Yaşananların verdiği dersler – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Yarın 15 Kasım. Hem KKTC ilanının yıl dönümü,hem de Köfünye olaylarının da ayni günceye takılışının da raslantısı sözkonusudur. Aradan 37 yıl geçti. Kolay deyerlendirme yapılacak birkimmler, yapılanışlar oldu. En acıtıcı şu: baştan beri yaptığım öngörülerin gerçekleşmesidir. Bir başkası ise bu süreçte bazen mevki bazen çıkar ve bazın da istemeden onay verenler oldu. Sorgum şurada devam ediyor: imza atanlar, önemli kavşakta kararda sözü geçenler, şimdi dönüp de pişmanlık belirtiyorlarmı? Bu olgu önemli. Kimisi yenilerek, kimisi teslim olarak kimisi de günü kurtarma adına ilanın gerçekleştiği gece onay verdi. Bunları hep yaşadık. Üstelik, geleceğin ne olacağını bildiğini zanedenler de onaylanlar arasında. Ne pişmanlık diyen var nede özeleştiri duyumu oluştu. Hat da şu paradoks da yaşandı: ilanın bir gün öncesi, muhalefet vekiler yürüyüş yaptı. Birçok kuruluş bildiri dağıtıp aslında ilan edilecek bağımsızlığın bağımsızlık olmadığını vurguladı. Evet demiyeceklerini söylediler. Ama, ertesi gün saraya yemeğe gidip parmak kaldırdılar. sSOnrası, “çocuk doğdu, onu yaşatmak gerekir” düşüncesine sarılındı!

Yaşamda çok acı gerçekler yaşadım. Bunlara tanıklık da yaptım. Şu gerçeği acıyla tekrar tekrar yaşadım. Öngörümle geleceği vurguladım. Haklı çıkıp doğrulandım. Doğrulanmak ise haklı olmlak gibi gerçekler, yine de yalnızlaşarak anlamsız hale de geldim. Birçok kişi ve örgüt de ayni benzer yorumu yaptılar. Belirli anda teslim oldular. İşbirlikçilikle sistemin kaymağından faydalandılar. Gelinen noktaa malum. Fakat, imza atan, süreçte karara takılanlar, üstelik şimdi şikayet edermiş gibi davrananlardan, pişmanlık dahi duymadık.****

Seksen yılında K. Kıbrısta giderek bağımsız devlet ilanı konuşulmaya başlandı. Benim de içinde olduğum hareket, olayın bağımsızlık deyil, daha da Türkiyeye bağlanma adımı olduğunu yazıp söyledik. Kıbrısta bazı Halkder dernekleri bu konuda bildiri yayınladı. 12 Eylül öncesi son bildiride Devrimci Gurup adına kaleme bizat ben aldım. Olayın, K. Kıbrısın Türkiyeye yönelik ilhak politikasının devamı olduğunu hem de Türkiyede belirtim. Süreç devam etti. Özellikle Türkiyedeki Cunta ile adaaya çöken baskılama ile 81 seçimlerinde Denktaşın aslında kaybedip hileyle verilen seçimler sonrası, bizat Denktaşın hızıyla bağınmsızlık ilanı gündeme geldi. Yine karşı çıkanlar vardı. Hala sol etkisi bulunuyordu. Muhalefet partileri de ka-rşıydı. Kendilerine “Ulusal Kıbrıslı Türk” diyen bazı kişiler ise ilanın gerçekten bağımsızlık olduğuna inanıp savunanlar da oldu.

Sonuçta, olaya hem Türkiyeye yönelişim devamı ile Denktaşın yeniden seçilme politik tercihi nedeniyle 15 Kasım, bir akşam yemeğinde 1983 yılında ilan edildi. Direnen olmadı. Beklenen olmasına karşın, direnileceği bildiriyle açıklanmasına rağmen, bazı tartışmalar dışında, direnilmeden yemek sonrası imza çakıldı.

Bazı saptırmalar  yapılmak istendi: doğrusu da tuturuldu. Çünkü teslim olunup kılıflar çekildi. “Federal Kıbrısın savunulduğu” yalanı dolaşıma sokuldu. Türkiyeye rağmen Denktaşın talebiydi dendi. Kimisi de gerçekten bağımsızlık denip inandı. İlter Türkmenin net itirafıyla konu açıklansa da bu yyalan sisi etrafta yaygınllaştı. Hat ta kimi Türkiye kesimi Evrenin Özala kucağına atığı ateş topu diye de probaganda yapıldı. Teslim olanlar, bilgisizler ve bhaneyle kendini kurtarmak isteyenlerin birleştiği siyasal darbe ve yeni Kıbrıs sıçrama koşulu yaşandı.****

Aradan seneler geçti. Olanlar devam dendi. Bu teslimiyet hızı gidrek koltuk tadıyla da nemalnandı. Federal kelimesi ile avunma yanına da Güvenlik Konseyi kararı denip, kendi kendine bahaneler uyduruldu. Geldik günümüze: şimdi yine göstere göstere adımlar atılıyor. Görmezden gelme veya şu kararlar var, olamaz deyişler kısık sesle vurgulanıyor. Kimse hangi dönemin yanlışını da söylemiyor. Kendi harcını yok sayarak bir eleştiri yapma hastalığı da gelişti.

Maraşta piknik konuşuluyor. Yeni siyasal hamleler yapılıyor. Nifus altüst oldu. Sayısı bilinmiyor. İşbirlikçilere verilen alan, giderek daraltılıyor. Düüşünün, normal hükümetin olması gereken vitrinli başbakanı olmayan, en güçlü UBP müdahalelerle hem silikleşiyor, örgütsel olarak karmakarışık oluyor. Saraaylı onca soruna ve parasal sıkıntıya karşın, yeni lüks makam arabası almanın ilk icraatını yaptı.

Hükümet varlığı sorun deyil. Tarikatların cirit atığı Mağusanın dibinde, askeri bölgede piknik yapılıyor. Öyle bir piknik ki tüm kararlarda bu yerleşimin B.M. kontrolunda sahiplerine verileceği yazılıp belge olmasına rağmen. Ama, pişkinlik ile teslimiyet öylesine işledi ki “uluslar arası hak” kelimesi yalan tatlısının verilmesi şeklinde oluyor. Belli olan ta 74 yılından beri Kıbrısın İngiltere planlı Taksim sürecinin fiylen yaşatılıp günümüze dek gelişinin kendisini yaşıyoruz. İşbirlikçilerin ise teslimm ola ola, eldeki yetkileri kordinasyıondan tutun direk Ankaraya devrine dek her konuda artık bağlar iyice düyümlendi. Sıkılmadan hala federasyon demenin de anlamsızlaştığı kurala geldik. Ama, diyecek sözü kalmayan ve sırf barışçılık oynayanlar sadece “kararlar var, demokrasimiz zedelendi” laflarıyla mırıldamanın ötesine gidemiyor. Direnmeden teslim olan, yapılanmaya ve kurumsalaşmaya yeri geldikçe katgı koyanların, elbet seçeneksizlikle çaresizlikte söylediklerinin anlamı da kalmaz.

Kıbrıs, hani derler ya: Uluslar arası kararlar, Cenevre sözleşmesi, Güvenlik konsey belgeleri, hepsinin nasıl uygulanmadığının en önemli yerlerinden birisi oldu. Birleşik deyil parçalanmış ve deyişik yapılanışla banbaşka ikili Kıbrıs çoktan fiylen çizildi. Maraş bunun en can yakıcı son perdesidir. Üstelik, Varosi, resmen Güvenlik KOnsey anlaşmalarıyla da direk TC Askerin sorumluluğuna da verildi.

Şimdi Guteres mırıldanıyor. Ama Karabağ sorunu da mesajı çakıyor. Güçler dengesi ve direk Rusya faktörlü hamlle.

Yeni bir 15 Kasım yaaşayacağız. Bu defa Maraş pikniği de var Binbir kılığa giren koltukçularımız kahraman olma yarışında. Mücadeleyle deyil, yalakalıkla koltukta kalma hesabında. Ama, geç kalma i gerçekin keskin bıçak sırtında bocalamaya devam.

- Advertisement -
- Advertisement -

Diğer yazıları

Güncelleşmeye doğru Batı Sahra – Özkan Yıkıcı

Bir gün gazetesinde iprahim Varlının da konuyla alakalı makalesini okuduktan sonra, olaya bir de K. Kıbrıs penceresinden deyinmeyi görev bilecek derecede kendimi verdim. Bazı...

Kuşatılmış algılarla sansür perdesinde kalma – Özkan Yıkıcı

Gerçeklerden ne kadar koparsanız, yaşananları da o  derece güç anlarsınız. Bu kural ile gelişen kurumsallaşma ise gerçeklerden uzaklaşıp, olanları da toparlamayacak duruma gelir. Ülke...

Hesaba katınılmayan İngiltere – Özkan Yıkıcı

Birçok siyasal krizi duyuyoruz. Amerikadan tutun Rusya, Türkiye, iran ve nice ülke adını direk duyuyoruz. Onların hegemonya mücadelesine yyönelik de yorumlar yapılıyor. Herkes kartını...
5,973BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,078TakipçilerTakip Et
15AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları

Avrupa Parlamenteri Niyazi Kızılyürek YKP’yi ziyaret etti

Avrupa Parlamenteri Niyazi Kızılyürek YKP’yi ziyaret etti… YKP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşmede, YKP Sekreterya üyesi Alpay Durduran, Murat Kanatlı, Kemal Güçveren ve Hamit Aygün hazır...

Doğal gazlar doğal olduğu yerde kalsın

Aralık’ta toplanması gerek COP26 salgın hastalık nedeniyle ertelendi. Tüm dünya Paris Antlaşmasını ve ordaki amaçlara ulaşma yolunu konuşmaktadır. YKP Parti Meclisi COP26’ya yönelik tabandan...

YKP eyleme katılım çağrısı yaptı

Toplantı, gösteri yürüyüşü ve örgütlenme hakkı demokratik ve çoğulcu toplumun temel gereksinimlerindendir ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ifade hürriyeti, toplantı ve gösteri hürriyeti madde...