yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİlaç skandalının dalgası da K. Kıbrıs'tan geçti - Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

İlaç skandalının dalgası da K. Kıbrıs’tan geçti – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Özetle: Kıbrıs 1955 yılındaki 6 7 Eylül katliyamları sonrası Türkiye etkisine iyice girmeye başladı. İngilterenin Türkiyeyi kıbrısa çekerek katmasıyla artık Türk halkında yansımaları da yaşanmaya hızlandı. Özellikle Türkie devlet siyasetindeki gelişmeler direk burada karşılığı daoluyordu. 74 Yılındaki sıçramayla kontrol altına direk alınan K. Kıbrıs daha bir Türkiyeleşme döngüsüne girdi. Artık, salt siyasal değil ekonomik, nifusal ve sosyolojik yapılanışlarla orada olann her türlü tutumlar, buraya da geldi. Elbet, Devlet içi kırılmalardan tutun mafyanın siyasetle birlikte saydamlaşma düzeyine gelişine dek her olgunun dalgası Kuzey Kıbrısı vurmadan olmaz hale sokuldu. Bunları her dönem Türkiyede yaşanırken aynen bir gelşip K. Kıbrıstan da geçmeden olamazdı. Türkiyede uyuşturucu tartışılırken direk Hüriyet gazetesinin yayınıyla K. KIbrısta sanayi holdinkteki bazı fabrikaların da üretim yaptığı haberi, Doksanlardaki TC devlet çelişkilerdeki yoğunlaşmanın K. Kıbrısta siyasal ve Adalı cinayetine varan olaylarla da buluşması tesadüf değildi.

Son AKP süreciyle K. Kıbrısa da uğramadan, buradan geçmeden olmazdı. Tarikatlar bir yana siyasilerin tarikatlara gitmeleri, zikir çekmeleri, bazı yalakalığın en üst düzeyde politikacı konuşurken Besleme çekmesi, Camiye gidilip makam beklemeler boşuna değildi.****

Anlatmaya çalıştığımız taployu son dönemde özellikle Türkiyede hareketlenip iyice siyasal bağlarıyla ayuka çıkan mafya ilişkilerinde uyuşturucu trafiğinde de K. Kıbrıs hep geçilen yerdi. Kervan buradan da geçiyordu. Üstelik çekici alanla, kK. kIbrısta kumarhaneler vardı. Bahisler burada yasaldı. K. Kıbrısta bunları görmezden gelme, ekonomik sermaye biriktirme aracı olarak kulanma, güç elde etme esrumanı olarak kulanma da olunca, artık Türkiyeleşmenin K. Kıbrıs ayağı da oluştu. En son canlı kanıtları Falyalı cinayetiyle ve öncesinde ayuka çıkan ilişkielrde direk yaşadık. Üstelik, Falyalı olayı ile siyasal ilişkiler hat da güvenlik komutanının görevden gitmesinedek uzanan bilgiler de uçuştu. Ama, ne polis nede yönetim hiç kıpırdamadı. Savcılık ise başka işler peşindeydi.***

Neden bunları hatırlatıyorum: Salı gecesi HALK TV yayayınını izlemeye başladım. Kumandayla dolaşıp avunma ararken, filim seyretme duygusuyla belki ile oyalanırken, kanal Halk TV noktasına geldi. Birden tenbeliğim durdu. Hemen canlandım. Murat Ağırel ve Timur Soykanın konuşmaları dikatimi yeniden canlandırdı. Konu Türkiyedeki ilaç sgandalıydı. Daha da düşündürücü olan Kanser ilacıydı. Onca bilgi aktarılırken en basit akla kalması gereken, kanser tedavi ilacının önemli tedavi madesi konmayarak Prason ağrı kesici konarak sahte ilaç konusunun trafiği ve duvara çarpışlar anlatılıyordu.

Odenli vahşi ve kar hırslı işti ki etkilenmemek mmümkün değildi. Ağırelin anlatış şeklinden dahi nasıl etkilendiği de malumdu. Sözleri dahi yeterliydi. Uğraşlar ve karşılıksız kalmalar aktarılırken, Eski Erdoğan dostu da olan Turan beyin de katılmasıyla hekim ayağı da katıldı. Turan Çömezin başına gelenler bir yana, nasıl sahte ilaç olduğu, neden engelendiği hep sorgulandı. Bir önceki prokramda ayni ekip sahte Bangladeş ilacı hikayesi de anlatıldıydı. Dileyen CUmhurieyt gazetesinde olayın geniş kesimini okkur…

Peki diyeceksiniz ki “bizi neden ilgilendiriyor”! Çünkü etzacılarımız biliyor ki Türkiyeden ihraç ediliyor. Söz konusu anlatılan ilaç sgandalarından ne Sağlık nede Çalışma bakanlığı türkiyede hiç açıklama hala yapmadılar. SGK ise kaçışla konuyu adeta örtme tutumundaydı. Yine diyeceksiniz: “Bize ne”! ilaç kanserle tedavi alakalı. Tedavi oluyorum derken aslında tedavi değil sadece sızı kesicilik oluyordu. Zaten ilacın sahteliği önce hastanın tedavi oluyorum konumunda olması ve sonrasında ansızın ağırlaşmasıyla yapılan incelemelerde ortaya çıktı. Üstelik izin alınıp patentiyle üretilen ilaç konu edilen sahtekarlıkla yapıldı. İhraç dahi edildi. Bunlar da ilgilendirmez derseniz sıkı durun:

Araştırmalarda bazı ilaç deposu kesimi ingiltereden ital edildiği söylendi. Oysa verdikleri isimde ne şirket nede atresinde öyle bir ilaç bölümü vardı. Bu defa Kazakistan şirketi işaret edildi. Meyerlim Kkazakistan değil şirket K. Kıbrısta olduğu anlaşıldı. Buradan da “kapandı” gibi acayip bilgi geçildi. Demek ki kanser ilacı sgandalında Kıbrısa dek gelen bir zincir ağı oluştuydu. Buna bir de buradaki ilaç sektörü ile türkiye gerçeğini eklersek; yine mi ilgilendirmek demekle kendimizden kaçmaya devam olmanın ötesine gidilemez.

Bu konuda zaman zaman anlatılar, K. kIbrıs kökenli şirketler duyuldu. Konu K. Kıbrıs tartışma buluşmasında yaygınlaşınca, Murat şu ek kısa dönem öncesi bilgisini de ekledi. Korona dönemindeki Çin aşıları ve kaça alındığı, K. Kıbrıs eksenini yeniden sorgulandı. Bir isim de soruldu: “Teyfik kim”? Çin aşısı konusundaki biraz tartışmaları hatırlayın. Hani birielri buraya bedava aşı falan diyordu. Üstelik şimdi Halk TV ve Cumhuriyet gazetesinde yazılanlarla Teyfik adını da duyuyoruz. Bunlar hep mafya ilişkilerinin siyasal ticari ayaklı ayak seslerinden öte depremler dönemine gelindiğinin konuşulanlarıdır. Ozaman, böylesi haberler yayılırken, ülkemizde bol kanserli hasta varken, biri çıkıp da hem kanser ilacını, hem detartışmalarda konu edilen şirketlr ve ticari ilişkiler neden sorgulanmıyor sorusunu sormayacaklar mı?

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
233AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin