yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKıvılcımların yangına doğru gidilen Ortadoğu - Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Kıvılcımların yangına doğru gidilen Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Kıvılcımlar ortadoğuda dini bayramı dahi dinlemedi. Üstelik kıvılcımları yoğunlaştıran İsrail ve ABD Müslüman olmayıp, çakılan coğrafya ise islam kesimidir. Böylesi acı kesen gerçeklerle bayram geçiyor.

Tutumlar tekrarlandıkça normaleşir. Normaleşen tutumlar kurumsallaştıkça ayni zamanda politik zemin de bulur. Siyasalaşan tutumlar kurumsallaşınca ve önemli güç örgütseliğine taşınınca da devlet politikası olark daha da normaleşir. Üstelik normaleşen devlet davranışları kendi yöresinde gidrek genelde de kabul görüyorsa, uluslararası hukuk veya gerçeklik falan dinlemez. Kendini dilediği yerde uygular. Son İsrail Ortadoğu politik kıvılcımları, dünyanın takındığı tutum ve çekinmeden destek verilmesi, oldukça önemlidir.

Normalleşip devleşen tutumlar en çirkin siyaseti içerse de devletin özüyle özdeşleşmesi sonucu faşizim dahi normal uygulanan kabul gören politika olarak da yaşamda kendini bulur. Üstelik genel kapitalist dünya ağını da düşündüğümmüzde, gerçekler ile normaleşen faşizminn emperyalist akışta gayet normaleşen şekliyle yaşatılır. Normal hal ise hukuk falan da dinlemez. İşte ortadoğuda hem de müslümanlarınn dini kutsal bayramı yaşanırken dahi israilin faşist devleti hiç de bunların takmadığını, çaktığı katliyam kıvılcımlarıyla kanıltlamaktadır. Faşizmin nasııl normalleştiği veya emperyalist politik gerçeği, Ramazan bayramında islam dünyası yaşayarak kantılıyor. Ama karşı olmayan Müslüman siyasal gerçeği de Türkiye İsrail cepesinde öteki durum olarak da resmen hayatdaki yerini artık gizleyememektedir.***

Dini bayramı yaşıyoruz. Ama bizde dondurulan gerçekler olayı hem de öteki islam dünyasında yaşatılmıyor. Ortadoğunun emperyalist gözbebekli İsrail resmen kıvılcımlarla katliyam yapmaya devam ediyor. Kapitalist devletler ise pişkinliği aşan algılarla oynuyorlar. İsrailin katliyam gerçeğini değil de iranın karışık verip vermeme önceliği ile tümden soykırıjmı örtmeye çalışıyorlar.

Ortadoğu Bayrama önemli bir çakan kıvılcım sonrasını beklemekle başladı. Malum, İsrail iranın şamdaki konsolosluğunu vurup önemli askeri diplomatları katleti. Olay kınanma yerine irana telkinelerle uyarılarla geçiştirilmeye çalışındı. İran ise karşılık vereceğini belirti. Klasik emperyalis probaganda oyununu kimisi duydu kimise duymadı. İran son dönemlerde durmadan israilin füzeleriyle epey askeri ve bilim insanını kaybeti. Fakat öteki kesim olayı durdurma veya kınama yerine hep irana telkinerle “tırmandırmama” önerileri yaptı. Ardından da Baydın gibi sopa gösterildi. Tam bir emperyalist tutumdu. Ama arada garnatür gibi de “iran nmolalarının tehlikesi” denildi. Yutan mı bizim foncular dahi yutuyor. Hani adanmıza barış deyip sehayatnameler yapan kimisinden söz ediyorum.

Bayrama girince de bu defa Türkiye gerçeği patladı. Tüm kanıtlara karşın yönetim “İsrail ile ticareti, özellikle de ihracat madeleri” bilgilerini hep ret ediyordu. Ama artık gizlenemeyecek derecenin de ötesine geçildi. Sonunda ticaret yok diyen kesim, utangaçlıkla kabul ediyor. Bazı madelerin ihracatına kısıtlama gertiriyordu. Buda Ortadoğu oynunda liderlik peşindeki siyasal islamın adeta emperyalist gerçeğini unutanlara hatırlatıyordu.

Ama dedik ya Burası Ortadoğu.. İsrail merkezli güvenlik politikası var. İsrail sisemin yeni sömürge merkezidir. Metanayahu ise iktidarda kalmak için şidet ve yine şiddetle milli şahlanışla ayakta kalmaya uğraşıyor. Gerekirse bölgeği dâhin yakmaya hazır. Ama başta batı dünyası hala israili değil de bazı devlet ile örgütleri uyararak, tırmanma yapmayın diyordu. Hedefler ise belli ki Lübnan ve Suriye mmerkezli ama iran ekseniydi.

Bayram dinlemediler. Gazzeği artık söylemek dahi gereksiz. Durmadana füzeler yağdı çocuk ölüm haberleri veya yerlebir edilen hastahane artık normalin de ötesine gelçen tutumlardı. Fakatn terörist Hamastı. Yine Hizbulahı da tehtit çenberinde hamleler yapıldı son olarak Lübnanda bazı çetelerle Kuzeyde saldırılar yapıldı. Suriyeli muhalif eksim kulanıldı. Hedef Hizbulaha karşı zemin hazırlamaktı. Fakat çok kolay gerçek ortaya çıktı.

Ama Bayadın  hani birilerin  hala umudu olan ABD başkanı tam da kıvılcımlar çakarken: ifsraile karşı yapılacak saldırılarda, israilin yanında olacaklarını haykırıyordu. Yine kıvılcım çakılma israilden geldi. Hamasın liderlerinden ve Filistin seçimini kazanıp başbakan olup çeşitli entrikalarla etkisizleştirilen İsmail Hamaneyin 3 oğlu İsrail tarafından öldürüldü. Dünua medyası gayet basit şekliyle haberi geçti. Oysa katliyam malumdu. Ama birisi çıkıp da israildeki herhangibir lideri değil sıradan birini yaralasa dahi israilin savunma hakı denip batı kesimi başta olmak üzere herkes ayağa kalkacaktı. Gerek Hamas gerek Hüzbulah, gerek Suriye gerek se iran hep dini gericilikle algılatıp faşizmin ve batının kanlı katliyamlara doğal hak simgesi vurulması ne yazık bu tutumda normalleşti.

Kıvılcımlar Ortadoğuda çakıyor. Çaktıran belli. Ama hemnen sonra kıvılcımı yiyen kesime telkinler yağdırılıyor. Kazara israile dokunulsa da yağa kalkıp israilin yaşama hakı ve güvenliği denip tıpkı son Gazze olayında gibi soykırıma dek konu uzatılmaktadır. Şimdi yukarda sıraladığım  peşpeşe katliamlar gerçekleşti. Kimse kınamadı. Ama katliyama uğrayan karşılık verse, en tehlikeli  terörist olacak. Ortadoğunun özellikle Filistin sorunuyla birlikte bu politika temel halinde uygulandı. Uluslararası kararlara rağmen uynamayn devletin katliuyam ve genişleme politikası hep haklı kılındı. Doğrusu da tutuyor. İkiyüzlü emperyalist davranışları da hergün yakalıyuoruz. Kıvılcımlar çakarken, ansızın birden yangına dönüşme tehlikesi ise giderek artıyor. Çünkü katledilmeler, kıyımlar ve saldırılar tek yanlı sürekli devam edemez.

Böylesi coğrafyada yaşarken de kanlı göllerin oluştuğu koşulda, karşılık da bastırıldıkça daha sertg öfkeli çıkışların da olacağı kesin. Filistin hareketinin de başlangıcını hiç unutmayın. İsrail işkal, sürgün yaparken dünya sustu. Sürgüne giden ve yoksuluk ile saldırılarda boğulan Filistin hareketlerinin çrasizce sorunlarını duyurtma aadına askeri eylemler başlatığı dersi hala alınmadı. Şimdi Gazze, Suriye, Lübnan israilin saldırı pençesinde. Oluşan öfke hep durmaz. Patladığı anda da bazen kiminin hoşuna gitmeyecek eylenmleri de yaratır. Ozaman da madalyonun öteki yüzüyle, yapılan öfkenin biriken eylemini terörist denip tıpkı Gazze gibi soykırıma sıçramam  halkasına dönüştürülür.

Kısaca, ortadoğuda kıvılcımlar çakıyor. Sadece İsrail cepesinde değil. Kuzey ırakta da bölgesel oyun hazırlıkları var. Nerden sıçrar korkusuyla kıvılcımın yangına dönüşmesi endişeleri artıyor. Ama bu duruma hangi eksenle dur denilecek yanıt oldukça eksik. Saldırı yapan değil de saldırıya uğrayanı suçlama idolojisi faşisimle de kurumsallaşınca, gelecek hep endişelerle devam edeceği kesin. Bu katliyamlarda bazı iktidarların ne yazık ayakta sağlama gerçeği de politik geleceğin tehlikesidir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
248AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin