Normalleşmenin de ötesine geçilen kültür siyasal duruşlar – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Bazen ve giderek sık sık öyle gelişmelere tanıkk oluyoruz ki değim yerindese, isyam edip patlama noktasına gelmemiz gerekmektedir. Normal halde yaşanan anlatılınca, peşinden öfke ve tepkinin olması şart kuralı eklenmesi normaliği koşullarla yaşamaya devam ediyoruz. Bir farkla, ne tepki nede öfke yok. Alışılmışlığın mormaliğinde takılıp kaldık. Sanki hiçbirşey olmamışçasına seyretmenin de gerisine düştük. Durum öylesine yerleşti ki kültürleşip güncel olgu haline getirildi. Böhylelikle en çirkin uygulamalar, insanı aşağlayan tutumlar, kolayca en kocaman yalanı sıkıp da inandırılmış gibi bakışlar, artık doğal olmanın da ötesine geçildi. Güncel konuşmamanın da sımırına dek ulaşıldı. Her gün birinin dahi tepki yaratması beklenen yalandan tutun aşağlanmalara ve hukuksuzluklara varan davramışlar, sanki günlük selam verme sıkıntısına dek gelinen kültüre varıldı. Çok uzatmayalım. Bir konuyla olayı geliştirelim..

Eskiden beri K. Kıbrısta özellikle TC kökenli yurttaşların burada sırf muhalif olma veya şüpelenme sonucu bir gece evinden alınıp sürülme davranışları hep yaşandı. Öylesine yaşandı ki bir seçim sonrası sırf muhalefete destek veren veya TC elçisinin istemediği şahsa oy kulandığı için, bazı insanlar gece yarısı evlerinden bazen pijamalarıyla alınıp gemiğe bindirilip Türkiyeye yolandılar. En başta muhalefet kendini destekleyen bu yurttaşlara destek çıkmadı. Konuyu protesto edip kamuoyuna duyurtmadı. Resmi eksenli “özgür” gazeteler de değinmekten korkarak, çocuğun eli dokunup da yanar psikolojisiyle haber dahi etmiyorlardı. Bu kurumsal siyasal davranış olarak yerleşti. Hat da Mersinli İsmail gibi birielri seksenlerde ihbar üzerine alınıp Türkiyeye getirilip hem de uydurma nedenlerle işkenceden geçirilmelerine karşın, hala K. Kıbrısa dönemiyorlar. Muhalefet ise kendilerine sırf destek verdiği için ihbar edilen bu insanın hala neden adaya sokulmadığını dahi sormuyor. Ama “özgür demokrasinin neferleri” olarak nutuk çekmeğe devam ediyor.

Benzer konularda K. Kıbbrıstan Türkiyeye göndermeler hep oldu. Hele yeri geldiğinde zaten konu edilmeyip, sadece rantıyla övülen ünüversitelerde de ayni politika, gerektiğinde uygulandı. Harçları protesto eden öğrencilerin başına gelenler, aynen bunlardı. Faşist eylimli öğrencilerin baskısına karşı çıkan öğrenciler de yeri geldiğinde adadan sürüldüler. Hep şu sığıntıyla avuntular üretiliyordu: Onlar zaten buralı değildir* Oradaki sorunları buraya taşımasalardı. Halbuki muhalif demokratik görüşlüler sürgünlerden nasibini alırken hele son dönemde Kürt olmanın normal sürülme duruşu sergilenirken, nedense gerici ve faşistlere ayni kuralın uygulanmaması hiç dokunulmuyor. Böylesi iki yüzlülük ve hukuksuz sorgusuz sürülmelere alıştırıldık. Devamında da yerel basınımız ve muhalif partielrimiz de perdeği öylesine sınırla çektiler. Bilmiyorlardı ki sıra bize de gelecekti.****

Derkan sıra geldi. Ama ufak bir deneyimle başladı. İngilterede yaşayan Özayın deneme tahtsında oluşu görüldü. Bir cenazeyekatılmak için izmir havalanına gelince, kendisine sınır dışı edilme tutumuyla haşırneşir oldu. Nerede ise hiç K. Kıbrısın demokrasi dersli özgür havarisi basımı yer vermedi. Birkaç bildik çevre veya medyacı dokundu. Nede olsa o Halkderciydi ve ingilterede yaşıyordu. Demek ki sıra hala gelmemişti. Rahatlık devam ediyordu. Peşpeşe engelemeler, sımır dışı edilmeler, hava alanından geri çevirmeler başladı. Öyle isimler de seçiliyordu ki istemeden birilerine “bu ne yaptı yahu” sorusunu da resmi eksen dışında konuşturuldu. Olmadı hala önemli kuruluşlar ses çıkarmıyor. >Sakın ola makamcıları sormayın: çünkü herkesin tahmini olan “belkide onlar da muhbirlik, ajanlık yapıp engelediler” düşünceleri oldukça yaygındır. Normal jer ülke diplomasinde göstermelik olsa da sorulan ve protesto edilen tutumlar, bizde tısa dahi gelmedi.

Uzatmayalım sözü: en son Başaran Düzgün de istanbuldan geri çevrildi. Malum gerekçe ve açıklama olmayan davrranışla oda kendini çenberin içinde buldu. Kimisi yine karşı çıktı. Ama acı olanlar da var: “kim bilir ne yaptı, yapmasaydı, fazla bir şeye dokunmadı” gibi garip refleksler de dile doğru gelip kulanıldı. Ama, Başaran da onca dikatine karşın kendine sıranın gelmesini engeleyemedi. Eklemek gerekir: birçok kişi de zaten geri çevrilme korkusuyla zaten Türkiyeye gitmiyor. Ortak tepki veya siyasal partilerin en azından adaya gelen TC yetkililerine bunu sormmaları ise çok ötedeki köye hikayesine dönüştü. Başaran Düzgün olayı ile sınırın nerede duracağı sis bilmecesi de berhava edildi. En azından birçok damga ona vurulmuordu. Gerçi öncekilerinde de benzer örnekler oldu. Ama en kötü örnekleşme, TC yetkilileri elçiliğe yöneltirken, elçiliğin de habersizmişçesine davranması gayet de normal karşılaşma sonuçlarıdır.

Deney yine pratikte kanıtlandı. Buranın ne olduğu ve işbirlikçilik sınırlarının epsi havada uçuştu. Artık kimse kendine sıra gelmeyeceğini savunamaz. Zaten Faayiz Sucu olayı ile tUBP denklemini nasıl yerlebir yaptığı ortada. Yine Tatar, Tahsin, Ünal ve Töre tercihlerinin boşuna olmadığını da kanıtlıyordu. Demek ki şimdi Türkiyeye sorgusuz sualsiz sokulmamanın sınırı epey işbirlikçi eksene kayma eylimini yoğunlaştırdı. Bu arada giremeyip de söylemeyenleri de hesaba katmıyoruz. Tıpkı zamanında hava alanında alınıp sorgulananların söylememesi gibi. Bu hamlenin yavaş yavaş ya burada yargılatma veya tutuklayıp türkiyeye gönderilip yargılama dönemlerinin de pek uzakta olmadığı işaretleri de alınmaya başlandı. Zaten, karar veren memurların direk Türkiyeden geldiği gerçeği de görmezden gelinse de kesinliği hayat da karşılığı çoktan buldu.

Bir önemli noktayla yazıyı tamamlayım: herkes Annan planının evetini övüyor. Fakat, evet sonrası önemli  ir kayıp da hukuki açıdan şu: Plan öncesi koşullar nedeniyle direk AİHM baş vurma K. Kıbrıstan mümkündü. Oysa Annan planı sonrası bu kural kaldırılıp artık iç hukuk tüketilmesi kuralına gelindi. Şimdi anladınız mı neden sorulan neden sorusuna yanıt verilmediğini?

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,234TakipçilerTakip Et
98AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları