YKP Sekretarya Üyesi Alpay Durduran, BM Genel Sekreterinin son raporu ve rapor hakkında yapılan açıklamaları değerlendirdi. Alpay Durduran’ın açıklaması şöyle:

Dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olarak tanımadığını açıklamaya cüret ettiği Akıncı, sanki BM genel sekreterinin görevi Kıbrıs’ta ayrı bir devlet tanınması gibi bir arayış içine girebilirmiş gibi görüşler ve savlar ileri sürdüler. Zahmet edip Guterres’in raporuna listelediği konu belgeleri okusalardı, kendilerinin ve kendilerinden önceki cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanlarının onların onayladığı ortak bildirgelerde ve BM kararlarında olanlardan yola çıktığı ve onları ulaştırmakla görevli olduğu amaçları görürlerdi.

BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararları ki esaslarını Türk tarafı da kabul etmiştir. BM parametreleri onlardan çıkmıştır ve özüdür, BM Genel Sekreterine Good Office (iyi niyet) görevini onlardan almıştır. Ancak Kıbrıs’ta taraflar ve iki garantör her zaman bağlı olduklarını kabul ve ilan ettikleri bu esasların aleyhine çalışırlar ve çok zaman halka bunları tanımayabileceklerini, tanımadıklarını söylerler ve hatta tersiyle görevlendirilmiş gibi konuşurlar. Esirgemedikleri bir konu da her BM görevlisini kendi aleyhine çalışmak ve karşı tarafı kayırmakla suçlarlar.

Bu tutum kimseye kazanç sağlamamıştır. Sağlayacak da değildir. Onun için Kıbrıs sorunu sürdükçe dönüp dolaşıp BM’ye gel de yardım et demeye devam edeceklerdir. Halkımız bunu genel olarak bilmekte ama gereğini yapmamaktadır.

Şimdiki Guterres raporu da Güvenlik Konseyi’ne sunulmuştur ve BM belgesi haline gelmiştir. Buna rağmen Guterres’ten veya ondan sonra gelecek olandan bunun aleyhine bir adım beklemek saflık değil halkı enayi yerine koymak olacaktır. Çünkü Genel Sekreter bunu yapmayacaktır.

Guterres taraflardan güvenlik konusunda bir daha uygulama tamamlanmadan ve tamamlandıktan sonra güvenlik ortamın nasıl sağlanacağını ve bu dönemde ve sonrasında bir süre garantör devletlerin nasıl yardımcı olabileceklerini düşünüp öneriler hazırlamalarını ve hazır oldukları zaman kendisine bildirmelerini beklediğini söyledi. Bekliyor ve yardıma hazır olduklarını iletti.

Hala kavga ediyorlar ve hazırlık yapmıyorlar. Görüşmelerde muhaliflerin müdahalelerini ve olumsuz olduğunu bildiren Guterres, açıkça halkı bilgilendirip çözüme destek sağlamalarını, çözümün yararlarını anlatmalarını önemle işaret ettiyse de tersini yapıyorlar.

Bu Kıbrıs’ı barut fıçısı gibi tutuyor ve halkı tehlikeye atıyor. Dünya barışını da tehdit ediyor. Tarihe mal olması gereken istirdat (irredantizm) peşinde koşanların sonunun iyi olmayacağı bellidir.

Halkımızı maceraperestlerden uzak durmaya ve barış peşinde kalmaya çağırıyoruz.

 

1 YORUM

  1. Önce selamlarımı iletiyorum. Okudum anladım sayılır. Zira Yazının anlatımı inanılmaz bozuk. Hızla not almış muhabir kıvamında. Bunu eleştiri olarak değil, düzeltilmesi dileği ile yazıyorum. Sayfanızdaki yazıların bir kaçını okudum. Olaylara, konulara, tarihe ve sosyolojiye yaklaşımda hemen hemen standart tutarlılık var. Ana teze herkes bağlı. Sizin yazdıklarınızdan anladığım, Kıbrıs tarihinde bilinen geçmişten bu yana;

    Sorun analiziniz şöyle;
    1. Tek sorun Türkiye,
    2. Tek sorun Türkiye’den gelip yerleşenler,
    3. Tek sorun Kıbrıslı Türkler,
    4. Yahu şu dünyada Hatta tek sorun Türkler işte. Yok olası bela millet, aşağılık, kültürsüz, barbar, tecavüzcü, gaspçı, yağmacı, Asyalı, kara kafalı, üstelik bir de Müslüman, işgalci, ganimetçi, cahil, okumamış, kitapları, kütüphaneleri yakıp yıkan, Rumları katleden, çocukları ve kadınları canlı canlı toprağa gömen, Rumları köylerinden süren, vs. (ben bunları Avrupa’daki Nazilerin ağızlarından da duymuştum.)

