Yeri geldiğinde, hatırlatacağımı söylediydim – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Pazartesi günü, beklenmedik bir eylem oldu. İki memur sendikası KHK binasına girdi. Sınav yerinde basın toplantısı düzenlediler. KHK başkanı da polisi çağırıp davacı olduğunu söyledi. Sendikacılar da tutuklanıp ifadeleri alındıktan sonra serbes brakıldı. Neden K. Kıbrısın yeniden malumuydu: KHK keyfi şekilde kriter bilgierini paylaşmaktan kaçtı. Bu yıllardır süren karşılıklı ilişkideki KHK keyfiyetinin bir yansıyışı idi. Bu gelişme üzerine, sendikalar bazı gerçekleri ahtırlayıp açıkladılar. Aslında düdünyada pek raslanmayan basit bir bilgi de vardı: yargılanmanın devam edilen davası olmasına rağmen bu göreve atanma şekli anımsatlıyordu. Üstelik bu konu, müsteşarken yasa dışı istihtam konusu da vardı. Orada bir başka gariplik de yargının kararı sürekli erteleyerek zaman aşımına uğrama gibi başka bir geçiştirme kararının da olmasıdır. Kısaca, K. Kıbrısın koşullarıyla uyumlu durum yine yasa değil deyetkinin hukuki önceliğinin keyfiyetini yeniden yaşatıyordu.

***

Kısa zaman önce 2015 yılında ve sonrasında Akıncı döneminde KHK ile alakalı iki önemli konuda kesin dil ile uyarıda bulunduydum. aSOnra da dikate almayanlara, zamanı gelince hatırlatacağımı da belirtim. Gerçi benim kamu çalışma yaşamımda öylesine KHK eksenli yasa dışılıklarla karşılaştım ki sayya kalksam, sayfaları doldurur. En sonuncusu ise terfi olalyında oldu. Öylesine bir yetki kulanım yapıldı ki ben hakım olan terfiyi alamadım. Üstelik savcılık da bunu destekleyecek bahane de üretmekten kaçınmadı. Konu mahkemeye dek gidildi. Israrla şunu uyardım: KHK keyfiyeti ile yetki kulanım mutlaklığı engelenedikçe, benim davam başarıyla sonlanmadığı zaman, bu hem yeni emsal hem de kurumun daha bir keyfiyetler yaratmasına da teşvik olacaktır deDedim. Benim sendikam bunu anladı. Anladı da avukatı hiç anlamadı. Belli ki K. Kıbrıs hukukunun emsal ve yetki yapısını bilmemekte veya çıkarına göre işlerin öyle olmasını istiyordu. İlginç sonuçla da iş adeta dondurtuldu. Benim dahi kararı sonradan öğrenmem ise başka bir handikap. Fakat, olan oldu. Böylelikle KHK adeta keyfi yetki kulanma, dilediği zaman münhalleri açıp istediği zamanda sınav yapma yetkisini kulanmaya devam etme şansına ulaştı. Bu daha sonra birçok sınavdaki erteleme veya zamana yağma keyfiyetinin sürdürülmesini de oluşturdu. Zaten, kolayca kabullenildiydi…

İkinci uyarım ise Mustafa Akıncıya idi: Özellikle Kamil Kayranın görevinin uzatılmasını değil, yeri geldiği için daha demokrat ve aydın birinin atanma fırsatıydı. Akıncı, bunu yapmadı. Ençok eleştirdiğim bir tutumdu. Haklı da çıktım. Ersin Tatar Kamil Kayranın yerine başbakanken ki müsteşarını atadı. O müsteşar ki istihtamdaki kendi yasadışılık istihtamını yürülüğe sokan birokrat dı. Buna da ses çıkarılmadı. Taki artık kendilerine dokunulmaya başlandığı son döneme dek. Halbuki KHK tutumları hep sorgulanıyordu. Özellikle son dönemdeki bazı keyfiyetler yanında kurulan yumuşak sendikalarla diyaloklar da sarsılmaya başlandı. Son tepki de bu konudaki son adım olmaktadır.

Kısaca, ben haklı çıktım. Üstelik haklı çıkarken emekli olurken ki kazanacağım baremlerle daha fazla madi kayıpa da uğradım. Ama yeri geldiğinde atamayı yapmayan Akıncı da arada sorgulanması gerekmez mi?

****

Hep unuturuz: K. kIbrısın sömürgesel gerçeğini. Hele de son atamalardaki talimat direk müdahalelerini hala görmezden geliyoruz. Vakıflardan KHK dek daha ilk atamadan ortaya serilen bazı durumlar görmezden geliniyor. Yolsuzluk, kayırmacı ve yetkiyi kötüye kulanma hiç dikate alınmıyor. Birinin adamı olmak veya talimatla istenme hemen gerçekleştirilmenin temel ilkesidir. KHK yapısı hep eleştirilen durumdur. En ufak düzeltme karşısında siyasal yetkinin sınav yerine geçici veya başka isimlerle istihhtam yapılma tekniğine de göz yumulması da en çok sendikaları vurduğunu pek gören de yoktu. Hat ta kulanılmaya başlandı. Bu tutumlar kamudaki yandaş paylaşımın net uygulanan kuralın kendisidir. Unutmayalım: KHK saraya bağlıdır. Denktaş bu yapıyla çaktırmadan hükümetin birokratik eksenine dek hegemonya kurmasına da yarıyordu. Zaten bunları direk yaşayan biri olarak hep yazıp uyardım. Kimse takmadı. Takmnadı da sıra onlara gelince de yanlarında pek duran da yok. Hele de Takeci gazeteci gibi lafazanlar bu konuyu dahi “sendikalar KHK bastı” eleştirisiyle sendikalara karşı saldırıda kulandılar. Hep sendikal saldırıyla örgütsüzleştirilerek kalkınma olacağı lafazanlığı dahi tutan önemli kesim oluşturulmakta mavzeme haline sokuldu.

Kısaca, yeniden haklı çıktım. Her haklı çıkışta ise hep ben kaybettim. Bilmem benim mahkememde kıvrak karar alan yargıç ile avukat ve savcı, son duruma ne diyor?

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,233TakipçilerTakip Et
87AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları