnek bir davranış olarak gösterilmesi Çin devleti için olağan ama Xu Limin niye bu kadar yoğun çalışmıştı? Çin’in özel sektöründe 996 kültürü denen, haftanın 6 günü sabah 9-akşam 9 çalışma pratiği yakın zamanda genç üniversite mezunları isyan edinceye kadar çok yaygındı. Ama, aynı şeyi devlet memurları için söylemek zor. Yerel yönetimlerde çalışma kültürü bölgeye, titre ve çalışılan kuruma göre değişiklik gösteriyor. Örneğin, gelişmiş veya gelişmekte olan bölgelerdeki memurlar, geri kalmış bölgelerde sıkışıp kalanlardan daha fazla çalışıyor. Terfi olasılığı olanlar, Pekin’de yüksek bir pozisyona atanma ihtimali olmadığı bariz olanlara göre daha çok çalışıyorlar. Örneğin, geleceği parlak görünen genç memurlar kariyerlerine genellikle ilçe düzeyinde başlar çünkü a) Merkezi düzeye yükselmek için kırsal yönetişimde deneyim (gayriresmi olarak) neredeyse zorunludur ve b) Kırsal düzeyde bir sorunu çözerek göze girmek daha kolaydır.

Çalışma yoğunluğu açısından devletin hükümet değil de Parti kanadındaki bölümler, örneğin Parti içi disiplin denetimi ya da yeni üye alımı yapan bölümler diğer bölümlere göre daha mercek altındadır. Bu açıdan, kültürel miras çalışmalarının yoğun çalışma gerektirecek bir alan olarak gösterilmesi şaşırtıcı. Üstelik, Xu Limin Pekin’e atanmayı umacak kadar genç de değilmiş bu kadar çalıştığında. Ancak, yöneticisi olduğu ilçe Xi Jinping’in tüm yeni politikalarının deneme tahtası olan Zhejiang eyaletinde, o yüzden yukarıda bahsettiğimiz ‘kültürel öz güven’i kanıtlamak için büyük baskı altında olduğunu tahmin edebiliriz.

Pekin’deki bürokratlar da bugünler de ‘iktisadi öz güven’in yeni kanıtı olacak Kaliteli Yeni Üretici Güçler teriminin içini doldurmaya çalışıyor. Başladığımız noktaya geri dönecek olursak, önümüzdeki yazılarda, Çin’in AB büyükelçisinin toplantı talebine uzun süre yanıt vermemesine neden olarak gösterilen iktisadi öz güvenin mihenk taşlarından biri olacak olan Parti toplantısının olası etkilerini konuşuyor olacağız.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
261AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin