Ankara’da hava oldukça sisli – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Aylardır beklenen daveti alan Sucuoğlu, gülrek Ankaraya yollandı. Fuat bey ve Erdoğanla da görüştü. Buradaki yandaşların havası iyice  düzeldi. Nede olsa Türkiye devleti yanlarındaymış imajı oluşturma zemini gerçekleştirdi. Halbuki, haftalardır gelen polemiklere yanıt veremiyorlardı. Neden Erdoğan hala Sucuoğlunu kutlamadı: demek ki bir şeyler var. İlgisizlik ve soğuklukrtan fırsat kulananlar vardı. Üstelik, krizler peşpeşe çöküşleler devam ediordu. Partili kurumlardaki rezaletle aldı başını gidiyordu. Gerçi anketler hala onları en üste gösteriyordu. Tutuklu Falyalı da serbes kalınca  ilk moral havası esti. Sucuoğlu da ankaraya çağrılınca, hem de seçime beş kala gerçekleşince, algı operasyonu ise para gelcek probagandası da kolayca yuturma şansı da yükseldi. Gerisi Tufandı!

Görüşmeler gerçekleşti. Pek de açıklama gelmedi. Meraklılar laflardan veya davranışlardan anlam çıkarmaya uğraşacak. Muhalifler ise bir şeyler yakalamaya çalışacaklar. Zaten, Ankaraya gitmeğe gerek yok: dolaşanların yaptıkları malumdur. Şimdi, onlar dahi gündem olmuyor. Hat da kıvırgan gazeteciler sıkılmadan “Türkiyenin müdahalesi görülmüyor” diyecek derecede pişkinleştirler.Sadece nifusun yurtaş yapılan oyları dahi çok ifadeler içermeğe yetiyor. Oda silikleştirildi. Oysa muhalif  lider Tufan, böylesi  bir gerçek çıkınca, felaket olacağını söylediydi! Hepsi bir masal gibi anlatıylara girip akıyor.****

Sucuoğlu Ankarada. Ne kadar memnun olduğunu dahi gerçek ifadelerle anlatamadı. Susması mı gerekiyordu? Yoksa seçim sonrası neleri yapacağını söylemekten mi korkuyor? Hpesi büyük olası. Ama, Ankarada Sucuoğlu gibi algı oyunlu gülümsemeler yaşanmıuor. Hava oldukça sisli. Sisler yoğunlaşıyor. Birşeyler gizlenmeğe çalışılınıyor. Çığlıklar duyulmasın diyle sağırlar diyalokları aranıyor. Ama, Ankarada Sucuoğlu ve buradaki kimi çevrelerin havası gibi esintili değildir. Oldukça sislidir. Hele de devletin duymak istemediği, kendi yüzünü görmekten kaçtığı çok acıtan olaylar vardır. Hep tarikatlar cemaatler konuşuldu. Yasaklar konuldu. Yine de çocuk tecavüzleri, yangınlar ve nice yanan veya tecavüze uğrayan çocuk haberleri  engelenemedi.

Son gelişmeler ise oldukça düşündürücü. Kaçak öğrenci yurtlarından tutun çocukları kuran kurslarına göndertrime teşviği, hepsinin bir başka penceresi oluşuyordu. Kaçak öğrenci yurdunda, bilgisayar öğrencisinin kafası satırla kesildi. Daha bu soğumadan, bu defa Elazıda yine Nurcuların mekamından bir öğrencinin önce videyosu ve sonra imtihar bilgisi geldi. Öğrencinin anlatıkları ibret vericidir. Babaların tutumu ise daha da ibretlik. Olayları m normal karşıladılar. İlgili cemaatlerden şikeyet etme birn yana “rabim çağırdı” gibi inancın nerelere gelindiği gerçeği keskin bıçak gibi yüzümüze vurdu. Bunlar birden yeniden “nerelere geldik” sorularını kanıtlarıyla insanlara duyuruyordu. Hem yurtlar veya yerleşim yerlerinin kaçak oluşu, hem öğrencilerin ölüm şekli, hem babaların olay karşısındaki normalmış tutumları, hepsi tarikatlı cemaat dünyasının nerelre dek gelindiğinin acı göstergesi oluyordu.

Daha kötüsü, her konuda zırt bırt açıklama yapan diyanetin bu konuda hiç ses vermemesidir. CHP ise konuşmak istemeden konuşurmuş oynun muhavazakar ürkütmeme duşünecesinin nerelre dek gelineceğinin son halkası gibiydi. Konuyu kınayıp işleyemedi. Tarikat gerçeğinin insanları babanın oğul ölümüne dahi nasıl durgularla bakışın sorgulanması bile yapılamadı. Nede olsa ürkütmemek gerekiyordu! Bolca övülen HDP den daha fazla muhalif medyada değer bulan, itifaka yine HDp alınmayıp ona oynanan Deva partisi ise demokratik sınırını yeniden gösterdi. Anayasa kapatma ile Tarikat kapatmayı aynılaştırdı. Böylelikle oynanan itifak oyununda dışa brakılan kesimin nedenleri ve yeni arayışda neden fark oluşturulamadığının da düşüncelerini karşımıza getirdiler. Bir de şu yönden düşünün:  tarikatlara kaynaklar aktarılıp özellikle eğitimin bir çok yönbü teslim edilirken yaşananlar, bunlar da olur ısbatın örneklemi haline geldi.

Burada bir uyarı yapalım. Türkiyede görülen ve gençlikten çocuklara karşı eğitim yoluyla tarikatlaşmanın birer birer yaşam örnekleri yayılıyor. Görmezlikten gelindikçe, daha olmaz denilenler oluyor. K. Kıbrısta da tarikat yurtları konuşmaları etrafta dolaşıyor. Özellikle Kuran kursu ve öğrenci yurt durumları gidrek yayılıyor. Hala kaç yurdun tarikat veya cemaat elinde olduğu bilgileri yok. Kuran Kursları ise gırla gidiyor. Düzenlenen sehayatler dahi var. Fakat, tınan yok. Olan olaylar da çoğu defa haber dahi yapılmıyor. Toplumsal duyarlılık denilen olgu sıfır derecesinde. Daha kötü kamuoyu vardır. Hele son dönemdeki bağımlı ilişkisi ve dergahlarda görülüp siyasal faydacılığın  da geçerli olan koşullarında, ayni durumların yaşanmayacağına kimse garanti veremez. Hat ta yaşanırsa, haberi yaptırmayarak, Türkiyeye karşı olmakla engeleneceği de kesin.

Bir son olgu: özellikle ben şu söyleme katılmıyorum: tarikat veya diyanet bizdeki din işleri dayresş kontrolundan alınıp Eğitim bakamlığına verilsin söylemi eksiktir. Hele de şu günlerde bu görevi bizim makamcılarımız da severek yapacaklardır. Olay yapılanın yanlış olduğunu anlamaktan geçer. Ortaçağ karanlığında demokrasi veya yetki farklılığı ile gizlenme olamaz. İşbirlikçi sömürgesel gerçeği gözden kaçırmayalım.

Ankarada Sucuoğluna göre hava düzeliyor. Oysa gerçekte sisli hava yoğunlaşıyor. Bu görmeği dahi yok ediyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,182TakipçilerTakip Et
72AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları