yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSeçimler sonrası bazı görünümler - Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Seçimler sonrası bazı görünümler – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Türkiyede seçimin ikinci turu da sonlandı. Yeniden Erdoğan kazandı. Artık pratik olarak ikinci kez ancak seçilir veya diploması var mı yokmu soruları da pratikte sonlandı. Çünkü, bunları kabullenerek seçime girildi. Yasal olmayanı kabullenerek “yenelim” derken, tıpkı mühürsüz zarf oylarıyla yasalaşan anayasa gibi Erdoğanın da anayasaya rağmen üçüncü kez seçilmesi ve diploma sorgusunun da sonlanması oluştu. Aslında tarihi akıştaki her olguyu kabullenmenin de sonucu oldu. Elbet, konuşulan ve koşulları ret saydırtan bir başka örnek de salt sayılarla deyerlendirme ağırlığına gidilmesidir. Bir yandan sayısal deyerlendirme yapılırken, öte yandan da Suriyelilerle başlayan sığınmacı yurttaşlıklar var deniliyor. Bir tutarsızlıktır aldı başını gidiyor. Üstelik tüm koşulları kabullenerek seçime gidildiği için de fazla söylenen artık geç kalmanın da bir sıkıntısı da oluştu.

Yine idiyalı başlatılan, tarihi yazılım denilen seçim süreci sonlandı. Birçok bilinen yaşandı. Kötü olan, sırf “kazanacağız” moraliyle hepsine göz yumuldu. Birinci turda dahi çalınan veya şüpeli denilen birçok olay dahi yutuldu. Ama, fotoğraf net, yaşananlar haykırarak bu seçimin klasik seçim deyil resmen devlet baskılı ve rejim davmlılığı meşru kılmak, birilerine demokrasi varmış dedirtip birçok eleştiriyi yok etmenin esrumanı olarak çalındı.

B,rkaç durum elbet deyişti. Özü, rejimin devam edeceği ve dönüşümlerin durdurulamayacağı süreç sürmeye hız verecektir. Üstelik, bu moral ile yerel seçimleri de alma hesapları çoktan girişilecek. Zaten İmamoğlu yargının cenderesinde, birçok belediyede de kayum var. Elbet, yerel seçim dönemine girildiği zaman özellikle kayumların Kürdistan yöresinde olması nedeniyle batı muhalefeti fazla sorun etmeden kendini korumaya çekecektir.

Görünüm de oldukça vahim: örnek, parlementoda resmen herkesin kabullendiği en sağcı, gerici yapının hakim olduğu da sayısal olarak karşımızda duruyor. Bunu işleyişte daha da iyi yakalayacağız. Saray ise oldukça rahatladı. En azından denklemle oynamaya devam edecektir. Hele de batı kolektif emperyalist kesimlerin baskı veya desteksizlik yerine sesiz kalıp ama resmen destekleme durumlarıyla da yanında olması, Rusya kartını da tutması AKP rejimini daha bir rahatlatacaktır. Muhalefetin yorgun ve dağınık olması da bazı işleri el yordamıyla hızla deyerlendirmesi de muhtemeldir.

İlgili gerçeği doğru okumak gerekir. Okurken de siyasal yakın tarihi bilmek önemlidir. En azından siyasal islam veya daha stratejik geneli Kültürler çatışmalı Henktinton kuramlaştırmayı doğru bilerek Türkiyeyle odaklaştırmalıyız. Zaten kırılmaları olan ve devlet idolojisi olarak Türk islam sentezi ile batı bağımlılığı üzerinden bir de siyasal islam durumu kimliksel kültürel çatışma zemini de birlikte olunca, bazı deyişkenlikler oldukça zayıf kalmaya adaydı. Muhavazakarlık ile devletçilik veya faşist ve yobazlığın idolojik yönleri normal hale getirilip devletçi çelişkileriyle de kulanılması, bugünün idolojik temel kuramıdır. Nedense bir ağızdan idoloji düşmanlığı ve sonlandığı söylenir. Halbuki devlet idolojisi ırkçılık, gericilik ve sünni eksenli deyişik bakışların sentezleştiği de görülüyor. Boşuna diyanetden tarikata milliyetçilikten yeni silahlı yapılara yetmezmiş gibi mafyalarla oluşan karmaşa etkinliğini artırması boşuna deyildir.

Bir anlamda öyle bir parlementer ve devlet ikilemi oluştu ki milliyetçilik, din unsurları adeta deyişik bakışlarla iktidar muhalefet seçenekleşme ayrışması oluşturdu. Fatih Yaşlının Çarşanba yazdığı gibi “solun eksikliği” yeniden karşımıza geldi. Hat da muhalefet cepesi milliyetçi ve dini retoriklerle destek aradı. Tabulaştırılan terör ve PKK kavramlarla birbirlerine atıp tutuldu. Kılıçtaroğluna olmadık iftiralar ve montajlar atıldı. Tunaf olan Türkiyede ekonomik kriz dalgaları olması, deprem yıkımı yaşanması, yoksuluğun derinleşmesi, yalanların kocaman denmesi dahi yetmediği, yasaların resmen kimine göre var kimine göre yok olduğu bir ortamda oy kayışının hemen hemen hiç olmamasıdır. Burada kültürler çatışması, devlet kutsiyesi ve gericileşerek oluşan kurumsal yapıların kamusal gücün önüne geçmesinin etkenlerini doğru değerlendirmek gerektiğini kaçınılmaz kılmaktadır. Hele her defasında seçim sonrası Anadolu ajansının yaptıkları artık sonuçların da güvenilmezliğini bağırmaya yetip artıyor.

Normal demokrasilerde bu sorunlarla iktidar partisi sıfırlanır. Türkiyede olmadı. Ben ayni anda 3 seçimi izledim. Türkiye, Yunanistan ve Taylan, tek kaybedilen yer Taylan. Orada da muhalefetin çalışma şekli ve sokak gücü karşımıza geliyor. Salt seçim beklenmedi. İki seçimde en azından yasal kurallar vardı. Türkiyede bu dahi uygulanmadı. Ama sistem genelde Türkiye Yunanistan için söz etmezken, Taylant konusunda daha şimdiden ordu denilip yeniden darbe konuşturulmaya çalışılınıyor.

Kısaca, Türkiyede seçim noktalandı. Yeni bir gerici taplolu sağ eksenli ortam oluşturdu. Hala sol ne olacak soruları var. Elbet K. Kıbrısa da direk anında etkileri gelecek. Önümüzdeki bir makaleyi de çok önemli uyarıyla yazmayı düşünüyorum. Son nokta, yetmişlerde Karadeniz ve özellikle çelik bölge denilen Malatya, Çorum Maraş ve Sivas planından söz edilirdi. Bu şehirlerde katliyamlar da gerçekleştirildi. Bu yöreyi konuşurken benim uyarım, Yetmişler sonununu bir hatırlayarak konuşulsun.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
259AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin