Dünyadan gözlemler, Finlandiya’dan Sri Lanka’ya – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Filandiya bir ayağı ile yetmişlerin sosyaldemokrat sol politikanın mirasını tüketirken, öte yandan Neoliberaleşme ile yükselen ırkçılık ile Natoya girme hamlesiyle de dönemin emperyalist kısgacına doğru yol almaktadır. Filandiya, özellikle sosyaldemokrat refah devlet uygulamalarıyla hala dünyada örnek gösterilen ülkelerden birisidir. Eğitimdeki başarısı, demokratik haklar bakımından olduğu yer ve sağlık sistemindeki kamusal kurumsallaşma örnekleriyle kapitalizmin en iyi ülkelerinden birisi olarak sıralamalarda yer alıyor. İnsan hakları, demokratikleşme gibi insani yönleriyle, yyolsuzluğa karşı mücadeledeki tutumlarıyla, yaşamdaki ilişkilerle yaşam şekileri denilince batının en önemli ülkeerinden birisi olarak gösterilmektedir. Bu yetmişlerde özellikle komonizme karşı kaymamak adına sosyaldemokratların kkapitalist sistem içindeki sınıfsal uçurumu biraz daraltmak ve sosyal politika uygulayarak, örneklem olma koşulları uygulandı. Günümüzde eğer Filandiya eğitimde en iyi örnek olarak gösteriliyorsa, sosyaldemokratların Marksizimden aldıkları sosyal uygulamalar seçkilerinden dolayıdır. Eğitimin halk ve sınıfsal yaklaşımlı sorgulama niteliği sonucu, kapitalizimde de sol reforumlarla iyileştirme yapılma olasılığını kanıtlamaya uğraşılıyordu.

Aslında Filandiya oluşan Sovyetler ve karşıt emperyalizim ikileminin araasında kaldı. İkinci paylaşım sonrası dünya paylaşılırken, kuzey Avrupa ülkelerinin tanpon ve bağımsız kalma uzlaşması da bu ülkelerin daha ikili  politika uygulama şartlarını geliştirdi. Filandiya ve isveç buna yönelik ne Sovyet nede batı olmama anlayışıyla sosyaldemokrat politikalar gegeliştirdiler. Sonuçta ekonomik olarak kapitalis kurallar öne çıkarken devlet kamusal yapılar da sosyal alanda yaygınlaştırıldı. Bu bir anlamda tarafsız kılıfının da kendisiydi.

Ancak, seksenle başlayan Avrupayı da saran Neoliebralizim bu ülkeleri de kuşatı. Sosyalizmin de giderek etkisizleşme sonucu Filandiya da Sosyaldemokratlar da sağa kayıp bu defa piyasa ekonomisine doğru girdiler. Ayrıca AB üyesi de olup bağımsız olma özeliğini de kaybeti.

İkibinlerde ise sosyalizmin yenilgisi, neoliberal yapının erken çöküşüyle başlayan krizler tüm ülkelerde giderek faşizmin yeni koşullarla gelişmesine de neden oluşturdu. Filandiyada ekonomik kazancın bir kısmının AB merkezine verilmesi ve gelişen yabancı düşmanlığı sonucu faşist partiler hızla oy kazandı. Sosyaldemokratların da liberal piyasa partili ağırlığa gelmesiyle sağa kayış faşizmi de güçlendirdi.Nitekim son seçimlerde Filandiyadaki ırkçı partiler ilk üçte yer almaya başladı. Bu tehlikeli tutuma yenisi eklendi. Kulanılan Ukrayna savaş probagandası tüm Avrupada tırmandırdığı Natoya sıkı sıkı sarılma eylimleri, Filandiyanın öteki bağımsız aayağını da kırdı. Filandiya, Ukraayna emperyalist rekabet ekseninde kendi konumu yerine Nato üyeliğine doğru hızla yer alıyor. Bir zamanların övülen bağımsız tarafsız Filandiya, şimdilerde Amerikanın kucağına doğru oturmaya gün saymaktadır.

İktidarda Sosyaldemokrat olsa da parlementodaki dengelerde faşist partiler daha az sandelyeye rağmen, Sosyaldemokratların son tahlilde kuralı işleyip, şimdi övündükleri tüm başarılarının siyasetini terkederek hem faşizmi hem de Natoculuğu gündemlerine getirdiler. Böylelikle bir ezber daha göstere göstere kapitalist gerçekliği yaşatıyor. Sosyalizmin seçenek olma çıkışşıyla, sosyaldemokrasinin nasıl sağa koştuğunu, ne yazık Filandiya örneği ile de yaşamaktayız.*****

Bir başka gelişme de Asyanın Sirilanka adasında yaşanıyor. Aylardır protestolar sürüyor. İktidar darmadağın. Tüm hükümet istifa yaptı. Başkan ise tüm egosu bozuldu. Tamil  katliyamıyla parlayan Gudan, saraya dek ulaşırken, şimdi hhalk protestolarıyla aylardır zorlanıyor. Tüm çabasına karşın ayakta kalabileceği kuşkuları epey fazladır.

Sirilanka yakın tarihteki üçüncü evrensel sayfayı yazıyor. 71 Seylan ayaklanması, 2009 Tamil katliyamı dünya sisteminin direk etkisiyle yönlendirildi. Şimdi de ekonomik krizin gıda alanındaki derinleşen bunalımının en sert protestolarıyla sarsılıyor. Portestoların çoğunun siyasal nitelikten uzak olması, öfkenin hakim derecede yaygınlığı, dış ülkelerin de müdahale zeminini artırıyor. Örneğin, ABD ve İngiltere, Sirilankayı Çinden uzaklaştırma çabaları var. İMF ülkeye gidip reçetelerle boğmaya çalışıyor. Sirilankada yeni hükümet aranırken, belkide gelecek için en kranlık dönemden geçiliyor.

Etnik ayrımların gözetilmeyerek protesto ve karşıtların çatışması, vekil ödürmeğe vdek varan şidet ile başbakanın başkenti terkederek askeri üste bulunması, ayların ateşinin nerelere gitiğinin acı işeretleridir. Bu arada Sirilanka Komonist partisi ülkenin üçüncü gücü olmasına karşın,protestoları yönlendirme yerine, sükûnet çağrısı yapıp, darbenin olma tehlikesini söylemeye devam ediliyor. Sanırım, bir zamanların güçlü isyan solundan şimdi darbe endişesiyle protestolarda insiyatif alamayan sol çizgisine gelinmesi de başka sol açısından deyerlendirilmesi gereken sonuçtur.

Sirilanka belkide böylesi büyük karışıklık yaşıyor. Yanlış tarımp politikası ve üstüne Ukrayna savaşının gelmesi, Çin Amerikan çelişkileri ve içteki yolsuzluklaaarın birikimi, ikdtidarı darmadağın hale soktu. Tamil katliyamıyla parlayan eski savunma bakanı, şimdi geleceğinin önünü göremiyor. Sirilanka beklenmiezliği ile Türkiye olasılığı ikileminde şimdilik eski adıyla Seylan yeniden önemli tarihsel sayfayı doldurmaya devam ediyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,224TakipçilerTakip Et
82AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları