Ağustos 64 anısı – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Geriye doğru sarıyorum 64 yılına, çocukluk dönemine doğru yöneldim. Gün 7 ağustos. Tıpkı şimdiki gibi gece yarısına doğruydu. Çocukluk beynime kazılacak anları, tarih gibi yaşıyorum. Barış gücü arabasına bindirildik. Kolumda kız kardeşim vardı. Elime de tuturulan bir naylon çanta vardı. Biz arabaya bindirilirken, etraf hareketliydi. Silahlaar tepelerden bulunduğumuz kahvenin önüne taşınıyordu. Acele edildiği kesindi.

Araba hareket etti. Nerden bilirdim ki bu köyümde oluşumunun son anı olduğunuu. Resman eski adıyla aytotoro, Türkçeleşen simgesiyle Bozdağdan artık ebedi ayrılıyorduk. Daha toprak yolda ilerlerken, nereye gideceğimizin de soruları başlıyordu. Çocuktum ve tam anlıyamıyordum. Her kafadan sesler çıkıyordu. Sonunda biraz da ürpertilerle birlikte köyümüzden ayrıldık. Artık bir daha dönmeyecektik.

****

Köyden ayrılmadan kısa zaman önce kadınların toplandığı yerde dinliyerek oturuyordum. Önce Nevzat gelip kahvede köyden kaçacağımızı anlatmaya çalışıyordu. Kimisi de inanmak istemiyordu. Nevzat ısrarla “Mali tepesi düştü. Bizi kuşatacaklar. Şansımız yok, Erenköye kaçacağız” söyleyerek işin önemini anlatmaya çalışıyordu. Sonradan gelen ve 74 yılında Limlidide şehit olan Fuat da kaçacağımızı söyledi. İşin cidiyeti istenmese de anlaşıldı. Sonradan adının Tunver Arifoğlu olduğunu öğrendiğim örğenci geldi. Israrla acele etmemizi söyleyip, koçanları ve avtüfekleri alıp hemen kahveye gitmemizi ısrarla ve heycanla söylüyordu. Oysa daha Yedi Ağustos öğreni çsatışmalar hızlanırken alışılmış Mevsilinin aalınacağuı müjdesi bekleniyordu!

İşin özeti şu: Dilirga savaşlarının önemli vrsyonu Beş ağustosta başladı. İlk hedef Bozdağ ve Mansuraydı. Yedi Ağıstosta geneleşen saldırılar tüm bölgeye yayıldı. Hep şu tehlikeli sözleri duydum: Mali tepesi ne olacak? Önemli stratejik tepeydi. Bozdağ ve Mansuranın addeta askeri merkezi gibiydi. Nitekim Nisan ayı başındaki çatışmalarda yetersiz tetpbir nedeniyle tepe kolayca düştü. İngilizlerin sayesinde yeniden bize verildi. Bu gelişmeden sonra Maliye iyi yığınak yapıldı. Hele bölgedeki yüksek tepe oluşu ve etrafa iyi tehtit oluşturması sonucu değeri artı. Son savaş başlayınca, bir yandan Mevsilinin alınma beklentisi vaarken, Mali tepesi sorusu tüm önemli yığınaklara rağmen garip psikolojik korku vardı. Nitekim, bazı Bozdağlı kesimler Yedi ağustos öğreli Maliden insanların koşarak Mansuraya indiğini gördüler. Bu korkuyu artırdı…

Adaya Bir ağustosta çıkan Aliriza Vuruşkan veya simge etiket adıyla Akıncı, Mali tepesine çıkınca, bu tepenin önemini söyledi. Böyle bir tepenin olmasının önemini vurguladı. Herkesin aklına yerleşen şu sözleri söyledi “Bana rum bir onbeş gün zaman tanısın” dileği vardı. Fakat olmadı. Tam beş günb sonra daha Akıncı bölgeğe yerleşmeden saldırılar başladı. Mali tepesi dilirga savaşlarının yönünü belirledi. Kolay şekilde düşmesi ve hele anlatılanla oluşan sorular da epey söylenti idiyası artı. Gündüz tırmanma olasılığı hep sorgulandı. Ama değişmeyen gerçek, Mali tepesi düşünce Mansura çekildi. Bozdağ ablukaya alınacaktı. Bozdağın kaçması kesindi. Üstelik moral bozuklukları da vardı. Zanla yarışılıyordu. Rumların Maliden inip Mevlisiyle yolu kesince, Bozdağ kuşatılacaktı. Onun için hıza uzaklaşmak gerekirdi. Yine de en zor koşulda silahlarıyla tek çekilmeği başaran bozdağ oldu.*****

Ben yeniden aklıma takıldım. Yedi Ağustos gecesi Barış gücü arabasına bindirildik. Artık Bozdağ yaşamı sonlanıordu. Bunu anlamakta elbet zorlanıyordum. Sıcağa rağmen korkuyorduk. Aklımdan, bağlı braktığımız hayvanları keşke çözsek düşüncesi de geçti. Fakat yolda ilerliyorduk. Bir köy hikayesinin sonuna geliyordum. Gecenin sesizliğini bozan arabalar, tüm sıcak havaya karşın titremelerin beni sarmaldığı anlar da oluyordu. Bu çocuklukla yaşanan bir tarihti.

****

Dilirga savaşları sürdü. Ağıstos 64 dönemi de yaşandı. Bazı anlaşmalar yapıldı. Özellikle Türkiye uçaklarının gelmesi de olayın uluslarasılaşmasını da getirdi. Fakat, tüm anlaşma metinlerine rağmen geri çekilen köyler köylerine dönme izni verilmedi. Sonradan oluşan talepler de görmezden gelinip baskılar yapıldı. Bir anlamda, Yedi Ağustos Mali tepesinin düşmesiyle iki köyün geri çekilmek zorunda kalmasıyla savaşın seyri banbaşka hale döndü. Fakat, bizim kiler Mali tepesinin düşmesi konusunda resmi olmadıkça konuşurken, ne tarihe nede başka alana bu konuda gerçekleri hiç belirtmediler. Böyle bir düşme ile gerilemenin oluşma dönemini belirtmemeğe önem verdiler. Anılarda veya belgelerde önemli noktalar ayıklanarak bir savaş soyutlama bilgilenmesiyle geçiştirildi.

****

Aradan yıllar geçti. Kaçtığım köyü ancak kapılar açıldıktan sonra ziyaret edebildim. Sanki yağma sonrası dondurtulan bir zaman durma örneği gibiydi. Yerleşime bile açılmadı. Birçok yer ya yıktırıldı veya kayrak tepelerden yola inildi. Yolun eski halinde brakılış toprak halde kaldı. Ama o günü, gündüzbonba ve otomatik silah sesleri sonrası, gece sesizliğinde kaçışımız adeta bir hayatınbn kesilip yeniden göçmenlikle yeniden başlama tarihi de oldu. Bunları pek duynazsınız. Bir karşıt nefreti veya sanalik ile bol bol kahramanlık abartıları içinde konu boğuldu. Şimdi de birbirine suç ve övgülerle unjuturulan Dilirga yaşananı yeniden güncel idolojik ve belirli kesimin çıkarına yazdırtılmaya çalışılınıyor. Onun için Yedi Ağustos hep geçiştirilmeğe de devam edilecektir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,233TakipçilerTakip Et
87AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları