Bu kadarı olur mu! Türkiye, Yunanistan ve Libya’dan seçkilerle – Özkan Yıkıcı

0
20

Önce ilgili konuyu kendi özüyle bilip konuşmak şart. Konular hakında bilginiz olması gerekir. İçeleşip de başka şekilde algılamadan da kurtulmanız lazım. Bu kuralları enbaşta, onca Türkiyeleşme yapılanış ile siyasal bağların ayuka çıktığı konumda dahi bunları görmezden gelmenin de durumundan sıyrılmanın kaçınılmazlığı yeniden kanıtlandı. Nitekim; tam da Adalının katliyamının yıldönümünde adaya gelen Türkiyenin Cumhurbaşkan yardımcısı Fuat bey gerçeği ile yaşadık. Öyle yaşadık ki onca yuze vurmalara rağmen, genel Türkiye gerçeklerinin tekrarlanışına dahi tıs çıkarılmadı. İçsel karşıt bazı demeçelrle konu saptırılarak da nedenin gözden kaçırılması da yaşandı.

Şu gerçek net; bir olguyu olduğu gibi düşünerek yorumlamak gerekir. Siz, Türkiye K. Kıbrıs bağlantısını ve AKP düşünme şeklini bilmezden gelip banbaşka alanda dolaşmamanız önemlidir. Ta baştan, karşınızdakinin düşüncesi ve istediğinden çok sizin çıkarınıza göre onu yorumlarsanız, hep yanılırsınız. K. Kıbrıs Türkiye gerçekliğinde hep yanılma ve yalanlarla yaşam neyazık hep sürüp kriz ve gericiliklerin de mavzemesi oluyor. Sat K. Kıbrıs değil genel Türkiye politikasıyla birlikte ele alamak da önemlidir. Aynen, Yunanistan ve lipyadan aktaracağım seçkielrle de bu resmi yeniden çizecem.****

Adalının katlediliş gününde Türkiyeden Fuat Bey geldi. Resmen en basit etik kelimesiyle oynandı. Resmen sarayın ve bazı kesimlerin dıştalanma mesajları net verildi.  Bunu geçen yazımda özetledim. Sanmayın ki Türkiyenin günümüz rejimi bu tutumları sadece K. Kıbrısta yapıyor! Gerçi K. Kıbrısın Türkiye ile içeleşen gerçeği nedeniyle daha net birçok siyasal gerçek net oynanma özelliği de var.

Nitekim, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğanın Bosna Hersek ziyaretinde de yine başka konumda olsa da sorunalr çıktı. Erdoğanın korumalarının silahlarla ülkeye girme girişimi, önce sorunlara ve sonra tutuklanmalarına neden olundu. Bu ne ilk nede son. Türkiye siyasal gerçekliğin sadece dış temaslar seçkilerinden birisidir. Tekrarda fayda var; Türkiyenin bu günümüz devlet siyasal tutumudur. Tekleştirmek olamaz. Osakadaki protokol duruşundan Bosnadaki korumacılar olayları sık sık benzerleri dış politik eksende damıtılmaktadır.

Aslında seçkilerle sistem resmi son günerin adımlarıyla taşlanıyor. Anayasaya aykırı hem de krizi tırmandırma adımı olmasına rağmen, gece yarısı Merkez Bankası başkanının kararname ile görevden alınması! Başkan görevden alınırken ki söylenenlerin hemen sonrasında, Merkez Bankası Akçelerinin hahzineye aktarma gündemleşmesi de önemlidir. Yine, SETV basınla alakalı fişleme haberi de yayındaki siyasal genel duruşun rengidir. Dış politikadaki Deniz sahaları krizlerinde sertleşmeler yapılıp Kıbrıs açıklarında gemiler dolaşırken, kimse Türkiyenin Uluslar arası deniz hukuku belgesine uyumu veya münhasır alan konusundaki yasalığını sorgulamıyor.

Kaybedilen belediyelerle ortaya çıkan savurganlıklar da önemli. Ama, siz K. Kıbrıslıysanız ve Türkiyeye Turist ziyaretine gidiyorsanız, Büyük binalara bakarak, yol fetişizmi vurgulayarak nekadar geliştiğini ve açlık olmadığı yanılgısına da düşersiniz……

Bunlar net olarak K. Kıbrısa yansır. Ama, konuşturtmama ve fırsat değerlendirme çıkarıyla bunlar görmezden gelinip haberi dahi yapılmaz. Reyhanlı patlamaları, Mardinde eski kayumun braktığı borç nedeniyle susuz kalması. Türkiyenin resmen hem de itiraflarla Lipya iç savaşına Müslüman Kardeşli Elkaydeci kesimin yardıma girmesi. İdlipte Rusyanın çabasına karşın, Suriye ile ufak ölçekte çatışmaların olması. Rusyanın idlipten Lipyaya ciahtcı akışı haberinin yorumlanıp izlenmeden geçilmesi durumalrı yaşandı.

Bu tip gelişmeler le AKP içinden batı sermayesine yakın Babacan gurubunun yeni parti kurma sürecine girmesi de önemli.Bunlar hep birkaç günkü haberler. İnanın, K. Kıbrısta çoğunun haberi dahi yapılmadı. Böylesi Türkiye bilgilendirmesi olan yerde Akıncının dıştalanmasına tepki gelmesi mümkün mü?

ODÜ olayına deyinmeden bu bölümü kapatmayalım: Otyu ormanlarını keserek oraya hem de ünüversite olmayan öğrenci yurdu yapma krizi de çıktı.Belli oldu ki Yurt rusatsız başlıyordu* ilgili belediye uyardı. ODÜ  yönetimi üstelik yurt için de başka öğrencierlin geleceğini de söyledi. Doğa katli ve rusatsızlıkla başlanıp polis biber gazıyla şidetin uygulandığı bu politika,epey tepki gördü. Buda, bilmemiz gereken Türkiye seçkilerinden birisidir. Şimdilik direniş ve yasadışılık rusatsızlık nedeniyle konu durmuş gibidir!*****

Yunanistan hafta sonu seçimleri ise klasik sol sendromla sonlandı.Yunanistan girdiği ekonomik kriz ile birlikte sol kesimin Szrizanın iktidara gelmesini sağladı. Szriza kendi prokramı için başlangıçta direndi. Hat ta, referandumla da halktan destek aldı.Bir anlamda izlandadan Brezilya sonunun da işareti oluyordu.

Szriza kaybederken YDP yeniden hem de tek başına yönetime geldi.işin paradoksu, Yunanistanı krize sokup istifa edip seçimde yenilen partinin de ta kendisidir YDP olmaktadır. Szriza referandum desteğine karşın, tam da kritik kavşakta ters kararla dönüşüp, Troykanın prokramını uyguladı. Seçimde karşı çıktığı prokramın ta kendisidir. Tam da krizden çıkarken, Szriza bunun havasını atacak ken, seçimi kaybederek kriz sol sendromuna yeni bir sayfa yazdı.

Szriza aslında Makedonya sorununun çözümünde adım attı. Kilisenin bazı yetkilerini alarak etkisini azatlı. Buna benzer adımlar da attı. Fakat, sol parçalanma da eklenince, sağın YDP ekseninde buluşunca, seçimi sağ hem de hanedanlardan birisi olan Misatokisler kazandı.

Eski Pasok Devamı olan Değişim ile YKP gibi sol partiler de meclise girerken, Faaşist Altın Şafağın Y.3  barajını aşamayarak meclis dışı kalması da sağ oyların nasıl bütünleştiğinin kanıtıdır. Klasik kriz sol seçkisi ve sonradan yeniden sağı iktidar yapma politik döngü, Yunanistanda da geçerli oldu. Bu, gerilim noktasında Türkiye için kulanılmaya hazır potansiyeli de artırmaya adaydır.*****

Gelelim Lipyaya: Son günlerde özellikle Türkiyenin de direk taraf olmasıyla, istenmese de Lipya dünya ekseninden buralara kaymalar yaptı. Düşürülen insansız Türkiye uçağı, yakalanıp da yeniden brakılan TC yurtaşları, Hafterin önce “vuracağı” sonra sesizleştiği askeri açıklamalar, Türkiyenin Lipya çölerinde nasıl bir macerada olduğunun resmidir.

Hafta sonu özellikle Yeni Şafak yazarının Türkiyeye hem de Traplustaki kesime askeri yardım yapıp Hafteri durdurduğu yazısı da konunun pek de öyle basit olmadığını anlatıyordu. Birçok Türkiye gemisi silah yüklü olarak Lipyaya giderken yakalandıkalrı haberleri de tekrarlandı. Rusyanın idlipteki ciahtcıların Lipyaya gitme uyarısı da idlipten lipyaya uzanan yoldaki trafiği de anımsattı.

Aslında, Türkiyenin Lipya iç savaşındaki taraflılığı biliniyordu. Fakat, haber yapılmayarak ve K. Kıbrısta olduğu gibi “Türkiyeye dokunmama” otosansürü nedeniyle bu gelişme gölgede kaldı.Müslüman Kardeşler eksenli politika yeniden sahnede. Bu çıkmazla, gerçekten yeni  sorunlara da gebedir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.