yaklaşımlarNidai MesutoğluSavaş ve emperyalizm – Nidai Mesutoğlu
yazarın tüm yazıları:

Savaş ve emperyalizm – Nidai Mesutoğlu

Yeniçağ podcastını dinleyin

Hayatta kalabilmek için mücadele etmek tüm canlıların ortak özelliğidir. Bu mücadelede güçlü olan hayatta kalırken güçsüz olanlar hayatları sonlandırılır.

Bunu doğal hayatta gözlemlemek mümkündür. Sadece hayvanlardan bahsetmiyorum. Bitkilerde de durum aynıdır. Yabani bitkiler ektiğimiz bitkilerin besinlerine ortak olurlar ve gelişmelerini engellerler.

İlk insanların hayatta kalabilmesi için barınma ve beslenme ihtiyacı olduğu gerçektir. Bu olanakları elde etmek için doğa ile mücadele etmek gerekir. Doğal afetlere karşı korunmak ve doğadan beslenmek için kendilerine göre barınaklar yapmışlardır.

Toplu yaşam alanlarını başka toplumların saldırılarından korumak için de kendilerine göre savunma mekanizmaları ve silahlar yapmışlardır.

Buradan anlıyoruz ki ilk kavgalar bir yaşam mücadelesi nedeniyledir. Hayatta kalmak için büyük emeklerle oluşturulan yaşam olanakları başka toplumların almasına izin verilemezdi. Buna karşı direnç bir kavga sebebiydi.

Tarihteki birçok savaşın sebebi de böyledir. Özellikle yerleşik olmayan kavimler yerleşik olan kavimlerin zenginliklerini ele geçirmek, onları vergiye bağlamak için istila gerçekleştirmişlerdi..

Tüm savaşların kararını veren yönetimler bu savaşların kazanılması halinde elde edecekleri kazanımları düşünmüşlerdir. Bu savaşlarda savaşıp ölen askerler ise sadece yönetenler e olan bağlılıkları nedeniyle ölmüşlerdir. Bağlılıkların bir drbrbi korunma içgüdüsü diğer sebebi de elde edilecek kazanımlardan pay elde etme düşüncesiydi. Bu nedenle her savaşta ölenler, öldürülenler hep sömürülen sınıflardan olmuştur.

Savaşlarda elbette ki kendi toprağını ve zenginliğini korumak ve savunmak haktır. Savunma hakkını kullanan taraf daima haklı bulunan tar f olmuştur.

  1. ve 2. Dünya savaşlarında milyonlarca insanın ölmesinin gerçek nedeni de ekonomiktir. Dünyayı Pazar olarak gören devletler hem askeri hem de ekonomik yönden diğer ülkeleri yenmek ve Pazar payların geliştirirken topraklarını da büyütme hedefindeydiler.

Israil’in Filistin topraklarına saldırması tam bir soykırım örneği oluşturuyor. Burada dikkat çeken konu hemen hemen tüm ülkelerde sıradan insanlar bu soykırıma karşı tepkilerini ortaya koyarken emperyalist devletlerin yönetimleri İsrail’in saldırıları karşısında destek beyan etmişlerdir.

Dünyamızı kuşatan emperyalizmin gerçek yüzünü bir kez daha gördük. 2. Dünya savaşından sonra alınan tüm kararlar savaşların çıkmasını engelleyemiyorsa bunun tek sebebi emperyalist devletleri yöneten burjuvazinin ekonomik çıkarları insan hayatından önce görmeleridir.

Buna karşı yönetilen sınıfların savaş karşıtlığı ve bu soykırıma karşı tepkileri daha insancıl bir duygu ile ortaya çıkmaktadır.

Savaş sebebi olarak gösterilen Hamas’ın saldırısı İsrail Başbakanı Netenyahu’ya verilmiş büyük bir fırsattı. Netenyahu’nın kendi ülkesinde otoriterleşme isteklerine karşı tepkiler büyürken sözde kendini savunma hakkını kullanarak bunu soykırıma taşımıştır. Tam bir faşizm örneği sergilemektedir.

Emperyalimin ve burjuvazinin iki yüzlülüğü içlerindeki sömürü hırsı suçsuz binlerce çocuk ve insanın ölmesine sebep olmuştur. Geçmişte bundan hiç utanç duymayanlar yine yaptıklarından utanç duymuyorlar. Vahşi kapitalim tek kutuplu dünyada at koşturtmaya devam ediyor hâlâ.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
204AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin