yazılariktibasKuklacı rejim ve 23 Nisan - Serdar M. Değirmencioğlu
diğer yazılar:

Kuklacı rejim ve 23 Nisan – Serdar M. Değirmencioğlu

Yeniçağ podcastını dinleyin

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

MİT'in etkinlik duyurusu.Çocuk haklarını, özellikle de çocuğun yararı ilkesini çiğnemeyi ilke edinmiş rejim, geçtiğimiz 23 Nisan’da hiç utanma sıkılma belirtisi olmadan kendini ortaya koydu. Bu rejimin düzenlediği 23 Nisan etkinlikleri köhne ve dayatmacıydı.

Bu yıl Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bile devreye girdi ve bir “mektup ve resim operasyonu” düzenledi. Mizansen şöyleydi: MİT internet sitesine bir duyuru yerleştirildi. Duyuruda, 5-14 yaş arasındaki çocuklar “hayal güçlerini kullanmaya davet” edildiler! Böyle açık uçlu bir çağrı MİT için biraz tehlikeliydi. Çocuklar düş kurmaya başladıklarında kocaman ve engin düşler kurabilirler; barış-özgürlük-adalet düşleyenler, hatta bunlardan isteyenler olabilirdi. Ya da çocukların okula aç gitmemeleri için okullarda ücretsiz bir öğün yemek verilmesi gibi çok somut dilekler belirebilirdi.

Bu nedenle, yetkililer davetin sınırlanması gerektiğini düşündüler. Öyle uçsuz bucaksız bir düş kurma etkinliği, MİT ve görev tanımına yakışmazdı! Duyuruda etkinliğin MİT’in temel kavramlarıyla sınırlı olduğu belirtildi. Yani, güvenlikistihbarat ve gizli ajan. Yönerge açıktı: Çocuklar hayallerindeki gizli ajanı çizebilirler veya istihbarat ve güvenlik üzerine mektup yazabilirlerdi.

MİT, ordu veya polis çocuklara ilgi gösterdiğinde yapılması gereken kurguyu çözmektir. Çözmek gerek ki, oyunları bozabilelim. Belli ki; MİT yetkilileri ABD gizli servisinden kopya çekmişler, bir “mektup ve resim operasyonu” düzenlemişler. Hemen soralım. MİT sitesine bir duyuru konulduğunda çocukların bundan nasıl haberleri olabilir? Çocuklar MİT sitesine neden ilgi göstersinler ki? Yoksa çocuklar değil, yetişkinler mi görüp çocuklara duyuracaklardı? O da olamaz. MİT yetkilileri operasyonun bu ayrıntılarını unutmuş olabilirler mi? Elbette ki, hayır. O zaman kurguyu açalım.

MİT gibi bir “istihbarat teşkilatı” açık uçlu etkinlik düzenlemez; başı da sonu da belli olsun ister. Çocuk veya yetişkin, hiç fark etmez. Gönderilecek mesajların rejimin zihniyetine uygun olması, operasyonun amacına hizmet etmesi gerekir. Bunu yapmanın en kolay yolu, bütün çocuklara değil, belirli çocuklara ulaşmaktır. Belirli çocuklardan alınan resim ve mektuplar içerisinden seçim yapılır ve bunlar, “İşte bakın, Türkiye’de çocuklar bizi ve bu rejimi seviyorlar!” ana fikrini işlemek için kullanılırlar.

Tersini düşünelim. Türkiye’nin her noktasındaki çocuklara ulaşmak istendiğinde, işe aylar öncesinden başlanır; kapsamlı ve sürekli bir kampanya gerçekleştirilir. Çocukların çizecekleri resimlerin veya yazacakları mektupların yetişkinlerin etkisinden arındırılması, yetişkinlerin veya yetkililerin sansüründen korunması için büyük çaba gösterilir. Resimlerin ve mektupların gönderilmesi bile başlı başına önemli bir iştir; her adım ciddi çaba gerektirir.

MİT’in “mektup ve resim operasyonu” elbette ki, böyle bir çaba içermiyordu. Çünkü işler MİT için farklı yürüyor. MİT düğmeye basıyor ve başta AA olmak üzere yandaş medya haber yapıyor: “MİT, çocuklardan resim ve mektup istedi.” Hiç sormuyorlar: Kim? Hangi çocuklar? Nasıl? Nerede? Neden?

MİT istedi mi, haber kolay. MİT ne gönderirse, haber metni oluyor. Sorgulamak kimin haddine? Haber metni hazır: “Gönderilen resim ve mektuplardan seçilenler MİT’in resmi internet sitesinde yayınlanacak. Aileler, çocuklarının hazırladığı resim ya da mektupları 23 Nisan 2024’e kadar 23nisan@mit.gov.tr elektronik posta adresine gönderebilecek.”

Acaba MİT özel bir birim kurmuş ve bu birim 22 Nisan akşamı gönderilecekleri incelemeye hazır bekliyor olabilir mi? Elbette ki, hayır! Kurgu başka! Kurgu belli! Amaç, “Türkiye’de çocuklar bizi ve bu rejimi seviyorlar!” ana fikrinin işlenmesi. Gerisi operasyon. Çocuklar birer kukla, birer araç. Ana fikre uygun resim ve mektuplar sipariş ediliyor. Uygun olanlar belirleniyor. Yarısı kız, yarısı erkek çocuk olmasına, Güneydoğu’dan bir tane içermesine dikkat edilerek. MİT çocukların adlarının kapatılması gerektiğini bile bilmiyor, ya da bunu umursamıyor. Çocukların ve haklarının onlar için ne gibi bir değeri olabilir ki?

23 Nisan çocukların yararını umursamayan, çocuk haklarını çiğnemeyi ilke edinmiş bir rejimin eline geçtiğinde içine savaş, milliyetçilik, din ve hamaset doldurulması kaçınılmaz. MİT’in “mektup ve resim operasyonu” tamı tamına bunu gösteriyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
248AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin