Yeni savaş stratejilerinin izleri – Özkan Yıkıcı

Must read

Nasıl ki Emperyalist çağ denilmesine karşın, “klasik, yeni ve Neoliebraleşme” sömürgeleşme farklılıkları olduğu gibi; Çıkış noktasında faşizim Alman itllyan tipi ile devlet biçimi olurken, daha sonraları Sömürge tipiden tutun günümüz İslami faşizme varan değişik biçimleri geliştirildiği gibi; Başlangıçta ulusal sermaye sömürüsü ile dış sermaye işbirlikcilikten başlayan mekanizma, sonradan içeleşen iç yabancı sermaye yatırımı ve giderek piyasalaşıp serbesleşen sermaye dolaşımı ile sömürme mekanizmaları değişkenlikle sürdürülmeye çalışınıyor sa; buna öteki örnekler le Emperyalizmin kuram olarak ayni kalsada, kimileri bunu yumuşatma adına “global, küreseleşme” denilip, gerçeğini söyletmeme düşüncesi oluşturulma hal-mlesindeyken; ayni şekilde savaş stratejileri de değişken politik koşulalrda banbaşka esrumanlarla geliştirilmek zorunda kalınıyor. Savaşan özü değişmese de bazen genel, bazen yöresel ve bazen de içsel olarak sürdürülme alanı kadar; savaşların bazen hegemonya mücadelesi, bazen değişme eylimi veya son yeniden yapılanma adıyla da banbaşka argümanlarla da sürdürüldüğüne tanık oluyoruz. Tıpkı Emperyalist başlangıcındaki koşullar aynen tekrarlanan ezber olmadığı gibi, gelişen sistem le sömürgecilik kriterleri yeni uygulamalara veya devlet biçimleri yeni kitleseleşmeden tutun başka araçlarla da sürdürüldüğünü hep yaşadık. Savaş şekleri de aynen devam ediliyor. Artık Yeni sömürgecilik ilkelerinin uygulandığı, 2 kutuplu dönemdeki bölgesel hegemonya veya başka amaçlı savaşlar yerine, Neoliebral dönemde temel kriter yapılandırma ile serbes piyasa modeline açılım hedefi konulmaktadır. Onuniçin; Soğuk savaş dönemli Soviyet ABD nifus mücadelesi ile buna bağla bölgesel güçler hegemonya temel ölçek yerine; Neoliebral BOP projesinde ulusal devletler tavsiyeli piyasa modeli oluşturma genel hedefleme olmaktadır. Sistem Emperyalistlik olsa da yeni stratejik hedefler de konularak taktikler yerleştirilmektedir.

Emperyalist stratejisyenler Ortadoğu veya genel Avrasya stratejisini Doksanlarda kurgularken, alışılan bölgesel devlet savaşları yerine soğuk savaş eksenli duruşların yerine, yeni başka savaş kuramları geliştiriyorlardı. İlk Somali uygulaması ile “güvenlik genel ihracı” stratejisi uygulandı. Seçilen herhangibir ülkeye Uluslar arası güçlerin ortak müdahale politikası Somali ile ilk deneğimini gerçekleştirdi. Sanki tüm dünya Somalinin açılığına karşı mücadele adına gönderildi!**

Bu ilk kıvılcım sonrası, yerleşmeye başlayan ve 2 ayaklı BOP projesi tartışması derinleşti. Gerçi Klinton bunun “hayal, saçmalık” olduğunu vurgulayıp elinin tersi ile iterken; ABD Yeni Muhavazakarlar ile belirli tekeler bu işten vazgeçmediler. İlkleri aBD coğrafysında yapıp ikibin seçiminde oyları saydırtmayarak yani seçimi çalarak ikinci Buşu koltuğa oturtular! Böylelikle iki ayaklı bOP projesi yürürlüğe konulma fırsatı arandı veya hazırlandı. Planın birinci ayağı sınıflar yerine kültürler çatışması konulup, Ortadoğulaşmış şekli ile İslamcı temelli strateji oturtuldu. Öteki ekonomik hedef ayak ise; devletlerin tavsiye edilerek etkin olmayan küçük devletlerle sermayenin serbes dolaşım noktası konuldu. Nitekim; BOP projesinde hep “sınırların sıfırlanıp sermayenin serbes dolaşımı” arada tekrarlanan sonuç olarak vurgulandı!

Afkanistan ile ırak hedefli genel Uluslar arası müdahalelerle tavsiye edilen devletlerin yerine seçenek konulamadı! Burada bataklıklar oluşmaya başladı. Üstelik; uluslar arası bütünleşme de kırılmaya başladı. Her başarısızlıkta itifak çatlamaları ırak çölerinde oluştu. Oysa genel savaş ile işkal ederek, toptan yerlebir yapılarak, yeniden serbes piyasa modeli bir yapılanış hedefleniyordu. Güvenlik ihracının adı böyle gerçekleşiyordu. Fakat beklenen sonuç yaratılamadığı gibi, kuşkular da artı.

Bukez Obama modeli gündeme getirildi. Bölgesel güçlerle ayni proje gerçekleştirilecekti! Savaş yine seçilecek ülke üzerine odaklandırılacak, ancak, bölgesel güçler direk açık rol alırken, temel güçler de duruma göre destek sunacaklardı. Tek ülkeye karşı içte yaratılacak ve beslenecek isyanla dış bölge ülkelerin katılımı, olmaz sa enson temel güçler devreye girip sonuç alınacaktı. Üstelik Obama döneminde artık Kültürler çatışmasının bölgesel model ılımlı İslam örneklemi Türkiye gibi bir de devlet vardı! Kültürler çatışması adeta ılımlı ile kendilerince diktatör devletler arası bir zemine konuldu. Dikat etiniz mi! Genelikle tavsiye eksenine konulan tüm Ortadoğu devletler Cumhuriyetci otoriter laik yönetimler olmaktadır. Tunus, Lipya, Mısır, Suriye gibi…. Örneğin; Sudiler veya Basra Körfezi emirlikleri monarşileri bu tavsiyede ilk ayakta yokturlar. Hat da; daha garibi, Katar ve Sudiler tavsiye etirilecek Laik Cumhurieytci devletlri yıkma itifakında önemli rol verildi….

Bu Strateji de kesintilerle yürüdü. Tunus ve Mısırda beklenmedik halk ayaklanmaları nedeniyle hem erken müdahalelerle yönetimler değiştirilirken, ılımlı İslam deneğimleri de iflas edip, beklenmedik eski askeri siyasal yönetimlere dönüşüldü! Lipya deneğimi ile Kadafi katli ile yeni kağosun ötesine geçilemedi! Suriyede ise hesaplamadıkalrı, öteki dedikleri oldu. Sırası gelecek olanların direnç cepesi oluşturucakları dahi düşünülmedi! Suriye resmen iflasın merkezi oldu. Üstelik tüm dünyanın katıldığı bir savaşın sürdürüldüğü yer oldu.

Bu yeni savaş stratejisi daha yıkıcı olup sadece hegemonya kurma değildi. Yeni yapılanmalar da içeriyordu. Bunu direk Türkiyede Davutoğlunun veya Erdoğanın ağzından duyuyoruz. Şehirler boşaltılacak, kensel dönüşümle yeniden yapılanacak ve yeni piyasa modelli rantlı bir yaşam oluşturulacaktı! Irak, Lipya ve şimdi Suriye Türkiye sadece savaşı kazanacak kaybedecek değil, kentsel yaşamdan tutun, yeni yapılanma ile banbaşka bir yaşam kurma yıkımı yapılanışının da hedeflendiği stratejik savaş geliştirilmektedir. Sıfırlanma sorunla sınırların esnekleşmesinden, yönetimin piyasaya devretme gerçekleri Ortadoğunun özüne konuldu. Kültürler çatışması adyla tavsiye edilecek devletleri mezhepsel ayrışma, etnik çatışmalar la kentlerin de yıkılarak yeniden yapılandırma amçlı geniş bir ufukları vardı. Şimdi Suriye aşmazı ve Türkiyede Kürtlere karşı yapılanların sadece savaş değil de nifus katlederek göçler yaratıp yeniden yapılanmanın da olduğu Neoliebral gerçeklikler vardır. Amaç böyle olunca da, büyük göçler, önemli insan hakları ihlalleri, kentlerin yıkılması, hegemonya değil de yıkma temelinde hareket etmeler, nefretlerle mezhepten etnik bakışa uçurumlar yaratmalar hep bu anlayışın sonucudur.

BBakın Davutoğlu Kentlerde ölülerin dahi gömülmesine izin vermezken, botrumda insanlara nbulans yerine tank mermisi giderken, kendisi yeniden yapılandırma planı açıklıyor. Kentlerin bazen insansız turizme açılmasından tutun, karakoların oluşması ve TOKİ rantlı yeniden oluşturma bilgileri vurgulanıyor. Buda şimdiki savaşların bildik savaşların ötesinde, yeniden piyasa modeline göre kentleşme veya kentsel dönüşümlerinin de olduğunu gösteriyor. Üstelik bu savaşlar Uluslar arası desteklerle de sürdürülüyor!

Bu yeni bilgilerle savaşları şimdiki hedefleri ile yeniden okuyalım. Belli ki sosyolojik birikimlerle oluşan şehirler veya yerleşimler, şimdielrde sermaye gücü ile savaşlarla da serbes piyasalı rant hesaplarıyla da gerçekleşme durumuna zorlanıyorlar. Türkiyenin Kürdistan coğrafyalı savaşta bu gerçekleri artık Devlet yetkilileri açık dil ile yeni yapılanma adıyla da itiraf ediyor. Ozaman; bizler de yeni gelişmeler le yaratılan koşulalrı doğru okuyarak yazmak kalır. Praatiğini ilgili örgütlerin değerlendirmesine brakıyorum.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article