Kıbrıs iktibasAziz ŞahYerleşimci Din İşleri Başkanı’nın “halk”ı Kıbrıslı değildir - Aziz Şah
yazarın tüm yazıları:

Ferdi Sabit Soyer burada 2005-2008 arası CTP tarafından tek seferde “vatandaş” yapılan 54.000 kişiden bahsediyor. Açıklamanın tamamı şöyle: “Kuran kurslarının resmi olarak açılmasına izin verdik. Niye mi? Türkiye’den gelen işçiler kayıtdışı çalışıyordu. Biz onları kayıt altına aldık, onlar da ailelerini getirdiler. Kıbrıs Türkü’nün ibadetini evde yapma geleneği vardır ama Anadolu’dan gelenin dini talebi, ihtiyacı farklı. Türkiye’den gelen işçilerin taleplerine, kendi metotlarımızla cevap vermeliyiz ki, tatlı muhabbet ortamı olsun, kimse kendini dışlanmış hissetmesin. Kendi yöntemiyle talebini karşılamak için de arayışa girmesin”…

Yerleşimci Din İşleri Başkanı’nın “halk”ı Kıbrıslı değildir – Aziz Şah

Yeniçağ podcastını dinleyin

Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun (BTHK) 2022 Üçüncü Çeyrek (Eylül) verilerine göre, 934.023 mobil abonesi var Kıbrıs’ın işgal bölgesinde.

BTHK’nın İkinci Çeyrek verilerinde (Haziran’a kadar) 908.653 abone vardı…

2022 Haziran’ından 2022 Eylül’üne Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki mobil abonesi sayısındaki artış 25.370!

Herhalde Kıbrıs’ın işgal bölgesinde verilerin milimetrik olarak hesaplandığı tek alan haberleşme sektörüdür. Zeki Beşiktepeli ekmek ve bulgur tüketimiyle hesaplardı nüfusu, ben de Telsim ve Turkcell abone sayıları üzerinden…

Bu bir nüfus yazısı değil aslında. Ancak din nüfustan çıkar. Demografiyi bilmezseniz din hakkında boş boş atıp tutarsınız…

Türkiye’den atanan yerleşimci Din İşleri Başkanı Ahmet Ünsal “TC Lefkoşa Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliği” kuruluşu olan HAGEM (Hala Sultan Aile ve Gençlik Merkezi) tarafından düzenlenen Aile Okulu Seminerleri kapsamında camilerde kadınlara vaazlar veriyor.

-Kocanızın yatak davetine icabet etmek zorundasınız, gibi çeyrek asırdır dinlediğimiz Siyasal İslamcı ezberleri tekrar ediyor.

Başta KTÖS, KTOEÖS, KTAMS ve CTP olmak üzere örgütler “Kıbrıslı kadınlara ne yapacağını söyleyemezsin” gibilerinden rest çekti. Ancak yerleşimci imam Kıbrıslı kadınlara hitap etmedi ki…

Kutlu Adalı’nın “Nüfus inanılmaz hızda Anadolulaşmıştır” dediği nüfusa hitap etti yerleşimci imam.

Sendikalarıyla siyasi partileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yerleşimci nüfus gerçeğini inkâr ede ede geldiğiniz noktada, söylediğiniz hiçbir sözün karşılığı yoktur. Demografik yapısını bilmediğiniz nüfus hakkında konuşamazsınız…

Yerleşimci sömürgeciliği, nüfusu bir silah olarak kullanır. Bu yüzden Kıbrıs’ın işgal bölgesinde doğum-ölüm oranları bile gizlidir.

1990’da yapılan nüfus sayımından sonra Denktaş, Kıbrıslılara karşı yürütülen “nüfus savaşı”nı itiraf eden bir demeç verdi:

-“Nüfus sayımı diyorsunuz… 1990’da yapılmıştır ve açıklanmamıştır. Niçin açıklanmamıştır? Çünkü herkes içerisinden, ‘efendim kim nereden geldi’yi araştıracağı açıktır…”

Kutlu Adalı’nın 5 Ağustos 1993’te yazdığı “Şişirme Nüfus” başlıklı yazısından 1974’teki nüfusumuzun 115.000 dolayında olduğunu öğreniyoruz.

Kıbrıs Cumhuriyeti İstatistik Kurumu’ndan 1974’ten 1997’ye kadar 54.000 Kıbrıslı’nın yurtdışına göç ettiğini öğreniyoruz. Kıbrıslı Türklerin sayısı 1998 sonu itibarıyla 86.800 olarak veriliyor.

Denktaş diyor ya,

-Nüfusu açıklarsak ne kadarı Kıbrıslıdır diye sormasınlar diye açıklamıyoruz…

Kıbrıslı azınlığa düşürüleli çok oldu. Kimileri gerçeği gizledi, kimileri inkâr etti…

Kızıl Ordu Başkomutanı Trotskiy’nin bir sözü vardır:

-“Siz savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz, ama savaş sizinle ilgilenecektir” der.

Trotskiy’nin sözünü,

-“Siz nüfusla ilgilenmiyor olabilirsiniz, ama nüfus sizinle ilgilenecektir” şeklinde Kıbrıs’ta yürütülen yerleşimci sömürgeciliğine uyarladım.

Kıbrıslılara karşı nüfus mühendisliği yürütülürken “oy” olarak gördüğünüz nüfusa yerleşimci bir imam gelip konuşma yapıyor, üstünüze alınıyorsunuz “Kıbrıslı kadınlar”a söylendi diyerek. Alınmayın boşuna…

Türkiye buraya taşıdığı nüfusu ideolojik olarak camilerde örgütlüyor, olan budur. Karşı çıkacaksanız yerleşimci sömürgeciliğine karşı çıkın…

KTÖS KTÖS’ken, yani Türkiye’nin toplumumuza uyguladığı kansız soykırıma karşı elinden geldiğince mücadele ederken sendikanın başkanlığını yapan, benim de ilkokul öğretmenim olan Güven Varoğlu şöyle diyor:

“Sorunumuz sadece Ahmet Ünsal değil aslında. Bunu hepimiz biliyoruz. Konu toplum mühendisliği, toplumu dönüştürme projesi. ‘Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir’ derler. Önce organize bir biçimde Türkiye’nin belli bölgelerinde yapılan gerici ve yobazların cirit attığı yaz kamplarına götürülen çocuklar… Sonra okullarda yapılmak istenen Kuran kursları, merdiven altlarında yapılan organize faaliyetler, cemaatsiz camiler, ilahiyat Koleji vb. uygulamalar”…

Bunları herkes biliyor… Güven hocanın esas söylediğine geleyim:

“KTÖS Başkanı iken bir TV programında Kuran kursları ile ilgili olarak tartıştığımız zamanın Din İşleri Başkanı bana,

-‘Halkımız bu kursları istiyor’ demişti…

Ben de ona,

-‘Hangi Halk?’ diye sormuştum…

Durumun buralara geleceği veya getirileceği belliydi. Geçmişte verilmeyen ya da yeterince verilemeyen bir mücadelenin sonuçlarını yaşamaktayız şimdi…”

-Hangi Halk?

Bu soruyu sormaktan acizdir bugün sendikacısı, siyasetçisi, sivil toplumcusu…

(13 Ocak 2023 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
233AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin