yaklaşımlarÖzkan YıkıcıHaiti’de kaos uluslaraarsılaşıyor – Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Haiti’de kaos uluslaraarsılaşıyor – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Geceleyin sessizlikte klavye başına geçince, beynim bazen epey çeşitleme düşüncelerle zenginleşiyor. Etrafın sessizliği, bazen de fırtınalı bir yöreye doğru kaymamı da getirir. Yine böylesine sesiz gecede yazı başına geçtim. Yazacak konu çok. Fakat hatırlatmam gereken önemli farkı da belirtmem önemlidir. Yaşadığım coğrafya K. Kıbrıs olması nedeniyle, bazı zaman penceresi çoğu kez örneğin Türkiye’de pek konu edilmeyen konulara da girmemi tetiklemektedir. Kıbrıs’ın hali nedeniyle ayni düşüncede olduğum kesimlere rağmen yine de gelişmelerin de farklı önemsenmesini de getirir. Örneğin, Türkiye’de Doğu Timor, Batı Sahra, Kürdistan, Türkiye gibi konular pek de önemsenmeme modundadır. Halbuki yaşanan Kıbrıs gerçeği ile uluslararası tutum nedeniyle Kıbrıs’ta yaşarken, kendi sorununa da yaklaşım nedeniyle önemsenir. Aynen K. İrlanda veya Katalonya sorunlarında olduğu gibi.

Yine bir gece yarısına doğru klavye başındayım. Sessizlik etrafta yaygın. Araba sesleri dahi pek duyulmuyor. Yolda gezinen de yok. Tam bir gelelik sessizlik. Hani yalnızlıktan biraz korksam, ürperecek derecede. Bir fırtınalı konu adeta arayışına doğru evrildim. Okyanus dalgalarının vurduğu, ülkenin darmadağın olduğu, sömürgecilik ve ilhakların darmadağın halden de beter yaptığı devlet yolculuğuna çıktım. Okyanusların ötesine Amerika kıtasına dek ulaştım. Okyanus dalgalarının daha sert, iklimlerin daha ağır çarptığı ve sömürgecilikle yoksulluğa mahkum edilen, yarı ada ülkesine Karayip denizi adalarında ulaştım.

Aklıma hemen yaklaşık iki yıl önceki makalem geldi. Oysa şimdi gelişmeler sanki o günden sıçratılarak besleniyordu. O dönem Haiti devlet başkanı katledildi. Katliamın hemen sonrasında ise kullanılan paramiliterlerin Kolonbiya mafyalı etiketli olduğu açıklandı. Doğal olan olayın sonrasında erken seçime yönelik de kararların alınmasıydı. Ama burası Haiti idi.

Daha konuyu yazarken birçok özellikle birlikte ele aldım. Ülkedeki çeteler yaygınlığı, mafyacılık cirit atmalar ülkenin zaten yoksulluğuna yeni batalık koşulalrını da katıyordu. Hele kısa zaman önce atanan başbakanın görevi devam ettirmesi, var olan kağosa yeni çeteler savaşını da katmaktan geri kalmadı. Kabul edenler ve etmeyenler sokakta hesaplaşmaya başladı. Seçimin havası ise pek duyulmuyordu. Bu arada tekrarlı Amerikan tehditleri de başladı. Ülkede zaten bulunan B.M. küvetlerinin de daha önceden de suçlara karışması ise ülkeyi karabasana çevirdi.

Elbet ülke Haiti idi. Önemli olaylar dışında pek haberi de yapılmıyordu. Sert doğa faciaları ile artık direk dış müdahalelerin başlangıcında ancak duyuluyordu. Nitekim sanki sessizlik varmış gibi haberleri yapılmayan Haiti, adeta çeteler savaşı ve dış tehditlerle çalkalandı. Üstüne doğa faciaları da eklenrek, ülke adeta bataklık cıvıklıkta coğrafyalaşmaya taşıdı.

Son olarak  G.9 çete ittifakının ceza evlerini basıt dört bine yakın kişiyi serbes bıraktırmasıyla yeniden Haiti gündeme düştü. Kısa zaman önce ise atanan yeni başbakanlı Haiti ta Kenya’ya gidip ikibine yakın asker yardımı isteyip anlaşma yaptıydı. Şimdi, Haiti darmadağınıkla çatışmalı süreçte. Ölümlerin adlandırılması dahi korkunçç. Fakat eylemde olan G.9 lideri kendini ülkeyi bataklıktan çıkaracak lider olarak tanıtıyor. Zaten Haiti nedense Amerika’nın dibinde olmanın cemeresini de ödemektedir. Çok değil kısa zaman içinde Amerika direk iki defa işkal hareketi yaptı. Ama sonuç alamadı. Hele iki bin dörtteki müdahale oldukça tanıdık nedendi.

Seçimi kazanan sol eğilimli Arestiden ABD memnun değildi. Ülkedeki mafyaları destekleyerek, paralı asker göndererek adeta Arestisi ülkeden kaçmaya zorladı. Mafya saldırılarına dayanamayan Aresti pazarlıkla Afrikaya gitmeği kabulendi. Bu örnek dahi Haiti çetelerinin aslında bildik çete yanında başta ABD destekli ülkeği kontroldda tutmak için paramiliter ve paralın asker oluşturma politikasının da etkili olduğunu anlıyoruz.

Haitideki paramiliter temel noktası ise elilerden beri sürdürtülen diktatörlükte devletin “tontonlar” adıyla halka baskı yapacak paramiliter kesim oluşturmasıyla yaygınlaştı. Aynen Türkiyedeki yetmişler dönemindeki ülkü ocakları ve akıncılar gibi. Bunlar otoriter süreçte olduğu için de direk devletin uygulayıcıları olarak tek boyutlu güçlendi. Yıkılan diktatörlüğe karşın bu miras ülkede çeteler veya daha genişleyerek mafya tipi yapılalara dönüştü. İstikrarlı hükümet olmadığı için de hayatda hep onlar varlıklarını korudular. Hele Aresti sol başkanı devirmek için başta Amerikan destekli güçlendirmeler de sonradan oluşan Haiti çeteler algısında önemli rol aldılar.

Bu gelişmelerin sonucu da ikibinyirmibir de başkan katlediliyor. Onu katledenler başta Kolonbiya faşist mafya paramiliterlerin olması da resmi tamamlıyordu. O dönem kimi Haitiler parmak olarak Amerikayı işaret ediyorlardı. Sonuçta bildik Haiti hem de okyanus dalgalarının karaya vururken ki fırtına tufanına kapılıp binlerce ölüyle hayatda kalmaya çabalamaktadır.

Son haberlerde ise ceza evleri boşaltıldı. Dışarı binlerce hükümlü çıktı. Tehtitler yaygın. Kimisi Haiti’yi kurtarma amaçlı olduğunu açıklıyor. Uluslararası müdahale çağrıları da var. Fakat Amerikan işkali veya B.M. deneyimleri buna da güven fazla değil. Ama sokaklar çatışmalı. Yaklaşmakta olan aylarda ise klasik doğa vurgunları günleridir. Bazen Haitiyi bu doğa olaylarıyla yerlebir, çamurlar altında veya yıkılan yaşamla görüyoruz. Ama ülke Haiti. Karayiplerde ilk bağımsız ülke olsa da dış müdahaleler ile iç kaynaşmalardan hiçbir zaman rahat yüzü görmedi. Ama Amerika hep demokrasi getirecem diye müdahale ederken, sonuçta başka bir ağır Haiti devleti oluşturuyor.

Son olaylarda kim kazanır belli değil. Dünya nasıl yaklaşır net değildir. Ama emperyalist sistem övüne bilir: böylesi bir Haitiyi resmen müdahalelerle ve sömürerek yaratılar.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
233AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin