iktibasGözde Bedeloğluİsias davasında “sizi biz kurtardık” savunması! - Gözde Bedeloğlu
diğer yazılar:

İsias davasında “sizi biz kurtardık” savunması! – Gözde Bedeloğlu

Yeniçağ podcastını dinleyin

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, 26’sı çocuk 72 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki İsias Otel davasının üçüncü duruşması 12 Haziran günü görüldü. Tutuklu üç sanığın mevcut hallerinin devamına karar verildi. 28 Mayıs’ta, Adıyaman Valiliği İl İdare Kurulu, yapı ruhsatında imzaları bulunan ve sorumlulukları tespit edilen dönemin ruhsat büro teknisyeni, ruhsat büro şefi, imar müdürü ve belediye başkan yardımcılarından hayatta olan dört kişi aleyhine soruşturma izni vermişti.

KKTC’den voleybol turnuvası için Adıyaman’a gelen ve İsias’ta hayatını kaybeden çocukların ailelerinin avukatı, Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, “hali hazırda yargılanan otel sahipleri ve fenni mesullerin yanı sıra, denetim görevini yerine getirmeyen; ruhsat koşulları oluşmamasına rağmen otel ruhsatı veren belediye yetkililerinin yargılanmasının önünün açılması, bizleri ve ailelerimizi memnun etmiştir. Bu kişilerle ilgili soruşturma ve yargı sürecini de sıkı bir şekilde takip edeceğiz” demişti. Avukatlar, önceki gün görülen üçüncü duruşmada, belediye çalışanları hakkındaki soruşturma dosyasının İsias davası ile birleştirilmesini ve kamu görevlilerinin mevcut sanıklarla yüzleştirilmeleri gerektiğini söyledi. Mahkeme duruşmayı 22 Ekim’e erteledi.

***

Tutuklu yargılanan otel sahibi Ahmet Bozkurt ifadesinde, fazla kat çıkıldığı iddialarını reddederek kredi desteğiyle yaptırdığı yenileme tadilatlarının usulüne uygun olup olmadığının denetlenip tasdiklendiğini söylemişti. Binanın, apartmandan otele dönüştürülme ve yenilenme süreçlerinin herkesin gözü önünde yaşandığının itirafı olan bu savunmasında Bozkurt, yıkıma depremin şiddetinin neden olduğunu belirtmişti. Otelle ilgili her şeyi doğru yapmasına rağmen asrın felaketi yaşanmış ve yüz binlerce bina nasıl yıkıldıysa kendi oteli de o şekilde yıkılmıştı. Ancak bilim aksini söylüyordu. Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Bölümü’nden Doç. Dr. Cemal Geneş, İsias Otel enkazında yapıyla ilgili incelemelerde bulunmuştu. Beton kalitesinin bariz şekilde düşük olduğu, dere kumu ve çakılı kullanıldığı görülmüştü. Geneş, yapıya etki eden, asrın depremi olarak tarif edilen ivmenin bazı şehirlerde ve bazı bölgelerde beklenenden fazla olduğunu ama Adıyaman için ve İsias Otel’in bulunduğu konum ve zemin koşulları değerlendirildiğinde, alınması gereken deprem yükünden büyük olmadığını tespit ettiklerini açıklamıştı. Kısacası, binanın bu depremde yıkılmaması gerekiyordu.

***

Ahmet Bozkurt’un, en iyi şekilde inşa ettirdiğini söylediği İsias Otel saniyeler içinde kumdan dağ oldu. Çürüklüğü makyajla örtülmüş otel ailelere Adıyaman’ın en iyisi diye pazarlanmıştı. Ancak bina, insanları hayatta tutan bir yaşam üçgeni oluşturmaya fırsat tanımayacak kadar zayıftı. Aileler, un ufak olan enkazı kovalara doldurarak kaldırmaya çalışmıştı. Çocukları, güle oynaya geldikleri Türkiye’den ülkelerine tabutlar içinde döndü ve ailelerin sorumluların cezalandırılması için Türkiye adaletine güvenmekten başka çaresi yok. Sadece kendi çocukları için değil bütün deprem mağdurları adına adalet mücadelesi veriyor ve her saniyesinin acılarına acı eklediği kuşku götürmeyen duruşmalara katılıp seslerini duyuruyorlar. Süreç tek başına yeteri kadar zor değilmiş gibi, sanık Ahmet Bozkurt’un yaptığı son savunma mağdur aileleri kelimenin tam anlamıyla çileden çıkardı. Suçsuz olduğunu ve tutuksuz yargılanmak istediğini söyleyen Bozkurt, 1974’teki askeri harekata katılmış biri olarak “kefenimi boynuma takarak savaşa gittim, kaçmadım” dedi. Ee yani?

***

Davayla bir ilgisi olmayan bu sözlerin Kıbrıslı Türkelere göre tercümesi açıktır: “sizi biz kurtardık!” Günlük hayattaki en basit olaydan tutun da, siyasi tartışmaya kadar pek çok alanda kullanılır bu kalıp. Bıktırıcıdır. Türkiye’nin Kıbrıslı Türke üstten bakışının en klişe özetidir. Düşünün ki çocukları, sorumluların çürüklüğünü yıllarca görmezden geldiği bir otelin altında kalmış, adalet arayan ailelere söylendi bu kez de. Çocuklarınız otelimde öldü, ama ben suçsuzum ve de sizi kurtardım, bu mudur yani? Evet, durum buz gibi budur. Kıbrıslı Türklerin, hakkı için sesini birazcık bile yükseltmesinin karşılığı hep budur. Misal, TC ile KKTC iki kardeş ülkedir, ana-yavru ilişkisi bitmeli, dedikleri anda diplomatik laflar yerini hızla had bildirmeye bırakır. Gün geldi, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’ye karşı bu bitemeyen borcu, çocuklarına mezar olan çürük İsias’ın sahibi tarafından bile kolayca dillendiriliverdi işte. O meşhur kahramanlık, suçluların suçunu saklamaya çalıştığı bir kalkana dönüştü. Saygı isteyen saygı göstermesini de bilecek. Bitmeli artık bu ‘nankörler’ edebiyatı.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
261AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin