Kanadada kamyoncu eylemi – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Genelikle tek tip eksenli gündem yorumlamaya alıştırıldık. Devletlerin davranışı, çıkarları üzerinden siyasat kurgulama duyguları yerleştirildi. Sistemin, krizleri, çökmüşlüğü, yönetememesi gibi eksiklikleri eklememize karşın, nedense, muhalif  tepkilre fazla yer vermenme, seçenekleri tartışmama kuaralını da iyice ötelediğimiz dönemden geçiyoruz. Bundandır ki ilgili eksikliği, zaman zaman duyduğum toplumsal tepkileri, mesleki çıkışları da arada ekleyip, yorumluyorum. Böylelikle, muhalif eksende, siaysal seçeneklerde alınacak dersleri de anlatmaya çaba gösteriyorum. Seçenek olma ile muhalif tepki kadar, devletlerin de bakış açılarının yorumlanması bakımından, tüm önemli siyasal sosyal konulara dokunmaya dikat ediyorum. Kanadada ki kamyoncular eylemi de rasgele yakaladığım olayın bazı önemli uyarılarıyla birlikte yazmaya karar verdim.

Zaten, Kanada veya Norveç gibi ülkelerde eylemler, siyasal sosyal tepkiler duyunca mutlaka ilgi gösermek gerekir. İlgili devletler sistemin iyileri denilecek algı yerleridir. Elbet, eylemlere karşı davranış ile talepler de sistemsel bakımdan dikate alınacak koşullardan birileridir. Otoriter ülkelerde nasıl ki bbaskılar altında ufak demokratik duruş olunca hem gündem hem de şaşkınlık olurken, normal kapitalizmin işlediği ülkelerdeki sert eylemlerin de birçok anlatı durumları olması da kaçınılmazdır. Kanadada ki Kamyoncular eylemi, sınıfsal, mesleki bakımından dikate alınması gerekirken, eylemin büründüğü siyasal sonuç ise oldukça ders alıcıdır. Elbet, konuyu T24 da yazan Ayşe Karın şu sorusu da konunun bir yönünü yeterince açıklıyor: “bu eylem Türkiyede olsaydı”?

Sabahleyin klasik siteleri dolaşıyordum. T24 sitesindeki Ayşe Karın yazısı dikatimi çekti. Kanadada ki kamyoncular eylemini yazıuordu. Doğal olarak Türkiyede ki koşulalrla da sorguluyordu. Bu eylemin Türkiyede gerçekleşip gerçekleşemeyeeğini de soruyordu. Çünkü en basit basın açıklamasını dahi çelik kuvetle boğan Tğrkiye, Kanada eylemini duyunca, hele de başkenti altüst etmesine nasıl göz yumacaktı. Dahası, uzun vadeli hamleyle yapılan tepkiye güvenlik kuvetleri sadece eylemin gerçekleşmesi üzerinden bakacaktı? Bu Kanada olayı hem kıyas hem de ders bakımından ikili öneme sahiptir. Elbet, birincisi Ayşenin yaptığı gibi Türkiye ile kıyas ile kapitalist yapı içi farklılıkların anlaşılmasına dek gidilmesi noktasıdır.

Konuyu özetlerken, başka tartışmaları da buluyoruz. Özellikle yaşanan Korona salgını ve buna karşın tartartışmaları da yakalarız. Zaten, eylemin nedeni, Korona salgını tetbirleri ve aşı tartışmasıdır. Öğrendiğim kadarıyla, Tır şöferlri aşıya karşı olanların başlatığı eylemin sonuçlarını yazıyoruz. Aşı zorunluluğu ve garantina ikileminde şöferlerin Amerikan sınırında gidip gelirken ki son tetbirler tetikleme yapıldı. İki dozlu aşı ile tam şı veya garantinaya alınma ikilemine kamyoncuların bazıları karşı çıktı. Bunu özgürlüke özdeşleştirip eyleme döktüler. Başlangıçta yüz gibi olan katılım, eyleme dökülüp başkente doğru tırmanınca da işler artık değişik fırsat kuralına takıldı. En son hafta sonu başkent eyleminde katılım yüksek oldu. Protestolar sert geçti. Fakat, bizdeki klasik polis şideti gerçekleşmedi. Başka gelişmeler ise uyarı şeklindeydi.

Aşıya karşı ile başlayan kamyoncu eylemi, önce aşı karşıtlarıyla buluşurken, küçük burjuva karektesliği ve spontal koşullar olayı örgütlü bazı siyasi kesimin de kullanımına getirdi.Her zamanki uyarı olup unutturulan gerçek gerçekleşiyordu. Faşist simgelerle de eyleme girilip bayraklardan kabule başlatıp haçlara dek getirilen senboller, şiddetleri de çağrıştırmaya başlıyordu. Aşı karşıtlığı katılımı faşist senbolü imgelerle resmen siyasal bazı gerçekleri de içiçe getirdi. Şimdilik konuya salt tepki ve aşıyla bakılması nedeniyle fazla öne çıkmıyor. Oysa, bu tür eylemlerle, siyasal boşluğu spontanel eylemlerde gericiliğin doldurma tehlikesini yeniden yaşatıyordu. Faşizmin ve gericiliğin sorgulanmadığı şartlarda işler karışıyor. Mahsun gibi aşı karşıtlığı tepkisi görülüp siyasal kulanım tehlikesi adeta ötelendi.

Demek ki, Ayşe Karın uyarısına şunu da eklemeliyiz Ayşe Kar Türkiye ile kıyaslayıp ayni eylemin yapılıp yapılmamasını sorguladı. İkincisi ise aşı karşıtlı gibi görülen eylemi, ulusal simgelerle kulanıma geçen faşist hareketlerin nasıl siyasal fırsata çevirip, kendi düşüncelerini simgesel olarak kitleselleştirdiği de yaaşandı. Ne yazık ki Korona salgınında bazı tartışmalarda siyasal yetersizlik, bilimsel eksiklik boşşluklarını hep faşist hareketler dolduruyor. Üstelik de kendilerinin kaldırmak istediği özgürlük imgesini de vurgulayarak. Özgürlük derken, faşist otoriter destek sağlama amacıyla da örgütleme gerçekleştiriyor. Bu ne ilk nede sondur. Bir de şu sonuç sırıtıyor: Neoliebraleşme ile birlikte sosyal haklar sıfırlandırılıp metalaştırılıp, karşıt olarak yüceltilen bireyseliğin nerelre dek varılan kulanımı da normalleşiyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,226TakipçilerTakip Et
83AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları