EMPERYALİZİM, PETROL VE KIBRIS – Özkan Yıkıcı

Must read

Sonunda adamız sisemin petrol kısgacına da girdi. Konu öyle basit gibi geçiştirilecek durumda deyildir. Petrolun ekonomik deyerle siyasi gücü ortadayken, sadece Kıbrıs daraltısında konuşulması yanlış olur. Herkes şunu unutmasın; Petrol tekeleri dünya siyasetinde önemli güce sahiptir. Yine olay salt dar ulusal deyil genel sınıfsal egemenlik boyutunda olmaktadır. Yanılgıya düşmemek gerekir: Petrol ne kadar zengin kaynak olsada, tıpkı Orta doğuda olduğu gibi kendi halkına kardan çok çirkin kirli siyasal sosyal sonuçlarda yaratıldı. Petrolun ekonomik deyeri yanına genel Emperyalist kuramı da ekleyerek düşünmek gerekir. Sonuçta Kıbrıs yine sistem ve ekonomik kar endeksiyle buluştu. Bundan olayı konu sadece Kıbrıs deyil genel sistem pay alma kavgası olmaktadır.

Konuyu tartışırken buluşulan 3 ölçeği unutmayalım: Birincisi genel sistem Kapitalizmin üst aşaması Emperyalizim: İkincisi ekonomik deyeri olan Petrol ve bu kısgaçta dış dinamiklerle kuşatılıp belirlenen sistemin küçük parçası olan Kıbrıs bir anda yörüngede oturdular. Genel sistemsel yapı ve dış dinamik etkinli küçük adaya ekonomik deyeri olan petrol da eklenip adamız yeni tarih sayfasına eklendi. Bundan dolayı kimse sistemsiz ve sınıfsal boşaltmayla olaya yaklaşamaz. Bakıldığında zaten aramayı yapacak olan Uluslar arası şirket oluyor: Yine arama için uluslar arası sistem güçelrinden resmen destek gelindi. Aranılan kaynak sistemin enerji kaynağı oluyor ve bundan dolayı oldukça işdah kapartan durum vardır. Sistem, ekonomi ve Kıbrıs bir anda saydamlaştı. Saydamlaşan bu yapıda da elbet karı gücü olan alacaktır. Diyer yandan tamda Orta doğu projesi gelişirken ve yeniden sömürgeleşme düzenlenirken konu gündeme geldi. Eskiden beri ada açıklarındaki petrol bilnirken şimdi gündeme gelmesi de ada tercihinden çok, sistemsel siaysetin geliştiği dönemde olması da konunun başka yönü olmaktadır.

Emperyalizim zaten tekelci sermayenin dayatığı anlayış oluyor. Dikat edin Petrol çok önemli ve karlı kaynak olurken zengileştirdikleri de kaynağa sahip olmayan egemen tekeler oluyor. Bir de yerel işbirlikci kesimler oluşturuyor. Bundan dolayı Petrolda adeta barış ve rafah yerine hep kriz savaş ve kirli acılarla işler yaplıp sermayenin korkunç kar aldığı bir ürün oldu. Sadece Venezuela gibi daha kamusal anlayışın olan ülkelerde petrol kaynağının belirli kesimi halka dönüp hizmet olarak verilmektedir. Burda da fark şu şekilde şekilenir: Kapitalist özdeki burjuva sınfsal anlayış ile özde sosyal insani ölçek bakışlı farklılıkları iyi bilmek gerekir. Kapitalis yapıdaki sınıfsal gerçek ve sömürme sonucu bunlar hep sermayeye kar olarak akmaktadır.

Şimdi Kıbrısda Petrol kısgacına girdi. Öyle bir Kıbrıs ki krizi olan, dış dinamiklerin oldukça etkin olduğu ve yerel siyasal yapının en zayıf ve sorunlarla boğuştuğu dönemde geliyor. Üstelik Kıbrıs petrol olayında etrafdaki yeniden Orta doğu Petrolunun paylaşım siyasal hamlelerinin olduğu süreçte yaşanıyor. Kapitalist özdeki gibi, her paylaşımda rekabet olma sonucu krizler ve çatışmalar hep olasılık halinde olmaktadır. Dikat edin en basit Uluslar arası anlaşma dahi burada sökmez. Herkes pay alma peşindedir. Örneğin Türkiye bağırırken ne Deniz hukukıunu imzaladı, nede kendi için istediklerinmi kendi uygulamaktadır. Buna ek olarak ayni anda Türkiyede Füze kalkanı konusu görüşülüyor, gizli görüşme belgeleri de yayınlanıyor. Sistem se ikide bir tetiklenen Orta doğu projesinde Türkiyeyi model olarak hep makyajlayıp sunuyor. Türkiye de kendine çizilen çizgide yeni bölgesel güç olma adına ve fırsatı kulanma amacıyla hamleler yapıyor. Bunları gözden kaçırıp sadece arama aşamasında bakarsanız hep yanılma muhakak olacaktır.

Kıbrısla ilgili bazı ek bilgiler de verelim: Kıbrısda petrol konusu yen,i  deyildir: Anımsayın Annan pilanını; İngilizler üstlerden toprak verirken deniz alanlarından yer alıyordu. Alacakları yer ise bu gün petrol araştırması yapılan yer olmaktadır. Yine Annan pilanında Türkkiye ısrarla deniz kaynaklarının Federal yönetimlere verilmesini istiyordu. Buna ek olarak da toprak olayında geniş deniz alanının elde tutulmasını dayatıyordu. Üstelik yine görüşmelerde hep Kıbrıs Mısır gibi imzalanan Münhasır alanlı anlaşmaları tanımadığını da ekliyordu. Lübnan gibi zayıf ülkelere de baskı yapıp engeleme oluşuyordu. Anlayacağınız Kıbrıs Petrol kavgası yeni deyildir.

Tüm bunlar olurken elbet saçma sapan bildiriler ve tehditler de olacaktır. Net olan şudur: Uluslar arası güçler istemedikçe ne arama nede çatışma olur. Kıbrıs gibi hem kriz hemde çeşitli kuruluşlara üye olan yerlerde bunlar olamaz.Bizim yönetimlerin konuya ne denli hakim oldukları belli. Olan ilk yansıyış resmen Kıbrıs Türkiye eksenli olup burada genel Orta doğu ayracının etkisi görülmektedir. Yeni Orta doğu şekilenmesinde oynanan ekonomik siyasal tavırlar olmaktadır. Üstelik hep Güney Kıbrıs hiçbir iş yapamaz anlayışı da öne çıkarılıyor. Tanımayan ama işine gelince pay istenen garip döngü gelişiyor. Sonuçta Orta doğu oynunun bize yansıyışı oluyor. Yalnız eklemeden olmaz: Petrol pastasını sermaye yerken, çirkinlikleri pislikleri de çıkarılan ülkede kalıyor. Son uluslar arası yargıya taşınan Nijerya olayı bunun en son kanıtı oluyor. Şirketler karları kaparken, ordaki halkın en basit sağlık yıkımı konunun ne denli önemli olduğunu anlatıyor.

Kısaca; Kıbrısta istemese de şu 3 nokta yeniden şeklendi: Acımasız Emperyalist gerçek, Petrol işdah ekonomik sömürme kaynağı ve dış dinamiklerle yaşayıp şekilenen Kıbrıs: Bunlardan birini göz ardı ederek konu net anlaşılmaz. Bakalım Emperyalist sistem Kıbrıs Petroluyla bize neleri yazdıracak

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article