SENDİKALARIN MUKAVEMETİ – Ulus Irkad

Must read

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...

20 Temmuz arifesinde meydana gelen olayları Sesonline’da yazdığım makalemde oldukça irdelediğim için aynı olaylara şimdi de parmak basmak istemiyorum. Sanırım bazı gazetelerimiz de bu yazımı iktibas edecekler. Ben şimdi sendikalarımıza bazı önerilerde bulunmak istiyorum bu yazımda. Öncelikle sendikaların duruşunu buradan selamlamak istiyorum. Fakat sendikaların da öncelikle alması ve yapması gereken bazı tedbirlerinin olduğuna inanıyorum. Öncelikle sendikaların sol görüş açısından nasıl bir ekonomik politikayı savundukları, neler öngördükleri konusunda bir görüş birliğine varmaları gerekiyor diye düşünmekteyim. Bunun için de seminerler ve grup çalışmalarıyla üyelerini aydınlatmaları gerekiyor. Yanlış anlaşılmadığıma kanaat getirerek üye bilinçlendirilmesine çok dikkat edilmesini öneriyorum. Öncelikle nitelik geliyor ama bu niteliğin doğru ve temelli bir yolda oluşması için buna dikkat edilmeli. Üyelerin pratikten de gelen düşünce üretmelerini sağlamak için gerekli çalışmalar yapılmalı ve platformlar yaratılmalı. Özelleştirme hareketinin kapitalizmin bir saldırısı olduğu  gerçek. Ama bu gerçeğe karşı sendikalar hep birlikte başka bir sol projeyi muhakkak ortaya sunmalıdırlar. Bu konularda gerekirse dıştaki ülkelerden de teorik alanda destekler alınmalı. Şöyle bir iddia vardır:  Kapitalizm artık öyle bir noktaya gelmiştir ki Globalizasyonun başka bir alternatifi yoktur ve özelleştirmeden başka bir çare de bulunmamaktadır. Bu doğru mudur? Yani özelleştirmenin, kapitalist sistemin bir alternatifi yok mudur? Alternatifsiz hayat mı olurmuş Allah aşkına? Dünya bu alternatifler üzerine kurulmadı mı? İlkel komünal sistemin alternatifi feodalizm, Feodalizmin alternatifi kapitalizm; peki kapitalizmin alternatifi yok mu? Hep bir ağızdan dudu kuşları ve papağanlar gibi bilim adına dilbazlık yapanlar bile bize bu tutucu ve bilim-dışı düşünceyi aşılıyor. Kapitalizmin de, özelleştirmenin de alternatifi yok… Öyle mi? Yok mu? Sovyetler kapitalizm tarafından yenildi? Sosyalist sistem kapitalizme boyun eğdi. Tüm sosyalist veya komünist ülkeler, yani Doğu Bloku ülkeleri bu konuda kendilerini yenilemedikleri için beyaz bayrak çektiler. Peki bir bilim adamı şunları niye araştırmıyor? Sovyetlerdeki sistemle Marksizm ne kadar uyuşuyordu? Sovyetlerdeki sistem gerçekten Marksizm miydi? Buradaki despotik bürokratik devlet sistemi nemenem bir sosyalist sistemdi? Proleterya adına kurulan bu devlet şekli proleterleri de ezme ve artı değerlerine bürokratların el koyduğu imtiyazı hangi sosyalist felsefeden almaktaydı?

İşte tüm bu tartışanları açmak, düşünce zenginliğine katkıda bulunmak gerekmekte. Bunlar tartışılırsa sonuçta özelleştirme konuları daha iyi anlaşılacak ve herşey temize çıktıktan sonra üyeler de daha berrak olarak dünya üzerindeki olayları daha iyi anlayacaklar. Üyeler bu tartışmaları yaptıktan sonra  Sovyetler Birliği’nde olan sistem sosyalist bir sistem değildi. Sosyalizmin veya Marksizmin bürokratizmle bir ilintisi yoktur. Gerçekten sosyalizmin uygulanması için içinde hiçbir kapitalist temasın olmayacağı bir sistem  öngörülmeli. Tüm doğal kaynaklar, tüm plantasyonlar, yabancı şirketlerin elinde bulunan tüm üretim araçları uluslaştırılmalı (bu uluslaştırmanın, ulus-devlet modeli veya ulusçulukla bir ilintisi yoktur, burada demek istenen, sistemin, halkın menfaatine halkın faydasına çalışacak bir duruma getirilmesi ve yabancı tekellerin elinden kurtulmasıdır), bankalar, yani muhasebe kontrol altına alınmalı, diğer kalkınmamış ülkelerde de aynı modelde ekonomilerin oradaki halkların da karşılıklı yarar ilkesiyle harekete geçip bu sistemin işlemesine çalışılmalı. Tabi ki küçük sanayiciler, küçük işletmeler çalışmaya devam etmeli ama oralarda da sömürü koşulları ortadan kalkmalı. Bu modelde herkesin bir arabasının, bir evinin, evinde bilgisayar ve televizyonlarının olması, çağdaş teknolojiyi kullanmanın yasak olması diye bir durum yoktur. Ulusal sermayeye de bir oranda çalışma olanakları sağlanmalı ama tekellere bilhassa çokuluslu tekellere o ülke halklarını sömürmelerine fırsat verilmemeli.

Bu yukarıda yazdıklarım sadece benim okuduklarımdan anladığım ekonomik önlemler ve  tedbirler. Belki bazı konularda ben de yanlışlık yapıyorum. Ama sendikaların artık biraraya gelip bu konuları tartışmaları ve örgütlülüğe dünden de daha iyi sarılmaları gerekmekte. 20 Temmuz arifesinde meydana gelen olaylar örgütlülüğe ne kadar ihtiyacımız olduğunu bizlere gösterdi.

Vakit kaybetmeden bu konularda düşünmeye başlayalım diyorum…

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...