AKP ile “nereden nereye” uzay çağından orta çağa dönüş – Nidai Mesutoğlu

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

AKP için bestelenmiş bir şarkı vardır. Bazen televizyonlarda bu şarkıya Erdoğan’ın da eşlik ettiğini görebilirsiniz. :” Nereden nereye” diye sözleri olan bir müzik. Erdoğan ve AKP’ye göre Türkiye’nin “çağ atladığını” anlatan bir beste.
Evet Türkiye çağ atlamıştır ama bu geriye doğru bir atlamadır. 21. Yüzyılda bu çağa Uzay Çağı veya Teknoloji çağı derler. Bilim her geçen saniye büyük bir hızla büyüyor , gelişiyor. Oysa Erdoğan’ın Türkiye’si bu çağdan Ortaçağ’a doğru gitti?
Nereden Nereye?
Şimdi 60-70 yaşlarında olanlar veya daha yaşlılar hatırlayacaklar. Eski Türk filmlerinde insanların giyinişleri bugünkünden daha moderndi. Bu sadece filimde oynayan oyuncularda değil açık alanlarda yapılan çekimlerde de görülebilir.
Geçtiğimiz gün Ortaçağdaki Engizisyon mahkemelerini hatırlatan bir dava görüldü Türkiye’de.
Davalı Prof. Dr. Celal Şengör. Jeoloji profesörü olan Şengör birçok ulusal ve yurtdışı örgütlerden ödül aldı. ABD Ulusal Bilimler Akademisi ve Rusya Bilimler Akademisi Üyesidir.
Zaman zaman Türkiye’deki televizyon kanallarında programlara katılır ve orada kendi bilimsel görüşlerini anlatır.
Bu programların birinde İbrahim Peygamber ve Musa peygamber hakkında onların yaşadığına dair kanıt olmadığını savunarak :” Bunların hepsi masal “demişti.
İşte bu sözleri nedeniyle AKP’ye yaranmak için bilindik bir savcı hemen harekete geçti:
Bu savcı Şarkıcı Gülşen’i de :” Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan gözaltına alıp, tutuklamaya sevk eden savcı Türkşad Kunthan Uçuk’tır.
Şengör çıkarıldığı mahkemede yaptığı savunmada şöyle dedi:
“21. yüz yılda bilimi reddederek dinsel masalları değerlerin temeli yapan bir görüş için beni şüpheli ilan etmiştir. Bu yapılan hiç bir bilimsel ortamda savunulamaz, her iki kurumu (RTÜK ve DİYANET) da gülünç duruma düşürür. ”
Bu dava Ortaçağ’da Engizisyon mahkemelerini hatırlatmaktadır. O yıllarda din adamlarından kurulan mahkeme dini inançlara ters düşen bilimsel buluşları yargılar ve sonunda yakarak cezalandıralardı. Bunun en bilinen örneği Galileo’dur. Galile’o dünyanın güneş etrafında döndüğünü keşfetmiş fakat engizisyon mahkemesinde cezalanmamak için bunu inkar etmek zorunda kalmıştı.
Şengör’ün davası da dini inanç temeliyle açılmıştır. Şengör bilim insanı olarak bilimsel yöntemleri savunmaktadır. Bu da kanıtlanmayan bir iddiayı kabul etmemek demektir. Bu anlamda tüm dinlerde anlatılan olayların kanıtı yoktur. Kanıt diye gösterilen kitapların da Tanrı tarafından gönderildiği de kanıtlanmış değildir. Sadece inanç olarak nesilden nesile geçmektedir. Biimde kural: “ İddia eden kanıtlar” şeklindedir. Bu anlamda kanıtlama dinlere düşer. Onlar ise bunu “sorgulamadan inanma” olarak kabul ederler. Öyle olmasını isterler. Kanıt bulamazlar.
Avrup,a Reform ve Rönesans hareketleriyle dinin ve gericiliğinden, Engizisyon mahkemelerinden kurtulmuştu. Laik bir düzen kurarak dini inançların devlet yönetiminde ve hukuk sisteminde olmasını engellemiştir. Bu aydınlanma ile bugünkü medeniyete ve teknolojik, bilimsel seviyeye ulaşmıştır.
Bu gerçekler ışığında Türkiye hem devlet düzeni hem de hukuka yapılan müdahalelerle çağ atlamış olabilir. Bu çağ ne acıdır ki Ortaçağdır.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,227TakipçilerTakip Et
83AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları