Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

1431

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini çalarak doymadan servetlerine servet katarak yaşamak. Ellerine geçirdikleri devleti kendileri ve işbirlikçileri için acımasızca kullanarak yaşamak. Kimisi paranın kimisi makamın verdiği sarhoşlukla insanlara tepeden bakarak yaşamak. Gayrı yasal işlerle sanki de yukarıdaki ile 500 senelik yaşam kontratı yapmış gibi daha fazla daha fazla istiflemek.Kim mi bunlar. Dünya gelirinin yüzde 90 ını yiyen yüzde 5 lik küçük bir azınlık. Petrol ve doğal gaz için savaşlar çıkaran silah tüccarları. Uyuşturucu tüccarları. Kumarhane, gece kulübü ve karapara mafyaları. Doğayı kirlettiler, paramparça ettiler. Denizleri kirlettiler.Ormanları yok ettiler. Vahşi kapitalizmin vahşi milyarderleri oldular.Onlar kendilerini hep en güçlü gördüler. Onlar için servetleri sayesinde gidemeyecekleri ülke yoktu. Tedavi olamayacakları hastalık yoktu.

Ve bir sabah uyandılar ve baktılar ki bir şeyler oluyor. Adına corona denen bir virus yakıp yıkıyor ortalığı. Ve bu virus ne zengin tanıyor ne fukara. Uçakları olsa da kaçabilecek dünya üzerinde bir yerleri yoktu artık. Sınır tanımıyordu bu virus. Kaçış yoktu bundan. Bir avuç açgözlü bencil para doymazlar  sindiler. Korktular, işyerlerini kapattılar. Ve işyerlerini kapatırken de kendilerinden bekleneni yaptılar. Yıllarca emeklerini çalarak servetlerine servet katmalarını sağlayan emekçileri kapı önüne koydular. Utanmadan da ‘iş yerimiz kapalı’,işbirliği içinde ortak oldukları devlet bize yardım etsin feryadına başladılar.

Sanki bir yerde özellikle son yüzyılda kendini acımasızca hırpalayan doğa insanoğlundan intikam alıyordu. Kapatılan dereler, yok edilen şehirler, kirletilen denizler,yok edilen ormanlar,savaşlarda yetim kakalan çocuklar, afrikada açlıktan ölen insanlar ‘yeter artık’dedi.

Bu kısa özetten sonra gelelim bizim buralara. Aslında buralarda herşey güzel gidiyordu belli kesimler ve onların temsilcileri için. Lüks oteller, kumarhaneler, gece kulüpleri tıkırında. İstiflemeye ve emekçileri sömürmeye devam ediyorlardı.Bu arada buralarda seçim vardı. Makam vardı. Örtülü vardı. Yeni yeni gommaların istihdamı vardı. İyi de başlamıştı kampanya. Panayırlar şenlenmişti. Yaşlı nineler, dedeler ve bebekler kucaklanarak şovlar yapılıyordu.Gezici de bir yandan ortalığı karıştırıyordu vesselam….

Ama ansızın bizim corona devreye girdi, tüm işleri altüst etti. Dünyada yaşanan ve önlenemez virüs yayılımı panik yarattı bizimkilerde ve hemen birlik beraberlikten bahsetmeye başladılar.’ Artık sağlıktan başka birşey düşünemeyiz ‘diyerek ‘politika bitti’ dediler.Herkesin elini taşın altına koyma zamanı dediler. Sanki de yıllarca emekçilerin değil onların eli taşın altındaymış gibi mesajlar vermeye çalıştılar.Oysa afet zamanlarında da normal zamanlarda da bu gibi düzenlerde eli taşın altında olan hep emekçiler olmuştur. Bu panik içerisinde bazısının aklına hemen ohal ilan etme sevdası geldi. Memleket zaten işgal altında ama bu ohal sevdalıları illa askeri sokaklarda görmek istedi. Oysa çalışan bir mekanizmada ohal ilan edilmeden de her türlü tedbir alınabilmektedir.

Artık politika bitti dediler ama yaptıkları ile bitmediğini gösterdiler..Oysa yapılması gereken uzmanlardan oluşan bir kriz yönetimi kurup işi onlara bırakmak olmalıydı. Ama dedik ya seçim bitmemişti, politika bitmemişti, kampanya devam etmeliydi. Şov devam etmeliydi. Ayrı ayrı komiteler kurdular, ayrı önlem paketleri yaptılar. Hükümet dostlar alışverişte görsün diye muhalefeti çağırdı konuştu, ama öyle görünüyor ki onların söylediklerini kaale almadı bildiğini okudu ve dolayısı ile gördük ki diğer siyasi partiler de ayrı ayrı önlemler paketleri hazırladılar.

Peki politika, siyaset yapma dedikleri gibi bitmeli miydi? Kendi siyasi çıkarları için bitmeliydi ama halk için devam etmeliydi. Nitekim devam ediyor. Baksanıza mevcut hükümetin politikası varlığı nedeni sermayenin yanında yer aldı. Açıkladığı önlemler paketinde sermayeye herhangi bir yükümlülük getirildi mi ? Yıllardır bu ülkenin kaymağını yeyen lüks otellerden, casinolardan, vergi rekortmeni zenginlerden, bankalardan herhangi bir katkı isteyebildi mi? İsteyemedi, ve çalışanların sırtına yükledi bu yükü de.

Ve diyoruz ki siyaset yapma bitmez, onlar temsil ettikleri sınıfın çıkarları için politika yapmayı sürdürürken, bizler de çok küçük bir azınlığa hizmet eden yağma düzenlerini başlarına yıkmak ve geniş halk yığınlarını oluşturan emekçiler için, yeni bir düzen için politika yapmayı sürdürecektir.

Artık , yani coronadan sonra,herşey eskisi gibi olmayacak. Pek çok ülkede devlet yönetimini elinde tutan bu azınlık devam etmesi için çırpınıp duracaklar. Nitekim bu yönetimlerin aldıkları önlemler hep sermayeyi kurtarmaya yönelik olsa da artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak. Süreç içinde dinin etkisi bugünkü gibi olmayacak. Cami, kilise dua vs etkili olmayacak. Ülkeler silaha değil sağlığa yatırım yapacaklar. Dünya insanlığı din, dil, ırk ayırımı gözetmeden daha da dayanışma içine girecek. Ve tabi dünya emekçileri yeni birtakım yeni örgütlenmelere girip bu vahşi kapitalizme karşı savaşsız sömürüsüz yeni bir devrin başlamasına öncülük edecekler.