yazılariktibasHindu sağı: Bir adım geri - Cihan Tuğal
diğer yazılar:

Hindu sağı: Bir adım geri – Cihan Tuğal

Yeniçağ podcastını dinleyin

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Hindistan’daki seçimler Batı basınında da Türkiye’de de geniş yankı buldu. Alelacele sonuçlara varıldı. Tozun biraz kalkmasından istifade, daha serin kanlı bir değerlendirme yapalım. Modi ve iktidar partisi BJP’nin gidişatı, önümüzdeki ay ve yıllarda aşırı sağın dünyadaki seyrini anlamak için de önemli. G7 zirvesinde Modi’nin Avrupa sağınca kahraman gibi karşılanması tesadüf değil. Sonuçları biraz da bunları akılda tutarak okumak gerek.

Hindu milliyetçisi BJP 240 koltuk, muhalefet bloku 235 koltuk kazandı. Hükümet kurmak için 272 gerekiyor. Dolayısıyla Modi, Hindistan’ı koalisyonla yönetmek zorunda kalacak.

Modi’nin seçim stratejisi, Müslümanlara saldırıyı merkeze koymaktı. Bu konuda biraz daha araştırma görmemiz lazım ama, şimdilik bu strateji ters tepmişe benziyor. Örneğin, Müslümanlara saldırının sembolü Babri Mescidi’nin olduğu eyalette, BJP ciddi bir darbe aldı. Şimdilik yorumcuların çoğu, BJP’nin işsizliği çözemediği ve muhalefete, azınlıklara saldırının dozunu kaçırdığı için oy kaybettiğini düşünüyor.

Babri Mescidi’nin evi, Hindu milliyetçiliğinin kalesi, aynı zamanda ülkenin en kalabalık eyaleti Uttar Pradesh’e biraz daha yakından bakalım. Bu eyalette büyük kayıp yaşanması, harekette şok etkisi yaratmış durumda. Ama aslında bu eyalette memnuniyetsizliğin tohumları zaten atılmıştı. 2020 ve 2021’de dünya tarihinin en büyük çiftçi-köylü ayaklanmalarından biriyle sarsılmıştı Uttar Pradesh. Bu ciddi başkaldırıdan sonraki 2022 eyalet seçimlerinde, BJP yine idareye hakim olup, rahatlamıştı. Yorumlar, destek alımları kesilen köylülerin partiye yine de Müslüman düşmanlığından sadık kaldığı yönündeydi. Fakat 2024 seçimlerinde gördük ki, kimlikçilik de ancak bir yere kadar kazandırıyor.

Tüm bu sarsıntılar sonucu BJP’nin koalisyona mecbur kalması, AKP’nin 2010’ların ortasında yaşadığı krizden çok farklı dinamikler devreye sokacak. Türkiye’dekinin aksine, iktidar partisinin daha sağında örgütlü bir siyasi odak yok. BJP’nin kendisi zaten kendisi bir AKP-MHP bileşimi. Mecbur kaldığı partiler bölgesel partiler. Yani BJP’nin daha da sağa kayması için bir parti baskısı yaşanmayacak (2013 sonrası Türkiye’deki durumun aksine). Fakat bu bölgesel partiler emekçi dostu değil. Teknokratik ve otoriter eğilimleri gayet güçlü. O yüzden BJP’yi demokratik bir yere çekmeleri de pek mümkün değil.

Dolayısıyla Hindistan’da, sağcılıktan ziyade “hegemonya” darbe almış durumda. 1990’larda ve 2000’lerde (Bir dönemlik BJP hakimiyeti dışında) Kongre Partisi ancak bölgesel partilerle ortaklık kurarak yönetebilmişti ülkeyi. Modi’nin BJP’si, 2010’larda bu bölük pörçüklüğü tamir ederek, Hindistan’ı bir “ulus” haline getirme iddiasındaydı. 2024 seçimleri, ulusal siyaseti tekrar bölgeselleştireceğe, ideolojiden ziyade kast, kabile, koalisyon hesaplarını topluma hakim kılacağa benziyor.

İş çevrelerinin tepkisi de bu görüntüyü besliyor. Borsa “büyük bir Modi zaferi” beklentisiyle coşuyordu seçime giden haftalarda. Sonuçlar açıklanınca borsa çöküşe geçti.

Tüm bunlara rağmen, BJP hakimiyetinin sonunu ya da (Küresel burjuvazinin sesi The Economist’in yaptığı gibi) demokrasinin zaferini ilan etmek için çok erken. Liberal ve hatta bazı sol kesimlerdeki coşku biraz abartılı. BJP çok köklü bir parti. AKP, Gezi ve 2015 seçimlerinden sonra nasıl kendini yeniden yarattıysa, BJP (Farklı gereçler kullanarak) benzerini yapabilir.

Modi ve BJP’nin işini bir parça kolaylaştıran etmen, karşısında hegemonik bir alternatif olmaması. Kongre Partisinin ülkeye ne vadettiği belli değil. En büyük vaat, Modi’den kurtulmak. Ama iş pozitif bir programa gelince, durum muallaklaşıyor. Hindistan’ın ve dünyanın liberal elitleri bir taraftan Modi’nin ekonomik uygulamalarından faydalanırken, diğer taraftan da Kongre Partisini “demokratik merkezin gerçek sesi” diye pohpohlayıp, serbest piyasacı bir çizgide tutmaya çalışıyorlar. Aynen CHP’ye yapıldığı gibi. Türkiye’den ciddi farklar da var elbette. Örneğin, Kerala gibi bölgelerde çok köklü ve güçlü olan “komünist” etiketli (aslında daha ziyade sosyal demokrat) partiler, Kongre ile birlikte hareket ediyor. Bu partilerin geçmişte yerel olarak uyguladıkları kalkınma ve belediyecilik modellerinin (geçici) başarıları kadar Kongrenin kendi geçmişi, çoğunlukla örgütlü sol destekten azade hareket eden CHP’nin bir parça solunda bir hattı mümkün kılıyor. Ancak tekrar vurgulayalım: şu anda bu sadece bir potansiyel. Kongre Partisi önderliğindeki “merkez+bölgesel partiler+sol” ittifakı, şimdilik derme çatma, ülkeye ne getireceği belli olmayan bir kuvvetler birliği.

Hiç de iç açıcı olmayan bu tabloya rağmen, şu anda dünya çapındaki iktidar partileri arasında Likud’dan sonra klasik faşizme en yakın olan BJP’nin bir adım geri atmış olması, kutlanmaya değer.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
261AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin