yaklaşımlarBurak KurtcebeDikilitaş siyaseti ve siyasetçisi - Burak Kurtcebe
yazarın tüm yazıları:

Dikilitaş siyaseti ve siyasetçisi – Burak Kurtcebe

Yeniçağ podcastını dinleyin

Kıbrıs’ın tarihsel ve stratejik önemini kavramadan, Kıbrıs dışında bir hayat, bir siyaset olduğunu anlamadan, emperyalizmin ada üzerindeki hakimiyet politikasını da görmeden Kıbrıs Tarihi ya da Kıbrıs siyaseti ile yapacağımız tüm değerlendirmeler eksik kalıyor…

Adanın bölünmüşlüğü yüzünden ortaya çıkan Dikilitaş siyaseti ve siyasetçisi Kıbrıslı Türkler açısından büyük tehlikeler yaratmaya gebe ne yazık ki …

Sağ ya da sol siyasette de böyle düşünülmesi olayın vahametini değiştirmiyor…

Kendine sol deyenler de bu Dikilitaş siyasetini benimsemiş durumda!

Peki bu Dikilitaş siyaseti nedir?

Öncelikle kendini merkez gören hastalıklı bir zihniyet

Narsist bir kişilik bozukluğu hali…

Biliniyor ki Narsist kişilik bozukluğu yaşayan kişilerde görülen, özellikle abartılı bir kendini beğenmişlik duygusu, Kendisine sürekli hayranlık duyulması ihtiyacı, Başkaları için empati eksikliği, başarılardan aşırı gurur duyma ve küçümseyen veya tepeden bakan tutumlarla karakterize bir kişilik bozukluğu görülmektedir…

İşte Dikilitaş siyasetçilerimizin problemleri de burada başlıyor…

Siyaset merkezini kuzey Lefkoşa sayma hali…

Bütün dünyanın kendi sorunlarıyla ilgilendiğini sandığı bir ruh hali…

Pek fazla yapılmıyor ama arada bir toplumun bir sorununa temas ettikleri zaman aşırı bir gurur duyma hali…

Bölünmüş Kıbrıs’ı ilelebet sürecek bir olgu, KKTC’yi gerçek ya da moda tabirle “eşit-egemen” zannetme …

Bunun sonucunda yapılan bütün hukuksuzlukları kabul etme, bir şey olmayacağını düşünme, “ben yaptım, oldu, hiç kimse de bakmayacak” yaklaşımı…

Kendi vatandaşına yabancılaşma durumu…

Tek merkezin Ankara’nın memurları olduğu yanılgısı, Türkiye’den gelen sıradan bir valinin ya da köy muhtarına davranışın kendi insanından daha fazla değerli olması…

Türkiye’den herhangi bir bakan geleceği zaman normal zamanda hiç temiz olmayan çevrenin temizlenmesi…

Kıbrıs’taki sağ partiler için merkez Ankara’yken sol partiler için de merkez Ankara olmakta…

Üretilen bütün mücadeleler, isyanlar hep Ankara’dan bir şey geldiği zaman yapılıyor…

Merkezin Ankara olduğunu kabul etmeyenler ise Kıbrıs adasının sadece kuzey yarısını yurdu kabul etmekte…

Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünün ortaya çıkardığı ve Kıbrıslı Türkler için en kötü durumlardan biri olan Kıbrıs’ın kuzeyi, merkezci kariyerist, makamcı, kendi seçtiği vekile tapan siyasetçiler ile dolu…

Kadro sıkıntısı çeken siyasal partilerimiz bu arkadaşların eline kalmış durumda…

Başka bir yazının konusu olsa da bu durum hep 2000’lerde ortaya çıkan ve fonlarla desteklenen paradigmasının yansımalarını da içermektedir. Solun önce ilericilerinin sonra da politikalarının değiştirilmesi sürecine paralel olarak ortaya çıkan ve sağla benzeşen değerlerinin ince ince dokunarak oluşturulmasının bir sonucu olarak da bu “yeni tip siyasetçilerin” okuması yapılabilir…

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
200AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin