iktibasCeren Ergenç2024'ün ilk Çin-ABD gerilimi yaklaşıyor - Ceren Ergenç
diğer yazılar:

2024’ün ilk Çin-ABD gerilimi yaklaşıyor – Ceren Ergenç

Yeniçağ podcastını dinleyin

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

2023 yılını değerlendirme yazımda, 2024 için üç seçimi takip etmemiz gerektiğini söylemiştim: Ocaktaki Tayvan başkanlık seçimleri, hazirandaki Avrupa Parlamentosu seçimleri ve kasımdaki ABD başkanlık seçimleri.

Avrupa ve ABD seçimlerinin önemi aşikarken, Pasifik’te küçük bir adanın seçimleri niye küresel gündemi belirlesin? Çin iç savaşından beri Tayvan, ABD’nin fiili bağımsızlığını gerekirse askeri olarak destekleyeceği sözünü verdiği ve Çin’in bağımsızlığına gerekirse askeri müdahaleyle izin vermeyeceğini iddia ettiği, varlığı çekişmeli bir ‘devlet olmayan siyasi entite’. Tayvan halkı da Çinli kimliği ve Tayvanlı kimliği arasında bölünmüş durumda. Bu yüzden, Tayvan’da her genel seçim dönemi, acaba statüko bozulacak mı diye dünyanın nefesini tutup beklediği bir süreç oluyor. Bu tarihsel duruma son zamanlarda bir de küresel ekonomik güvenlik kaygıları eklendi çünkü Tayvan büyük güçler nezdinde vazgeçilmezliğini arttırabilmek için çip üretim zincirlerinde önemli bir halka haline geldi. Yani, Tayvan’da yaşanacak olası bir askeri çatışma, hepimizin kullandığı cep telefonlarını, çipli pasaportlarımızı etkileyecek.

13 Ocak’taki Tayvan seçimlerine yaklaşırken ilginç gelişmeler oluyor. 29 Aralık’ta, Çin parlamentosu, beşi Roket Kuvvetleri’nden ve en az ikisi silahlanma teknolojileriyle ilgili olan Ekipman Geliştirme Bölümünden olmak üzere dokuz komutanı görevden aldı. Bundan sadece günler önce, füze üreticicisi kamu kurumlarından üç yöneticiyi görevden aldığını kamuya açıklamıştı. Bu tasfiye dalgası, yalnızca yedi aydır görevde olan Çin’in Eski Savunma Bakanı Li Shangfu’nun ekim ayında devrilmesinin ardından geldi.

Geçtiğimiz hafta sonu Bloomberg Amerikan istihbaratı içinden ismini vermediği kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in Roket Kuvvetleri içindeki yolsuzluğun artık Xi’nin önümüzdeki yıllarda büyük bir askeri harekat düşünme ihtimalini düşürdüğünü yazdı. Yolsuzluk yüzünden füzelerin benzinle değil de suyla dolu olduğu, Batı Çin’deki kimi füzelerin kapaklarının düzgün takılmadığı için fırlatılabilecek durumda olmadıkları iddia ediliyor. Çin’in askeri teknolojileri üzerinde uzman olanlar bu iddialar karşısında kutuplaşmış durumdalar: Kimileri, bunun doğru olabileceğini çünkü Xi’nin koyduğu 2027’ye kadar askeri modernleşme hedefi gerçekçi olmadığı için alt düzey komutanları ellerindeki stoklar konusunda yanlış rapor vermeye ittiğini düşünürken; diğerleri, Çin’in çoktan katı yakıtla çalışan füze teknolojisine geçtiğini, o yüzden ‘suyla dolu füze’ iddialarının Çin’in şu andaki askeri teknolojisi için bir anlam ifade etmediğini söylüyor.

Meselenin siyasi boyutundaysa, askeri alandaki yolsuzlukların Xi’nin ÇKP içindeki güç dengelerindeki yerini zayıflatmadığı konusunda herkes hemfikir. Yolsuzluğu tespit etmiş ve komutanları görevden alabilmiş olması Xi’nin karnesine artı olarak geçti. Burada ilginç olan, Çin’in yakın zamanda askeri bir harekat başlatacak güçte olmadığı iddialarının Tayvan seçimlerinden bir hafta önce ortaya atılmış olması. Çünkü Çin, bu iddialardan bir hafta önce Tayvan seçimleri konusunda açıklama yapmış ve Tayvan’daki bağımsızlıkçı siyasi kanadı çok da üstü kapalı olmayan bir biçimde uyarmıştı. Seçimlerin ‘savaşla barış arasında’ olacağını söylemesi, eğer seçimi bağımsızlıkçılar kazanırsa Çin’in adayı ana karaya katmak için askeri hazırlıklarını hızlandıracağına dair bir işaret olarak yorumlanmıştı.

Cumartesi günkü Amerikan istihbarat raporunun hemen ardından, pazar günü, Çin Dışişleri Bakanlığı Tayvan’a silah satan beş Amerikan şirketine ambargo koyacağını açıkladı. Ambargonun içeriği konusunda ayrıntılı bilgi yok ancak bu şirketlerin Çin içindeki ve Çin’le ticaretlerinin engellenmesi yönünda olacağı tahmin ediliyor. Ambargo açıklaması, ABD’nin Tayvan’a yönelik 300 milyon dolarlık askeri yardıma onay vermesinin ardından geldi.

Bu küresel devler savaşı arasında, Tayvan halkı, bir yandan tam bağımsızlık olmasa da Çin’e karşı Tayvanlı kimliğini öne çıkaran bir duruşta ısrarcı olurken, sırf bu yüzden ekonomik ve sosyal politikalarından memnun olmadığı bir partiye oy vermeye devam etmek istemiyor görünüyor. Gelecek hafta Tayvanlıların verdikleri kararın bölgeyi ve dünyayı nasıl şekillendireceğini konuşuyor olacağız.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
204AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin