Duruşodis’in araladığı kapıdan fırlayan siyasi rezillikler: Crans Montana – Halil Paşa

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Ulus her ne kadar hakikat varsa ulusal olarak kabul etmeyi öğrenmelidir.

Yunan milli marşının da yazarı olan şair Dionysios Solomos’a ait bu deyiş kitabın önsözünün üst başına yerleştirilmiş. (sayfa 5)

Yazar bu sözlerin Kıbrıs Sorununa uygulandığında, Kıbrıslı Elenler’in siyasi düşüncesinin derinlerine yerleşmiş olan: “Kıbrıs Türk veya Türkiye tarafından gelecek her şeyin art niyetli, içten pazarlıklı, yalan yanlış ve propaganda içerikli… bizim taraf (Kıbrıslı Elenler) neyi savunursa doğrudur, samimidir, iyi niyetlidir… Böyle yaparak ulusal çıkarlara hizmet ettiklerine inanırlar” takıntılarını eleştiriyor.

“Gerçekleri reddeden bir toplumun, sorunlarıyla yüzleşmesi olası değildir” diyen yazar, kendi toplumunu da eleştiri topunun ağzına koyuyor. Kitabın yazma nedenini ise “insanlara gerçeği söylemek” diye not düşmüş kitabının önsözüne. (sayfa 8)

Kitapta, 2013 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesinden 2017 Crans Montana’nın çöküşü arasında geçen dönemde Anasatasiades’in Kıbrıs Sorununu yönetme biçimi ele alınmış. Duruşodis’in, Anastasiades’e siyasi danışmanlık da yaptığı bu zaman diliminde, Türkiye’den yalnızca AKP’li siyasilerle değil, AKP’li işadamlarıyla, zaman zaman Anastasiades’in de dahil olduğu toplantılarda Kıbrıs Sorunu ve çıkacak doğal gazın taşınması üzerine, Crans Montana öncesinde yapılan pazarlıklar ve tartışmalara da yer verilmiş. Yazar, birinci elden kaynaklara ve Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı arşivinden ulaşabildiği resmi yazışmalara ve belgelere de yer vermiş. Ve Kıbrıs Sorununda şimdiye kadar pek çok bilinmeyen siyasi gelişmeleri neden sonuç ilişkileriyle okurun önüne sermiş. Yazar Duruşodis’in bu kitabı, önceki yıllarda Türkçeye çevrilen ve büyük yankı uyandıran diğer kitaplarından belki de daha büyük ses getirecek.

………………………………………………

Yazar daha kitabının önsözünde kendisinin de iki dönem siyasi danışmanlığını yaptığı Anastasiades’in başkanlığındaki yılları: “Bağımlılık, yolsuzluk, ciddiyet eksikliği ve siyasi korkaklık” olarak özetlemiş. (sayfa 6)

DİSİ Başkanı Averof Neofitu’nun Ansatasiades’le ilgili düşüncesini de: “Anastasiades budur. Ya dayanacaksınız genne ya da gaçacakasınız. Ama galanlar bilesiniz ki, hap gullanacaksınız.” (sayfa 9)

………………………………………….

Yazar’a göre, Annan Planı sonrasındaki durgunluğun arkasından, Kıbrıs, İsrail, Mısır ve Lübnan münhasır bölgelerindeki hidrokarbonun Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye ulaşması için Kıbrıs sorununun çözümü acildir. AKP, Kıbrıs Sorununda tavize yanaşmaya hazır olduğunu önce Türkiyeli işadamlarını devreye koyarak Anastasiades’in nabzını yoklar. Duruşodis işadamları ile yapılan bu toplantıların bir kısmında bizzat yer alır.

Duruşodis’e göre AKP’nin bu hamlesi, ABD ve AB’nin Türkiye’yi Avrasya’ya kaptırmama ve hem NATO’nun birliğini pekiştirme, hem de enerji kaynaklarını yönetmek arzusu ile uyuşmaktadır.

Anastasiades’in talebiyle Kıbrıs’ın ABD Kıbrıs Büyükelçisi John Konening, taraflar arasında gizli ön görüşmeler için devreye girer.

Öte yandan Kıbrıs’ta olası bir çözüm, yazara göre; yalnızca adanın değil ama birer NATO üyesi olan Türkiye ile Yunanistan’ın da ABD ile işbirliklerinin pekişmesine yol açacağını ve Türkiye’nin de AB’ye yakınlaşmasını sağlayacağını düşünen Rusya’nın bölge çıkarlarıyla örtüşmemektedir. İşte Kıbrıslı Elen siyasi partiler üzerinde büyük etkisi olan Rusya bu noktada devreye girer, zaman kazanmaktan yana olan Anastasiades de Kıbrıs Sorunun takvimlendirilmesine karşı çıkan EDEK, DİKO vb. sağ partileri gerekçe göstererek Rusya’ya yanaşır.

Duruşodis’e göre, Kıbrıslı Elenler arasında, “Rusya’nın dost ve müttefik ülke olduğunun algısının şekillendirilmesi ve Batının, NATO’nun, hatta AB’nin sistematik biçimde şeytanlaştırılması” (87) bir gerçektir. Geçmişte SSCB ve müttefikleriyle siyasi-ideolojik ve mali bağı olan AKEL, Makarios’un “Bloksuzlar” siyaseti ile Rusya ile pragmatist yakınlaşmalar bir yanda; 1974’te Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalesini engellemek bir yana önünü açtığı için suçlanan ABD’ne karşı hala duyulan kızgınlık ve güvensizlik diğer yanda, bu algının kökleşmesini sağlamıştır…

Nitekim yazar kitapta ısrarla şu tespiti yapmakta:  “Kamuoyunun (Kıbrıslı Elen) oldukça büyük kısmının ve siyasi sistemin tamamının Rusya’nın Kıbrıs’ın stratejik ortağı olduğu doğrultusunda inançları vardır. Öte yandan aynı unsurlar batıya karşı şüphecidir” (sayfa 15)

Yazar’a göre Anastasiades de, DİSİ’den DİKO’ya, EDEK’ten Yurttaşlar İttifakı’na hükümet’in üyeleri ve hatta muhalif AKEL, Kıbrıs Sorununun çözümüne ABD’nin dahil olmasına şüpheyle bakarken, Rus Dışişlerinin politik etkisine her zaman için açıktırlar.

Nitekim yazar kitapta birkaç kez vurgu yaptığı: “Bizler aslında Rusya’nın Avrupa Birliğindeki elçileri olacağız” (sayfa 37 ve 87) sözleri Anastasiades’e aittir. Yazar Anastasiades’in bu sözleriyle, Kıbrıs Elen siyasi parti ve liderlerinin Rusya’ya nasıl kör bir bağımlılık içinde olduğunu ortaya koymaya çalışır.

Diğer yandan ise Erdoğan ve AKP kurmayları, Kıbrıs Sorununda, Kıbrıslı Türklerin seçtiği liderle anlaşmazlığa düşünce nasıl onları by-pass etmeye yöneldiğini, dikkatli okur fark edecektir. Ayrıca yine bu kitapta Kıbrıs Sorunun çözümünün, belki de şimdiye kadar duymadığı hangi siyasi pazarlıklara bağlandığına da şahitlik edecektir.

Neyse burada durayım…

Kitaba adını veren Crans Montana’da yaşanan siyasi tartışmalara ve pazarlıklara gelince. Bunları da eğer becerebilirsem (çünkü kitapta olay, belge, tartışma ve yorum o kadar çok ki) yine bir başka makalemde özetlemeye çalışacağım.

Bir de sözlü olarak, 5 ve 12 Aralık tarihlerinde Murat Kanatlı ile “Crans Montana” ve TMT belgelerinin yer aldığı “Bir Sır Adam” kitaplarını tartışacağımız birer saatlik radyo programı yapacağız.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,234TakipçilerTakip Et
98AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları