Kıbrıs Nükleere Hayır Platformunun Çernobil kazası yıldönümünde, 26 Nisan’da nükleere karşı eylem ve etkinlikler düzenliyor

Yeniçağ podcastını dinleyin

Kıbrıs Nükleere Hayır Platformu, bugün, 24 Nisan, Pazartesi günü saat 10:00’da ara bölgedeki Dayanışma Evinde (Home for Cooperation) Çernobil faciasının 37. Yıldönümünde gerçekleşecek sergi, seminer ve eylemle ilgili basın toplantısına düzenlendi. Ortak açıklama Rumca ve Türkçe okundu, okunan açıklamanın Türkçesi şöyle:

 

KIBRIS NÜKLEERE HAYIR PLATFORMU

NÜKLEERE KARŞI EYLEM VE ETKİNLİKLER

26 Nisan 2023, Saat:15.00-19.00, Ledra Palace – Dayanışma Evi

 

BASIN TOPLANTISI, Dayanışma Evi, 24 Nisan 2023 Pazartesi

26 Nisan 2023, Çernobil trajedisinin 37’nci yıldönümü, aynı zamanda deprem bölgesinde olan Akkuyu’da, nükleer santralin kurumsallaşması için törenlerin düzenleneceği günden önceki gündür! 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve Türkiye ile Suriye’de şehir ve köyleri, insanların hayatını yerle bir eden 7,8 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybeden binlerce canımızı unutmadık.

Türkiye’nin Akkuyu Nükleer Santrali, Girne kıyısına sadece 90 kilometre uzaklıkta ve hepimizi ilgilendiren bir konudur. Nükleer santraller, yalnızca çevre açısından bir tehdit oluşturmakla kalmayıp insanların sağlığını ve güvenliğini de etkileyebilecekleri için hayati önemdedir. Olası bir sızıntı hem çalışanlar hem de bölge sakinleri için büyük bir risk oluşturabilir. Ayrıca dolaylı riskler de çok önemli ve tehlikelidir. Talihsiz bir kaza durumunda çevrenin (hava, toprak, yeraltı, su) kirlenmesi, yalnızca kendisinin bulunduğu alanı değil, radyoaktivite çok uzak mesafelere yayılabileceğinden geniş coğrafi alanları da etkileyebilecektir. Bölgenin oldukça sismojenik olması nedeniyle risk daha da yüksektir.

Çernobil’den 25 yıl sonra insanlık, 11 Mart 2011 Cuma günü Fukushima’da meydana gelen korkunç depremin yol açtığı tahribatın ve tsunaminin sonuçlarıyla hâlâ mücadele eden Japonya’nın trajedisine tanık oldu.

İnsanlık, reklamı yapılan nükleer santrallerin “güvenliği”(!)nin hızla farkına varıyor ve artık bunu büyük ölçüde sorguluyor. Dolayısıyla, sıfır nükleer silah ve nükleer santraller için Avrupa ve dünya kamuoyunun yeni bir seferberliği daha zorunlu hale geliyor.

Ne yazık ki, yukarıda bahsedilen dramatik olaylardan sonra bile Türkiye, bir Rus şirketi olan Rosatom’un desteğiyle Akkuyu yakınlarında bir nükleer santral inşa etmektedir. Bu, Türkiye kıyılarına oldukça yakın olan Kıbrıs ve daha geniş bir bölge için bir tehdittir. Aynı zamanda, yine Rosatom tarafından Mısır’da şu anda benzer bir tesisin yapım aşamasında olduğunu ve Ürdün’de benzer bir tesisin inşasının yüksek maliyeti nedeniyle ertelendiğini biliyoruz.

Santralin “normal”(!) çalışmasından kaynaklanan radyoaktivite ve bir kazadan kaynaklanan herhangi bir ciddi sızıntı, insanlar da dahil olmak üzere yakındaki canlıların yaşam kalitesini kademeli olarak yok edecektir. Doğu Akdeniz havzası devasa ve birbiriyle bağlantılı bir ekosistemdir. Bir radyoaktivite sızıntısı, nükleer santrallerin yüzlerce kilometre çevresine zarar verecektir.

Çernobil faciasından 37 yıl sonra bugün bile Karadeniz havzasının her yerinde insanlar ve çevre için ciddi sorunlar kaydedilmektedir; binlerce ölü, binlerce ölü doğum ve atmosfere salınan radyoaktivite nedeniyle çeşitli hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlar, aynı hatanın tekrarını engelleyici olarak değerlendirilmelidir. Fukuşima’daki nükleer kazanın devam eden etkisi, dünyanın birçok bölgesine ve özellikle Akkuyu’ya örnek olmalıdır.

Bir nükleer santralin “normal”(!) çalışması sırasında bile, radyoaktif atıklar yüz yıllarca sürebilecek yüksek bir risk taşır; bu atıkların bertaraf edilmeleri için güvenli bir yol yoktur. Ayrıca nükleer atıkların bertaraf maliyeti çok yüksektir ve bu, nükleer enerjinin ucuz bir enerji kaynağı olduğu iddiasını tartışmaya açar. Görünüşe göre çevresel maliyet de hesaplanmamıştır. Dürüstçe merak ediyoruz: nükleer atıkları topraklarında on binlerce yıl gömmek isteyen var mı?!

Nükleer enerji, ne yenilenebilir ne de temizdir. Yarattığı problemler kuşkusuz, iddia edilen avantajlarından çok daha fazladır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının insanlık tarafından güvenle kullanılabileceği günümüzde, özellikle Akdeniz bölgesinde nükleer enerji kullanımı gereksizdir.

İyi bir yaşam kalitesi ve çevre koruma vizyonumuz, nükleer enerjinin varlığı ve kullanımı ile bağdaşmaz.

Tüm Kıbrıslıları Çernobil faciasının 37. yıldönümünde 26 Nisan 2023’te Ledra Palace karşısındaki Dayanışma Evi (H4C) önünde aşağıdaki etkinliklere ve eyleme katılmaya çağırıyoruz:

15:00 “Hibakushalar olmasın!” Sergisi açılışı

15:00-15:30 Pınar Demircan’ın sergi sunumu

15:30-16:00 Pınar Demircan’ın (nukleersiz.org koordinatörü ve bağımsız araştırmacı) “Akkuyu Nükleer Santrali ve diğerlerinde son gelişmeler” sunumu

16:30-16:40 Soru-Cevap

16:40-17:00 Nükleer santral kazalarından sonra radyonüklidlerin atmosferik dağılımından kaynaklanan risk – Theodoros Christoudias

17:30 Çernobil ve Hibakusha kurbanlarının anısına insan zinciri

Unutmayın, nükleer enerji tehlikelidir; dün Çernobil’de ve Fukuşima’da yaşananlar yarın Akkuyu’da olabilir! Akkuyu’da yapılması planlanan Nükleer Enerji Santrali, Girne sahiline sadece 90km uzaklıktadır!

Hep birlikte çocuklarımızın geleceği için sesimizi yükseltelim!

 

Hibakuşa

“Hibakuşa” kelimesi, Japonca, “Radyasyon mağduru insan” anlamına gelir. Bu terim ilk olarak Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atıldıktan sonra radyasyona maruz kalmış olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlar için kullanılmıştır. Nükleer silah denemelerinin başladığı tarihlerden günümüze kadar uranyum ham maddesinin çıkarılışından, askeri ve ticari amaçlı kullanımının her alanına dek yeryüzünde yüz yıllarca sürecek ekolojik yıkıma yol açtığı ve tüm canlıların yaşamına zarar verdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle Atom bombası mağdurlarıyla aynı akıbeti farklı yollardan paylaşan tüm insanlar da birer Hibakuşa’dır. Nükleer silah denemeleri-nükleer silah kullanımı-nükleer santraller-uranyum madenleri-nükleer kazalar-nükleer atıklar var oldukça tüm insanlar ve hatta tüm canlılar potansiyel birer Hibakuşa’dır.

2014 yılında Nükleer Savaşin Önlenmesi İçin Uluslararası Hekimler (IPPNW) Almanya seksiyonundan Dr. Alex Rosen tarafından bilim insanlarının katkılarıyla hazırlanmış olan sergi, ülkemizde nukleersiz.org’un seçerek dilimize kazandırdığı 20 ayrı nükleer felakete ilişkin posterlerden oluşuyor.

Sergi içeriği:

Nükleer denemeler: Hiroşima /Japonya, Nagasaki/Japonya, Bikini&Enewetak, Kritimati&Malden, Fangataufa&Moruroa, Hanford/ABD, Nevada/ABD, Maralinga/Avustralya, Novaya Zemlya

Nükleer silah yüklü uçak kazaları: Palomares/İspanya, Thule/Gronland

Seyreltilmiş uranyum mermileri: Basra/Irak

Nükleer santral kazaları: Tokaimura/Japonya, Çernobil/Ukrayna, Üç Mil Adası/ABD, Fukuşima/Japonya

Kullanılmış yakıt yeniden işleme tesisi: La Hague/Fransa,

Uranyum Madenleri: Radyum Tepesi /Avustralya, Elliot Gölü /Avustralya, Olimpik Baraj/Avustralya

- Advertisement -spot_img

Yeniçağ Podcastını dinleyin

- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
204AboneAbone Ol