Egemenlerin oyununu bozma zamanı – Kemal Güçveren

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...

Corona, herkes gibi beni de etkiledi vücut sağlığımı bozmadı ama yaşamımı çok etkiledi. Yıllardır egemenlerin medyayı kullanarak nasıl algı oluşturduğunu hep konuştuk bugün ise çok kısa sürede bunu nasıl başardıklarını yaşayarak görüyoruz. Halkın nasıl etkilendiğini anlamak için çok büyük araştırmalara gerek yoktur, şöyle bir başımızı çevirip etrafa bakarsak etkilerini görebiliriz. Herkes panik içinde “aman bana bulaşmasın” hastalığına bulaştı. Elbette hastalığı küçümseme anlamı çıkarılmamalıdır. Bizler için tek bir hayat dahi çok önemlidir. Hiç kimsenin hiçbir nedenle ölmesini kabul etmiyoruz. Yaşam hakkı en önemli insan hakkıdır. Bu nedenledir ki bizler yıllardır ülkemizde ve Dünyadaki tüm yaşamımızı etkileyen çevre sorunlarına, ekonomik ve siyasi yapılanmalara karşı çıkmaya çalışıyoruz. Nedir bunlar? Küresel sermayenin yada diğer adıyla emperyalizmin doymak bilmez kar hırsıyla Dünyanın her yanında yarattığı savaşlar, ve bu savaşlar nedeniyle yaşananlar, her yerde yüzbinlerce ölüm milyonlarca göç ve bu göç yollarında denizlerde, kapalı konteynerlerde havasızlıktan ölen on binlerce masum insan ki bunların çoğu çocuk ve kadınlardır. İnsan tacirlerinin insafına bırakılan çaresiz insanlar ve ayrıca bunlar üzerinden oluşturulan şantaj politikaları.

Dünyanın her yanında ve ülkemizde yaratılan çevre felaketleri dağlara taşlara kadar her yer talan ediliyor. Sanki sonsuz topraklara sahipmişiz gibi her yer beton yığınları ile dolduruldu. Ülkemiz bu yükü çekemez bir hal aldı. Üç beş sermaye gurubunun çıkarları sanki halkın çıkarıymış gibi davranıldı. Şimdi ise canımızın bekçileri rolüne soyundular. “Eğer birisinin bu günkü durumunu öğrenmek istersen dününe bak, yarınını öğrenmek istersen de bu gününe bak” diye bir anlamlı söz var.

İşte tamda şu soruyu sorma zamanı, ülkemizde ve Dünya’nın diğer ülkelerinde eğer insan hayatına bu kadar çok önem veriyorsaydılar bunca zamandır yaşananlar ve halen yaşanmaya devam eden bu ölümler bu acılar niye? Eğer insan hayatı çok önemli ise sağlık alanında yapılanlar nasıl açıklanacak. Halk sağlığına ne kadar önem veriliyor sağlık sistemi özelleştirilerek hastaları birer müşteri gibi gören sistemleri kimler kurdu? Bu sistemlerin savunuculuğunu yapanlar bugün hepsi birer aziz gibi ortaya çıkıp sağlığımızı korumak için her şeyi yaptıklarını söylüyorlar. Ve maalesef bizler de bunlara kanıyoruz. Büyük büyük bilim insanları saatler boyunca televizyonlarda konuşuyorlar ama konuştuklarını toplasanız 2 dakikayı bile doldurmaz. Temizlik evet en önemli davranışlardan biri olmalı evet ama bizler bunu zaten hep anlattık okullarda öğretmenlerimiz hijyeni hep anlattılar.

Evet esas sorun şu Aziz Nesin’in dediği gibi “Biz Türkler birtakım nedenler yüzünden düşünmesini öğrenememişiz. Düşünmesini bilmiyoruz oysa düşünmemiz gerekiyor. Hem de çok düşünmemiz gerekiyor. Bir an önce düşünmesini öğrenmeliyiz. Ve her konuda yeni baştan düşünmeliyiz.

Ve bize bugüne dek niçin düşünmeyi öğretmemişler, öncelikle de bunu düşünmeliyiz.”

Ancak bu söylenenler sadece Türkler için değil bütün dünya insanları da kendilerine uyarlamalıdırlar, Aziz nesinin bu anlamlı sözlerini.

Ülkemizde ve tüm Dünyada yapılan sadece vahşi kapitalizmin nasıl daha çok kar edeceğini planlamak ve hayata geçirmektir. Ancak bunları hayata geçirirken de hep “reform” yapıyorlar. Hep insanların refahını artıracakmış gibi söylemlerde bulunuyorlar. Ne yazık ki bu söylemlerini hep “büyük büyük” bilim insanlarına onaylatıp onlar eliyle allayıp pullayıp sunuyorlar. Koca koca üniversitelerde insan yetiştiren profesörler de bunları onaylıyor ve genç insanları ‘yetiştiriyorlar’.

Eğitime verilen önem nedir? İşte bunu sorgulamanın zamanı tamda şimdidir. Nasıl bireyler yetiştirilmesi hedefleniyor. Bilimsellikten uzak sorgulamayan her söyleneni sorgusuz kabul eden, dogmacı eğitimi öne çıkaran, birbirini koruyan değil, birbirinin önüne geçmeye çalışan yarışmacı bir eğitim modeli, öğrenmeye değil ezbere dayalı bu eğitim modeli ne yazık ki kolay idare edilebilinen bir toplumu oluşturur.

Yine “çok güzel” söylemlerle iktidara talip olan siyasilerimiz de her zaman çeşmenin başına oturmayı beceriyorlar. Burda gözden kaçırmamamız gereken önemli bir nokta vardır. Kendilerini hep emekten yana, halktan yana gösteren ve kendilerine ‘sol’ felsefeyi referans aldıklarını söyleyen siyasi partilerdir. Çünkü bu siyasi partiler toplumlarında kazandıkları güveni hiç çekinmeden sermayenin hizmetine sunuyorlar. Gerçekleri toplumun gözünden kaçırmayı çok kolay becerebiliyorlar. Nerdeyse sağ iktidarların yapmayı beceremediklerini çok daha kolay bunlar yapabiliyor. Bunlar toplumlarına ihanet ediyorlar.

İhanetleri de ayrıca toplumlarda inanılmaz moral çöküntülerine sebep oluyor ve toplumların gücünü de yok eden bir durum oluşturur.

Tıpkı büyük şair Nazım Hikmet’in “AKREP GİBİSİN KARDEŞİM” şiirinde dediği gibi: “Demeğe de dilim varmıyor ama –kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

Bu sorumluluktan hiç kimsemiz kaçamaz hepimiz payımıza düşeni almalıyız. İşte şimdi tam da özeleştiri zamanı. Bugüne kadar gücümüzü nerelere harcadık? En önemlisi bu acımasız kan emicilere karşı savaşmamız gerekirken, aynı kulvarda olduğunu söyleyen insanların ve örgütlerin kavgalarını yaşadık. Niçin mi, “ben daha doğru söylerim” diye. Ve biz didişirken onlar parsayı toplayıp gittiler.

Maalesef bugün de bunun farkına varamıyoruz. Bugüne kadar toplumdan çaldıklarının hesabını vermelerini istemeliyiz. Sağlıkta bu kadar yetersizsek bu bugün coronadan olmadı, trafikte bu kadar sorunumuz varsa bu da bugün coronadan olmadı, eğitimde bu kadar sorun varsa bu da bugün coronadan olmadı. Ve diğer tüm sorunlarda bugün ortaya çıkmadı.

Peki yine ne yapılmaya çalışılıyor? Bunların sorumlusu sanki çalışanlardır. Hemen ellerini çalışanın cebine soktular ilk fatura çalışanlara kesiliyor.

Bu zor zamanda, tam da dayanışmamızı göstermemiz gerekir. Egemenlerin oyununu bozma zamanı. Toplumun yardımına koşmalıyız, ama, egemenlerin isteklerine boyun eğerek değil.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...

Öğrencilere olanların düşündürdükleri – Alpay Durduran

Küçük ülkemizde önce denize nazır diploma hazır üniversiteleri kuruldu şikâyetleri duyuldu ama daha öncesinde benim meclisteki konuşmalarda DAÜ’nün kurulması için yüksek teknoloji okulunun adının...

Kapitalizmden çevreye – Ulus Irkad

Kapitalist sistemin aşırı tüketime dayalı sanayi sistemine getirdiği değişim elbette iklimsel değişimleri de getirdi. Tüketime dayalı üretimden dolayı atmosfere bırakılan zehirli gazlar atmosferi etkiledi....