Tıp gününden renkler – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Yaşamımızda belirli önemsetme adına günler ilan edilmektedir. Bazen bayram, bazen de anma içerikleriyle çok yönlü hayata konumlaştırılmaktadır. Evrensel, ulusal, sınıfsal, cinsel, insanın değişik yaşam dönemleri, sorunlarla alakalı, hastalıklar, mesleki gibi birçok yıl içinde gün ilanı yapılıp yaşatılmaya çalışılınıyor. Sorunların aktarımı, daha geniş sistemsel sorgulama olduğu gibi, tüketim kulanımla ceplerini doldurma amaçlı da kulanılma ikilemi de olmaktadır. Bu nedenle bazen duygusal veya erkek kadın ilişkisi üzerinden de gün ilan edilip tüketime teşviklerle de karlar sağlanmaktadır. Önemli günlerin yaşatılması ise resmen konuyla alakalı örgütsel yapıların olup anlamı gelişletmesiyle gerçekleştirilmektedir. Konumuz olan Tıp kimine göre bayramı kiminne göre de konuyla ilgili gündem oluşturma günü olarak 14 mart günü ilan edilip kabulendi. Elbet, konu hekim olunca, devamında kaçınılmaz olarak sağlık sistemi resmen birlikte ele alınması şart. Sağlık sistemi ile ilgili konuşma başlayınca da beraberinde sistemin de dokunulmadan geçiştirilmesi mümkün değildir. Olay hernekadar mesleki denilip konulurken, Hekimlerin hele de son Pandemi süreci sonrası söyleyecek çok sözleri olması gerekir. Buna ek olarak Hekim dneilince de karşısındaki hasta gerçeği ile insanların da konuşacak çok lafları da olması gerekir. Hekimliğin sağlık gerçeği, insanın temel sorunu sağlık olunca, insansız hekim tartışması da aanlamsız kalır. Devamında, hekim denilirken de hem kendi sorunları hem de kurumsal gelinen aşama ikileminde birbirini tamamlamaktadır. Buna ek olarak Neolibralizim ile piyasalaşıp metalaştırılma yaşayan sağlığın direk hekimleri etkilememesi de mümkün değildir. Sağlıktaki kamusal özel ikilemi, hekimlerin demokratik veya otoriter koşullarda çalışması, sağlıktaki ikili kulanımla özel açılımlı kamu perdeleme durumlar hep karşımıza hem sistem sorunu hem de hekim mesleki etik bakımından birçok soruyu gündeme taşımamıza neden olmaktadır. Ayrıca, hekimlik eleştirilirken, sistemsel koşullardan koparılmaması gerekir. Tabi bir de konuşulmasının önemi de kaçınılmazdır.

Tıp gününde basit ama nerelere gelindiğinin önemli bazı renkleri ıışıldadı. Birincisi K. KIbrıstan çizildi. Yapılan günle alakalı toplantıda resmen işte böyle denildi. Misafir Türkiye temsilcisinin yaptığı konuşmada, doğal olarak Türkiyede yaşadıkları baskıları anlatırken; b, bizim saraylı hemen ateşlendi. Konuya müdahale ederek, bunların konuşulmamasını ve Türkiyede anlatması tepkisini verdi. Salondaki doktorların konuşmasına devam etmesini söylemesiyle, temsilci konuştu. Kısa bir Türkiyede hekimlerin yaşadıklarını aktardı. Resim şu: resmen K.Kıbrısın gerçeği ortaya serildi. Neden ısrarla Ersin Tatar sorununun yanıtı veriliyordu. İşbirlikçi teslimiyet ile makamın birleşmesi sonucu nerelre gelineceğinin acı tutumuydu. Hele de kendi doktorları tarafından bile dikate alınmaması da daha bir düşündürücü olması gerekirdi.

İkinci renk ise daha soluktu: Türkiyeden   yaratılıyordu: doksan yaşında bir profesör doktor Taaksimde çelenk koymak istedi. Bunu polisin iterek yere düşürmesi, nereye dek gelindiğinin öteki kanıtıydı. Üstelik pandemi gibi önemli sağlık krizinin yaşanır hala olmasına karşın bu tutumlar yaşatılıyordu. Birisi kendini Küliğe ateşine kaptırıp dilediğini yalan olsa da atıptutan işbirlikçi olurken, öteki gelişmede ise doksan yaşındaki doktora saygı dahai duyulmadan çiçek koymasın diye yere düşürmekti. Hele Erdoğanın konuşmasındaki resmenn ortaçağ beklentili sözleri de hangi sağlık hangi hekim ikilemine önemli bir itiraftı.

Aslında hekim gününde biz sağlıkla alakalı fazla bir şey duymadık. Ama şu soruya yanıt yeniden gelmesi bakımından önemliydi. Türkiyenin neden Tatar, neden Tahsin sorularına yeniden pratikle davranış sonucu olarak yanıt geliyyordu. Fakat eksiklik hep sırıtıyor. Ne neoliberalizmin sağlıktaki metalaşma ve hekimlere yansıyışını K. KIbrısta pek duyduk, nede kendi df-dar ekseni dışında sağlıktaki kurumsal yanlış ile sömürgeleşmenin etkisine şayit olduk. Türkiye temsilcisi ise yaşadıklarıyla ödedikleri bedel kadar, resmen sistemi daha sorgulayan, demokratik açılımı isteyen, kamusal sağlığı talep eden, Neoliberalizmin yıkımının hekime nasıl yansıdığını bulmak kolaydı. Ama, belli ki mesleki olsa da hekimlerimizin durumu salt denilen değil kurumsal ve sistemsel toplan yanlışın kendilerini getirdiği aşamamanın sancılarını yaşıyorlar. Ama, nedense sağlıktaki kamusal durum ile metalaşmanın yanlışın pek de dokunmaak istenmedi. Özelikle sağlıktaki kamusal örtü altındaki kayırma ve yandaşlama yanında özele açılma gibi serbeslikle de metalaşmanın sağlıkta yerleşmesinin ikileminde hekimler de ordan oraya savrulmaktadır. Dünyada fazla görülmeyen garip bir hekim çalışma sistemimiz vardır. Kamucu mu özelcimi çizgisinin dahi karıştığı, nifus patlamasıyla planlama yapılamayan, işbirlikçiliğe talimatlaşma eklenen siyasetin yetkisizleşmenin hekimdeki yıkımın da önemli etkileridir

Yeni hekim gününü de yaşadık. Bazı konular gündeme taaşındı. Siyaset ile hekim veya sistem ile sağlık ayağının nedenli konuşulduğu sorgusuna rağmen, yaşananlar, bize önemli resmi yeniden ortaya serdi. Dün makamlardaki koltuk kayışlarını seyrederken, Tıp gününde de nasıl refleks verilme normalliğini gördük. Bunlar da ülkemizin siyasal gerçeğini yeniden tekrarlaadı. Neden Tahsin denilirken de Türkiyenin K. Kınbrıs penceresinden sızdırtılıyor. Sonuç mu: kim kimin umurunda.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,226TakipçilerTakip Et
83AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları