yaklaşımlarÖzkan YıkıcıDarbelerin gölgelerinden sızan tortular - Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Darbelerin gölgelerinden sızan tortular – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Bugün onbeş temuz. Darbelerin yıl dönümleri. Kıbrıstaki 49 darbesinin veTürkiyedeki darbe girişiminin8 yıl dönümleri çakışmaktadır. Bu iki konu dahi geçmişten günümüze kısaca düşünülünce, epey yakın tarihin de nasıl şekillendiğini de anlamakta zorlanmayacağız. Bugünün Kıbrısı ile Türkiyesi bu birisi gerçekleşen ötekisi de girişimli olan darbelerin sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Türkiyedeki rejim ile Kıbrısın fiylen ikiye ayrılma sıçrama tarihleridir. Birinde Kıbrısı bağımsız olarak koruma görevinde olan ülkelerin hamleleriyle dağıtma ve fiylen ikiye ayırtma yaşanırlığı gerçekleştirildi. Türkiyedeki ise devlet içi krizin darbesel girişimle yeni rejim hamleleriyle günümüze gelindi. Bunlar, günümüz türkiye ve Kıbrısı giderek uluslararası ilişkileri daha iyi kavramada önemli mihenk taşlarıdır.

Kıbrıs veya Türkiyede eğer konuların daha iyi anlaşılmasını istiyorsak, hem darbe hem de girişimini incelemek gerekir. Bu inceleme ise birçok bilgiyle adeta hem siyasal hem de akademik önemli birikime ulaşırsınız. Halbuki Kıbrıs darbesi ve sonrasındaki müdahale süreci adeta yıl dönümünde dahi pek konuşturulmadı. Konuşanlar ise konuyu iyice daraltıp nerede ise anlamsızlaştırdılar. Onca felakete ve hala süren kayıplara karşın, darbe pek de yerindeki gerçeklerle konuşturulurmuyor. Burada önemli bir konuya dokunacam: Yetmişdört darbesi ve sonrasındaki dönemde konu epey deyişik yelpazelerlde tartışıldı. Özellikle sosyalist hareketelrin varlığı ve sistemsel kırılmalar nedeniyle birçok konuyla alakalı bilgi de elde ediniyordu. Zamanla alıştırılan ve yeni koşulların da yerleştirilmesiyle bu önemli kanıtlarla oluşan tartışmalar geriledi. Günümüzde ise normal haldeki istenilen aşama sınırına dek çekildi. Sosyalist hareketlerin gerilemesi, ilgili ülkelerin iyice yeni koşulları kabullenerek kendi yapısal ve kültürel yapılanmalarıyla kurumsallaşması sonucu, darbe giderek basit yüzeysel biçime dek geriledi. K. Kıbrısta hiç konuşulmayan, Türkiye ise yaptıkları hiç yokmuşçasına davranıyor. Sadece yaratılan Kahramanlık hikayeleri ile Türkiye iç politikasında kulanılıyor.

Önemli bir nokta da Türkiye CUmhurieyt sonrası ilk defa toprakları dışında bir yere girip orayda yerleşmeğe başladı. Bu örneklem kendi gerçeği ile öğrenilseydi, Kuzey Suriye gibi devamı gelen politikalar da kolay kolay gerçekleştirilip, konuşturtmayarak da ayni kurallar uygulanmazdı.

Sekiz yıl öncesi Türkiyedeki darbe girişimi bilgiler yönünden daha kuşkuların karanlıkta dolaştığı dödnemi atlatamadı. Özellikle devlet içi hesaplaşma veya ince siyasal ayarlı gelişmeler nedeniyle konunun birçok yönü hala karanlık. Zaten, darbe girişimi ve hemen sonrasında Erdoğanın hemen olağanüstü durum ilan ederek sivil darbeyle taşlandırması, birçok noktanın daha açığa çıkmadan karanlıkda kalmasını sağladı. En basitini belirteyim: Darbe girişimi denildi. Fakat,

Eğer darbeyle konu vurgulanıyorsa, bunun siyasal ayağı vardır. Basit şekliyle darbe başarılı olsaydı birileri yönetime gelecekti. Bu hareketin önderleri vardır. Bunların dahi yanıtı yok. Darbe girişimi olup çatışmalar gerçekleşip insanlar ölürken, sonuçta bastırılan darbenin siyasal ayağının kimler olduğu hiçbir zaman söylenmedi. Tam aksine, karanlıktan daha karanlığa köprü kurulup hemen olağan üstü durumla ve peşinden mühürsüz zarflarla geçirilen anayasa ile rejim hızla kurumsalaşmaya yön verdi. Bu gelişme de darbe ikileminden yeni rejim oluşturma sürecine geçişi hızla gerçekleştirilmeğe başlandı.

Nitekim, son günlerde “karma eğitimin sorgulanması, Menzil tarikat cenazesindeki olanlar, Samsun gibi ilerde sahilerde ayrışma, “nereye geldik sorularının ufak birer yanıtıdır. Seçilmesine rağmen hala tutuklu olan Atalaydan, uydurulan montaj videyo ile TELE 1 yöneticisi Merdan Yanardağın tutuklanması veya Erdoğan üçüncü kez aday olamaz diyen Yargıcın ihracına dek gidilmesi, ufak birer güncel sonuç göstergeleridir.

Kısaca, Kıbrıstaki darbenin üzerinden nerede ise yarım asır geçti. Kıbrısta darbe yapan ve sonradan müdahale eden iki ülke adanın toprak bütünlüğünü  garanti eden ülkelerdi. Fiylen ikiye ayırdılar. Sekiz yıl önceki darbe ise Türkiye devlet içi krizin darbe girişimi gibi gelişme sonucu altüst olup tek adam Şahsım devletine geçişin hızlandığı lütfe uğradı. Sistemler sürdüğü ve yerleşerek kurumsallaştırıldığı için de kolayca söylenen yalanlarla konular günce ihdiyaca göre kulanılıyor. Türkiye laiklik kuralına elvedayı çekerken, sınırlı bağımsız garantörlü Kıbrıs ise elilerin İngiltere tezi olan Taksimi fiylen kırkdokuz yıl öncesi darbeyle gerçekleştirdi. Şimdi herkes yeni durumlarla gölgelerde kalıp bocalıyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
233AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin