İkili tarih güncel tutsaklığı ideolojikleşme – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Türkiyede son yıllarda genelikle Ağustosun sonuna doğru ikili bir tarihi eksen görünümü yerleşmeğe başlandı. Daha önceleri ağırlıklı olarak BaşKomutanlık savaşı başlangıcı ile Otuz Ağustos Zafer bayramıyla kutlamalar yapılıyordu. Fakat, gidrek AKP devlet içi etkinleşmeleri sonucu Atatürkcülükle fazla önemsememe algısı sonucu, başka bir tarihi dönem gündeme ısrarla taşındı. 2071 Malazgit savaşını öne çıkarmaya başladılar. Hat ta savaşın gerçekleştiği yerde büyük kocaman bir saray dahi yapıldı. Şüpesiz bu gelişeler direk Türkiyenin tarihi gerçek değil öncelik günlük idolojik yaklaşımının sonucu olduğu da tartışılmazdır. Yeni Osmanlıcılık ile Kemalizmin görüşlerinin tıpkı devlet içi hegemonya mücadelesindeki gelinen yer gibi, ulusal günlere de yaklaşımı iyice etkilemehe başlandı. Hele de Otuz Ağustos Zafer gününün tam bir asrını doldururken, Başkomutanlık savaşının başladığı günde ilgili Malazgit törenlerinin öne çıkarılması, her türlü horuma açık hale gelmesini adeta tetikledi.

Konumuz ikili kısgaçlı ulusal günler değil. Onun için konuya fazla girme niyetinde değilim. Fakat, en azından Türkiyedeki siyasal koşulların nerelere dek gelindiğinin anlaşılması adına kısaca değindim. Bir de şunu ekleyelim: Tarihciler tabi ki bilimsel yaklaşımlı kesimlerden söz ediyorum, Resmi tarih oluşturanlar için değil, Türklerin Anadoluya Malazgitden önce girdiklerini artık kanıtladılar. Anlayacağınız: Malazgit savaşıyla Anadoluya Türklerin girişi başlamadı.

Amacım ise şu: Özellikle bu tür savaşlarda veya siyasal gelişmelerde genelikle bazen bizim de düştüğümüz bir yanılsama hep oluyor. Sadece bizim taraftaki yaşanan ve sunulanlarla ağırlıklı olarak yetiniriz. Tarihi de böylesi bir gerçeklikle anlatıyoruz. Bunu bilimselik eksenindekiler için belirtiyorum. Yoksa hamasiler le tarihi güncel idolojikleştirenler, günümüz çıkarına hizmet edecek şekliyle şekillendirip çoğu bilineni dahi ret ederler. Baskıyla korkutarak yok saydırtmaya çalışırlar. Bu nedenle, konu bilimsel kurallarla kurumsal tarih yapanlar için tek yanlı kriterini koyuyorum.

Bu konuda beni biraz da ateşleyen T.24 Sitesinde Pazar günü yayınlanan Stelyo Berberakisin yazısı teşvik yaptı. Berberakis, Türkiyenin Kurtuluş savaşı döneminde pek de bizde konuşturulnayan Kurtuluş Savaşının öteki tarafı Yunanistandaki gelişmeleri özetledi. Bunları da okuyunca, net görüş değişmese de gelen bilgilerle adeta bazı konuları da yanlış daıtığımız veya hiç dikate alınmadığını da göstermektedir.

Örneğin, Anadolu işkalinde Yunanistanın ayni siyasal yönetimle yönetilmediğini öğreniyoruz. Kırarlcılar ile Cumhuriyetcilerin çelişkilerini izliyoruz. Hat ta Kıralcıların Anadolu işkal edilirken, Cumhurieytcileri seçimde yenip Kıralı geri çağırma gelişmesi de gerçekleştiği bilgisini veriyor. Yine bazısını bildiğimiz” Yukanistan Komonistlerinin işkale karı çıktıkları için idam edilmelerine” yeni bilgiler de vardır. Daha önemlisi; işkali destekleyen Fransa ve İngiltere, Yunan Generalerinin Ankaraya yürümelerini istemiyordu. Generaler ilerleyince de yardımı kestiler. Buda Yunanistan için önemli darbeydi.

Yukarda özetlediğim birkaç gelişmeği ekleyince  bilgi ekleriyle artan yorum olasılıkları oluşur. Fakat, öz değişmez. Yunanistan cepesini de öğrenmiş oluruz. Bir de Türkiye ordusunun saldırıları sürecinde Yunanistan KOmonist çevrelerin askerlikten kaçtığı da ek bilgi olarak var. En son, Yeni gönderilen komutanla Yunan Ordusunun daha düzenli izmirden çekilmesi de sağlandı. Sonrasında çekilen askerlerin Yunanistanda darbe yapıp kıralcıları devirdiği siyasal sonucu da Berbek-rakisin bilgilerinde var.

Özetlediğim Stelyonun görüşleri bize konuyla alakalı öteki cepenin de bazı önemli bilgilerini veriyor. Bu daha geniş siyasal tarih yorum yapmasını da sağlıyor. Yazının tümünü dileyen Pazar günü T.24 sitesinden okur. Aynisinin Kıbrısta da yapılması şart. Üstelik Kıbrısın önemli özelliği dış dinamik gerçekleri ve siyasal oluşumların da mutlaka değerlendirilmeğe katılmalıdır. Örneğin son dönemki Annan planı salt iki liderle hele tek liderle hiç açıklanamaz. Bu değerlendirmeği, bu nedenle yazıp bizim de alınması gereken dersleri almayı sağlama adına yazdım. Bazen karşı tarafın bir bilgisi kafamızdaki tüm değerlendirmeleri de değiştirmeğe yarar. Yine Türkiyeden bir örnekle konuyu bağlayalım:

Herkes Hatayın salt Türkiyenin çabasıyla Türkiyeye bağlandığı ezberinde sıkışıldı. Oysa biraz araştırınca, özellikle sömürge Fransanın Şam yönetiminde istediği kurumsalaşmayı başaramadığı için bazı toprak verş veya ayarları yaptı. Üstelik yaklaşan ikinci paylaşım savaşı vardı. Fransızlar Türkiyenin yanlarında savaşa girmeği sağlama ve Şam çevrelerini cezalandırma adına Hatayın Türkiyeye verilmesi önerisini öne çıkardılar. İnönü fırsatı değerlendirip, hem isgenderun sancağı olan bölgeği topraklarına katarken, ikinci savaşına da girmeyerek Fransızlara diplomatik gol attı. Bu da önemli bir geçniş yaşanan tarihi gerçek.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,227TakipçilerTakip Et
83AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları