yaklaşımlarÖzkan YıkıcıToparlayarak özetlemeye çalışmak - Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Toparlayarak özetlemeye çalışmak – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Deprem üzerinden günler geçti. Olayların vahimliği kadar, yönetememe ve geleceğe yönelik hamlelerle, durum iyice karıştı. Acıların üzerine yeni korkular, şüpeler ve belirli alanlara savrulma da başladı. Siyasal devlet alygıtlarının resmen çaresizliği, korkutma kuralları ve fırsatı deyerlendirme kulanım araçlarıyla darmadağın ve baskıyla örülmeye çalışması da konunun yanına banbaşka gerçeklerri de karşımıza çıkarıyor. Öyle çıkarıyor ki yaşadığımız gerçekleri dahi konuşmama, anlamama adına ne gerekiyorsa yapılıyor. Türkiyede Tele 1 3 gün karartılıyor. Neden mi bir vekilin hem de ayni konuşmayı mecliste yapmasına rağmen, gerekçe gösterildi. Herhalde meclisi de neden kapatmadığı sorusunu sorsam, yanlış anlaşılmaz. Buna benzer durumlar yayılıyor. Bir de direk anlamamız gerçek sırıtıyor: özelikle buradan da insanların ölünleri, spurculardan diş tedavisine veya gezmeye gidenlerin oluşu da istemesek de Türkiye gerçeğinin kendimizi içinde bulduk. Öyle bulduk ki bazen bilgisizlik bazen de korkuyla ordan oaraya savruluyoruz. Üstelik sanki yargılamayı K. Kıbrıs yapacakmış gibi de konuşmalar gırla gidiyor. Talimatcı koltukçularımız da “hesabını soracaklarmış” laflarıyla kendilerini aklamaya uğraşıyorlar. Herhalde Türkiye adaletinin nerelerde olduğu durumundan habersiz veya günü kurtarmaya çalışıyorlar.

Bir de gelecek var: bir yanda acılar öte yanda yeni göç dalgası. Ne acıdır tek kahyıt tutan yi ne TC elçiliği oluyor. Daha doğrusu Metin bey böyle açıklama yaptı. Bizim koltukçular ayni havada; tıpkı gelen nifus, kaç öğrenci var, kaçak işçi sayısı, mülteci geçiş köprüsü durumunda olduğu gibi. BU arada kaçırmayalım: 22 ünüversite gerçeğimiz sektörleştiği ve rantlaşan gözlerle bakış ollması sonucu bilim alanındaki boşluğa şimdilik yanıt vermedi. Ama, bir ü nüversite patronu kKTMMOB denetiminin ve vize konusunun daraltılması yasal önerisini verdiğini hala aklımızın bir yerinde tutuyoruz. Onu hala geri çekmedi. Ama, bol öğrencili, bir kısmı emek piyasasında ucuz emek veya başka çalışma kesimlerinde kulanılırken, hayat yine akıp gidiyor. Ahalide ise korkular başladı. Bu yerlerden biri de Kermiyadaki sosyal konutlarda oturanlarda oldu. Hemen hatırlatayım: zamanında bun gerçekleri söyleyen kesime “ki ben de epey uğraştım” belirli kesim katılmadı. Makamın iyidir laflarına inandılar. Üstelik yine benim de olduğu epey kişi tamileri de epey fazla harcamayla lyaptılar. Nerede ise maliyet fiyatına geldiğini de bende yaparak tanığıyım. Bazılarına ısrasrla kulanılan mavzemeden öteki durumlardaki yanlışları söyledik. Doğrusu az destek bulduk. Üstelik hala aklımda: makama gidip şikayetlerimi söylerken, bunu dilekçeyle de yazarken, oradaki bazı çalışanlar alay eder gibi benzetmeler yaptılar. Tepki gösterince de sanki ben kör olma yanında sağırmışım gibi de fısıltıyla hakımda aşağlayıcı sözler kulandılar.

Sonradan konuyu şikayetim olması nedeniyle de yargıya taşıma sürecinde, dilakççemin yok edildiğine tanıklaştım. Şimdi insanlar ayni şikayeti söylüyor. Nede olsa deprem konusu da eklendi. Can derdi. Tabi TEPE şirketinin Çiler yanlısı olması, yasalara uymayan kurallarla ihale verilmesi ve öteki mütahitlerden daha sgarta mavzeme kulanmasına rağmen sırf TC gerçeğği ile uydurulup verilmesi de tesadüfün çok ötesindeki gerçektir. Öteki mütahitlerin binaları daha sağlamken, tEPE şirketinin yaptığı eserler hem daha pahalı hem de epey sorunlu olmaların da son konut projesindeki en felaket örnek olarak hala abide şeklinde ayakta durmaktadır.

*****

Depremin üzerinden günler geçti. Hala acılar artarak sürühyor. Siyasetin devlet iflası net şekilde yaşıyor. Türkiyede aKP hem idare etme hem de geleceğine oynama tutumlarına girdi. Bir yandan kadercilikle tanrıyı işin içine katıyor, öte yanda baskı ve yasakları kulanıyor. Haber yasakları ve tutuklama tutumları temel politikadır. Kendinin yapmadığı yardımları tabela deyiştirip veyan TRT gibi kurumları kulanıp kendinin yaptığı algısına sarılıyor. Kendini yeniden kurtarma ve yarınki seçime hazırlanıp rejimi ayakta tutmaya önem verme noktasına yoğunlaştı. Konu depremden önce kendinin iktidarda kalması noktası oldu. Zaten daha yardım seçmede dahi devletin yapısına güvenmeme durumu yardım etme gönülülüğüne dek yansıdı. Ama hep şu soru soruluyor: Devlet nerde. Devlet bilinen yerde. Kurumlardan diyanet üvey evlatla evliliği öneriyor. Şovlar ve yasaklar yetmiyor. Kuzey Kıbrıs yönetimi ise alıştığı talimatla iş yapmanın nda acizliğinde boğuluyor. Ama fırsat dyeip hem bütçeği kapatma, hem izaz ikramı artırma veya baş makama vetenirer alma işleriyle meşkul. Üstel bu defa de ihalesiz elektrik oynundan sonra makamına vetenireri hem de deprem şokunda alarak adeta yaptıklarıyla “destanlaşıyor.

Kısaca, seçim öncesi neleri konuşuyorduk. Şimdi neler oluyor. Hala KTMMOB yasası geri çekilmedi. Ama durmadan denetim deniliyor. Muhalelflet ise tTufan beyin birasını yudumlayarak günü kurtarmaya çalışıyor. Meclis dahi toplanmadıydı süreç içinde. Ama hayat sürüyor. Kimisi günü kurtarmaya kimisi acılarda ve temelde olması gereken, bu depremin mutlaka birşeyleri deyiştirme aciliyetidir. Bakalım önümüzdeki günler, yeni depremler derken, bu siyasal dyeişime dek gidecekmi sorusunun da yanıtını yaşayarak göreceğiz.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
239AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin