Cinayet akışşında doğalaçma – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Falyalı katlinden sonra birkaç gün geçti. Önceki makalelerimde aktardığım paradokslarla süreç geçti. Operasyon ve sonrası oluşan şaşkınlıkı geçerek giderek normal günlere doğru kaydık. Elbet olay kendi koşullarınca yorumlandı. Bir K. Kıbrıs Türkiye eksenli bir ortak yorumlama dönemi de yaşadık. Bazı öcü olaylar konuşulur gibi oldu. Hamasetin etkisi tresmen cenazede dahi yaşandı. K. Kıbrıstaki klasik her konunun bayrakla örtülme durumu Falyanın cenazesiden de nasibini aldı. Nitekim, Türkiyedeki bazı çevreler resmen bu konuda rahatsız olduklarını söylediler. Uyuşturucu ve bahislerle anılan birinin resmi tören gibi gömülmesi ve tabutundaki bayraklar durumjuna itiraz etielr. Oysa K. Kıbrısta birçok kirli işlte gizletilmek istenen yanlışlarda hamaset veya başka konularda bayrakların hep örtülme olayı ve ezanla kutsallaştırma çabası oluyordu ki buna pek ses çıkaramama da normal hal gibi gelip geçti.****

Falyalı cinayeti resmen birçok olguyu zorladı. Hele tektip yaklaşımlarda oldukça sarsıntılar getirdi. Nedenli gerçekleri ortaya serdiği ise hep kuşkulu. Uluslararası alana dek, Pekerin önemli açıklamalarında ve Amerkan yargısı tarafından aranan kişi olmasına rağmen, bir çevere de onun iyi insan olmasıyla başka telden çalma ikilemleri aslında K.Kıbrısın nerelre taşındığının itirafı  halindeydi. Fakat, bunlar dahi net konuşturulamadı. İlk defa Türkiye medyası hem de tüm sansür ve sıkıntılara,eksik bilgielre ve cihalet hamaset yapılara karşın,konuyu kendi bakışlarıyla deşmeye uğraştı. Kuzey Kıbrıs basınına bu denli baş vurup bilgi istendiği nadir dönemlerinden de birisiydi. Fakat, daha ilk cinayet haberinden beri belirtiğim gerçek hep sırıtıyor. Bizim kendine yerel medya diyen önemli kesim, verilen bu olanağı iyi kulanmadı. K. kIbrıs resmi kurumsallaşmasını koruma zırhıyla konuştular. Elbet, mümkün olduğu kadar gerçeklerle de konuyu aktarmaya çalışanların da olduğunu söyleyelim. Artı Gerçekte, Apdulah Korkmazhanın ve Halk TV de Cenk Mutluyakalı gerçekten kısa bölümlerdeki zamanı iyi kulandılar. Sorulan  sorulara ek bilgilerle olayın tekilinden geneline doğru konuyu aştılar. Ezber K. Kıbrısı değil gerçeklerle oluşan K. kIbrısla birlikte konuyu işlediler. Birçok konuşan gazeteci ise ısrarla ya resmi görüşle adeta kısırlaştırılan yönlerle olaya bakarken, kendini muhalif satıp aslında resmi siaysetin muhalif versyonlu gazeteciler de romantik mahsum Kıbrıslılığı hep öne çıkardılar. Buda yeniden ele alınması gereken sancılar olarak bir tarafa not etmemiz gereken durumlardı.

Yine şu garipliği eleştirecem: Falyaalı olayı salt K. kIbrısla sınırlı veya Türkiye açılımla yeterli olmuyor. Dilelyen TİP araştırmalı dört yazarın Duvar kitebını mutlaka okusun. Konunun örneğin Ekvator veya  Kolonbiiyada yakalanan kokayin yüklü geminin sorgusuyla izmir veya Mersin denip, Kuzey Kıbrıs laskiye yoluna veya Balkanlara açılma yolu mutlaka salt tek tiple yetinilemezdi. Yine Amerikan yargısı, Türkiyedeki bazı operasyonlar, Azerbeycandan Makedonyadaki bahisn yasa dışı lisans olayları ve nicesi, bizi Falyalı sürecinde salt K. Kıbrıs ve seçimlerdeki parti tercihi ile yetinmememizi getiriyuordu. Fakat, Peker açıklamaları,Duvar gibi kitap belgeleri hala burayı ne konuşturma nede soruşturma sürecine sokmuyorsa, elbet K. Kıbrısı da sorgulamak gerekirdi. Yine, tuhaf şekilde başlayan cinayet haberleri ve Faalyalı tutuklanıp serbes braakma olayını es geçmek de başka bir gerçekliğin örtülmelidir. Bu arada emekli Yargıç hasan Sözmenerin yargıyla alakalı uyarıları ve bu alanların babzı kararlarına direk parmak basması da hukukin bakımından brakın önemsenmeği, hukuki kimi kesimler buna sinirlendiler! Sonrası malum: Akacanlar ve derken Falyalı katletmeyle sıkılan kurşunlar. Şu mahsum sesler ise artık iyici sıkııyor: “Eskiden bizde böyle şeyler olmazdı”! Üstelik siyasal hoş görüleri de kleme ihdiyacı oluyordu. Hele Denktaşlandırma konusu oldukça ibretlikti.

Siyasi cinayetlerin olduğu ve bunların hiçbirinin aydınlatılmadığı gerçeği vardı. Üstelik bunların çoğu de teşkilat tarafından gerçekleştiği yakın tarihimiz vardı. Peki Mafya tipi olaylar yokmuydu: GGülsen Üçok, Elmaslarn cinayeti ne? Buna benzer doksanlardaki kamyon uçurmalardan karşılıklı saldırılar neyin ürünüydü. Başbakan Eroğlundan Saraydaki Mehmedaliye dek bonbalama olayları fıstık atmakmıydı? Birçok olay burada yaşandı. Çoğunun nedenini dahi sorgulamadık. Bile bile katletmeler ve arkasındaki gerçekler hep unutuldu. Alpay olayından tutun Adalı cinayetine dek birçok silahlı saldırı oldu. Ama bunları unutarak adeta bizin aklayıp örnek  demokrasi demenin yalanı çok  tatlı geldi. Devaam diyoruz. Falyalı olayı gibi de biryerden tutup orda kalıyoruz. Bazen Türkiyeyi bazen Rumları merkeze koyup kendimizi aklıyoruz. Zaten şu gerçek hep söylenip anlamı unutuluyor: Kuzey Kıbrıs yasa dışı bir bölge oldu. Yapısıyla kurumlarıyla bunun uygulayıcısıdır. Yasa dışılık dışa açıldıkça da kirli işlere de alan açıldı. Zaten seksenlerden beri şu kuşkumuz hepn vurgulanıyordu: K. Kıbrıs sistem tarafından yasa dışı koşullarla bir alana getirildikçe, birleşik Kıbrıs oluşması da o  denli uzaklaşacaktır. Boşuna değil başta Türkiye ve İngiltere Kuzey Kıbrısta yasa dışılıkları brakın engelemeği hep kulandılar. Doksanlardaki indipendıt gazetesinde onlarca aranan ingilizin Kuzey Kıbrısta olduğu bilgielri burada hiç karşılık bulmuyordu. Her yerdeki aradığını alan ABD nedense K. KIbrısta aradığını alamıyormuydu! Türkiye ile olan ilişkileri de bilindiği zaman bunun ne olduğu malum.

Kısaca; Falyalı olayı ile K. Kıbrıs yeniden dünyada ne olduğunu tekrardan önemli gürültüyle hatırlatı. Bu defa Türkiye muhalif basını konuyu mümkün olduğu kadar tartıştırtmaya çalıştı. Kuzey KIbrısta bazıları uğraşsa da resmi siyaset ve krevatlı parlementer muhalefet pek oralı olmadı. Bildikeri şarkıyı söylediler. Falyalı ise klasik bizlikle devam ediyor. Dünyada uyuşturucu ve yasa dışı bahisler yönüyle konuşulurken, burada kimi çevreler onu bayraklarla tabuta koyup iyi insan diye uuğurlarlar. Yaratılan en kirli ortam olsa dahi onu savunacak mutlaka önemli kitleleri de oluştururlar. Dünyada birçok ülkede en kötü mafyalar veya faşist diktatörler dahi kitlelere bazen yaptıkları yardımlarla iyi kesimler olarak da kendilerini beyendirikleri hep oldu ve olcak. Bunlar yaşamın bizat kendisinin üretiği gerçeklrdir

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,226TakipçilerTakip Et
83AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları