Çözüm nasıl olmalıdır ve çevremizdeki görüş ve gelişmeler – Ulus Irkad

Must read

ulusAçıkça tekrar yazayım . Türkiye’de ikinci seçim kararı alındıktan sonra buradaki barış çabalarının da maalesef ikinci plana düştüğü bir gerçek. Ve eğer doğruysa Türkiye’den gelen su ile de aslında bizdeki meclis içindeki sağcısından solcusuna kadar bütün seçilmişler, bir kanto daha yediler. Son zamanlarda konuşulanlar arasında maalesef anladığımız, hükümetçilik oynayanların bu su konusunda ciddi girişimler yapmadıkları ve Türkiye’nin  buradaki iradeyi de nazari dikkate almayarak despotçasına bu su projesinde istediğini kabul ettirdiğidir. Haber aldığımıza göre de Türkiye istediklerini kabul ettirmiş ve bizimkiler de enselerine tokat yeyerek kendilerine yedirileni son anda kabul etmişlerdir. Yani bu su, AKP hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin emrinde özelleştirilmiş ve Kıbrıslıtürk halkının su ihtiyacı, eğer duyduklarımız doğruysa, AKP’nin özel şirketlerine bağlanmıştır. Kaymağı da AKP’ye bağlı özel bir şirket veya şirketler yiyecektir. Kıbrıslıtürk halkı ne mi yapacaktır? Suyu içerken maalesef her damlasına para ödeyecektir. Yani duyduklarımız doğruysa bu su Kıbrıslıtürk halkının değildir. Duyduklarımız doğruysa gene empoze yoluyla, naçarlıkla, tehditle, yaptırımlı bir şekilde adaya gelmiştir. Peki  biz, zamanında iradenin yansıması, bu sorunun bir an önce Türkiye ile masaya da oturularak tarışılmasını önerirken, kimse bizi dinlememiş, aksine binlerce TDP’li ve CTP’li yeni yetme, sağa saldırma yerine bize her türlü çamuru atarak üzerimize saldırmışlardı. Peki şimdi niye sesleri çıkmıyor? Geçenlerde Türkiye’nin  bir HDP milletvekili ile diğer sağcı aydınlar arasında CNNTürk’te seçim boykotunun konuşulduğu ve bunca engellemeden sonra HDP’nin boykotu bugün  bile tartıştığını da söyleyelim. Bizim partilerimiz seçim boykotunu bile bunca rezilliğe karşın konuşmazken, hani seçimlere katılıyorlar diye beğenilen ve bazı solcu arkadaşların da beğendiği HDP milletvekilleri ve partileri, bugün boykotu konuşma noktasına  gelmiştir. Yani bizim ülkemizde şu anda bu su sorunu dahil birçok olay da, hatta iradenin baskı altına alınması bile, boykot için nedenken, HDP bile bugün belki seçimlere katılmayarak , artık boykotu konuşur duruma gelmiştir.

Seçim sonrasında Türkiye’nin egemenleri tarafından, esas düşmanın HDP’nin seçildiğini herhalde bilmeyen yoktur ve maalesef tüm oyunlar da bunun üzerinde oynanmaya başlandı. Bu arada Abdullah Öcalan’ın sesi kesilirken, bazı Türkiyeli aydınlar da PKK’nın ateşkesi devam ettirmesi üzerinde fikirler ortaya koydular. Fakat gerçekten Güneydoğu’da ne olduğunu bilmiyoruz. Yani bugün Kürt halkı gerçekten silah mı kullanıyor yoksa savaş kurgusuyla harekete geçen derin güçlere karşı kendisini koruduğunu da bilmiyoruz. Elbette her iki taraftan da insanların ölmesi  istenilen bir durum değil ama dikkat da edilirse dört senelik ateş-kesten sonra cenazelerde halkın çocukları da ölürken, halkın kendisi  eskiden olduğu gibi devlete ve hükümete biyat etme yerine, karşı tepki ortaya koymaktadır. Askeri rütbeli bir yarbayın bile, kardeşi vurulduktan sonra, cenazede karşı sözler söylemesi de oldukça ilginçti.

Sonuca gelelim… Türkiye’de Demokratik bir cumhuriyet olmalı. Türkiye cumhuriyeti demokratikleşmeli. AKP’nin 12 Eylül yasalarıyla şimdiye kadar geldiği sonuç Türkiye’nin parçalanması ve sivil savaştır. Belli ki birkaç senedir devam eden ateş-kes şartları Kürt halkının ve de PKK’nin zorlamasıyla, onların talebiyle oldu, yoksa AKP demek ki bu ateş-kes’i bozmak için zaten fırsat kolluyordu ve fırsatı bulduğu anda sivil savaşı tekrar başlattı. Gelinen sonuç,oluk oluk kan akmasıdır ki bu arzulanamaz. Derhal ama derhal AKP’siz olarak Türkiye demokratikleşmelidir. Belli ki bu bizdeki su sorunu da Türkiye demokratikleşmezse, başımızda AKP tarafından demoklesin kılıcı olacaktır. Havaalanının AKP’lilere verilmesi, limanın gene acımasız bir kapitalizm politikası uygulanıp, bugün Türkiye’yi iflas durumuna getiren AKP kapitalizminin, mutlak sömürücü şirketlerine verilmeye çalışılması, elbette Kıbrıslıtürklerin de kaderine vurulan darbelerdir. AKP, 12 Eylül’ün yüzde on barajını da devam ettirmiş ve HDP’yi meclis dışında bırakmaya çalışmıştır. AKP, Türkiye’yi mutluluğa götürmezken bizi barışa götüremez. Bize sunulan proje de maalesef irademizin gene ayaklar altına alınmasıdır. Türkiye demokratikleşmeden, Kürt halkıyla ve de bölge halklarıyla bir barış sağlanmadan, Kıbrıs’ta da bir barış olmayacaktır.

Su projesi, veya Kıbrıs’a su gertirilmesi Kıbrıslıtürk halkının hayrına olmamıştır. AKP’nin seçimle gidip, mutlak sömürüyü öngörmeyen bir demokratik hükümetin başa gelmesi, ancak Kıbrıs’ta çözüm ve barış çabalarıyla halkın refahın ı sağlayacaktır. AKP ile bunun olmayacağı artık bellidir.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article