    Kıbrıs Cumhuriyetinin başına gelenler analiziniz ise :
    1. 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini zaten Rumlar kurdu. Yukarıdaki meziyetlere sahip Türkler zaten Kıbrıs Cumhuriyetini istemezdi. Zaten Kıbrıslı Türkler azınlık olarak adaya dağılmış, bu işlere karışmazdı. Köylüydu. Kitap okumazdı kara cahildi, safsalaktı, medeniyetten uzaktı,filan (bunları özellikle sayfanızdaki bir zatı muhteremin Maraş ile ilgili bir yazısından öğrendiğim kadarıyla) . Asimile olup gidiyordu. Rahatı da yerindeydi. Zaten bunları bu cumhuriyet işi uyandırdı.
    2. Bu nedenle de Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyetindeki rollerini ya iyi niyetli olmadıklarından ya da cahilliklerinden oynayamadı. Ne yapsın cennet mekan azizler azizi, büyük lider, dürüst insan, yeryüzünün en insancıl adamı üstatlar üstadı, yeryüzünde kendi tanrılarının gölgesi, kiliselerde asla Türkler aleyhine ne konuşma ne de kara katliam planları yapmayan, Türklere, Rumlardan çok dua eden BAŞ PAPAZ MAKARIOS’da ne yapsın, 1963’de Türklerin uyum sağlayabileceği şekilde tek başına ama çoğulcu ve demokratik şekilde Anayasa’da değişiklikler yaptı. Ama ne güzel yaptı. Türkler gene kıymet bilmedi. Yok efendim Kıbrıs Cumhuriyetinin ırzına geçmiş. Türkleri sürmüş, mallarına topraklarına el koymuş muş, hatta bazılarını da planlı şekilde katletme sürecini başlatmış. Haşaaa. O mübarek adam öyle bir şey yapar mı. İftira. 63-74 arası da EOKA ile gerekli çalışmaları yapmışmış. Rumlar Türklere saldırmışmış, katletmemişler, sürmüşmüş hepsi yalan. Esas modern çağdaş medeni güzel insanlardan müteşekkil aziz ve güzide helen ırkına mensup, yüksek medeniyet kurucusu, asla kavga, adam öldürme, gasp etme, mallara el koyma, hele eline silah alma gibi işleri bilmeyen yüce Rum (aslında bilirsiniz, Yunanistanlı dostlardan öğrendiğime göre Helen değil, Kıpti’dirler.) halkına iftira üstüne iftira.
    3. Hiç bir şey yokken, Türklerin hiç bir sıkıntısı yokken, barış içinde yaşarken,Türklerin kurduğu TMT terör örgütü, başlattığı tek yanlı saldırıları ve bitmeyen barbarlıkları sonucunda, daha önce kurulmuş olan Kıbrısı güzelleştirme ve geliştirme örgütü EOKA, Türklerin saldırılarına karşı zeytin dalı ile barış girişimleri başlattı.Türkler o kadar çok saldırıyordu ki, EOKA barış örgütü zeytin dalı uzatmak için kırdığı zeytin dalları yüzünden ada da o gün bu gündür zeytin ağacı ve zeytin kıtlığı yaşanmaktadır. Her neyse, sonuçta Yüce insancıl Başpapaz Yunan Barış Cuntasından barış girişimi yapması için destek talep etti. İşte her şey o zaman oldu. Yunan Barış Cuntası yanlış adamı seçti. Anası Babası öz be öz Türk olan İskeçe (Xanthi) eski müftüsünün damadı Batı Trakyalı Nikos Sampson (Gerçek adı Nihat Samsun) Yunan Barış Cuntasına sızmış ve Batı Trakya Türkü terörist silah arkadaşları ile adaya gelerek darbe yapmıştır. Yani Kıbrıs Cumhuriyetini katleden de Barbar Türklerdir. Hele teslim olmayan o Eren Köy barbarları. Böylece Türkiye’nin adayı işgal etmesinin zeminini hazırladılar. Zavallı masum Rumlar, onların Yüce Papazı Makarios, Kıbrıs’ı Güzelleştirme ve Barış Derneği EOKA barış, barış, barış derken, Sampson dahi Türklüğüne lanet okuyup, medeni Rumlara katılmışken, TMT saldırdıkça saldırdı. Türk ordusu da geldi işgale başladı. Ama işini yarım bıraktı ve yarısını işgal etti. Halbuki adanın tamamını işgal ederek birleşik Kıbrıs yapmak varken. Türk ya, karşısına aldığı silah bile kullanmayı bilmeyen masum Rumlar güneye Akdeniz’e doğru kahramanca kaçarken ve atalarının Ege’de yaptığı gibi, Türk komşularından öğrendikleri (kültür ve inançlar konusunda Rumların %100 çok hoş gürülü, bağnazlık, gericilik ve kökten dincilikten uzaktır. Kiliselerde hep Bütün dünya buna bir inansa, Türkler kardeşimiz olsa el ele olsak türküsünü söyler.) bu kez Akdeniz’de gusul abdesti almaya hazırlanmış ken, o işgalci barbar Türkler sırf ada bölünsün, sevgili Rumlar gusul abdesti almasın diye adanın tamamını işgalden vazgeçmişlerdir.
    İşte sizin yazılarınızdaki yakın dönem Kıbrıs tarihi olarak öğrendiğim. Ha merak ettiniz değilmi? Sampsonu astılar mı? EOKA ne oldu.
    Rumluğu seçerek medenileşen Sampson, Yıktığı Cumhuriyetin bakiyesinde uzun yıllar barış ve huzur içinde yaşadı, gazete çıkardı. Rum olunca medenileşti ya. O kadar gönlü zengindiki, Rumların solcusu sağcısı AKEL komünistleri, DİSİ demokratları hep ziyaret edip ellerini öptüler. Sonunda rabbine kavuştu. Güney Kıbrıs’ta büyük törenler ile ebedi istirahatgahına defnedildi. Anıt mezarda uyur. Medeni Rum gençliği, günümüzdeki her rum siyasetçi mezarını ziyaret eder. Kuzeydeki bir kaç barbar Türkünde mezarına giderek taşını öptüğünün görüldüğü şeklinde rivayetler var. Barış Derneği EOKA’mı ne oldu. Tabiki sevgi, çevre ve barış Derneği EOKA, 70’li yıllarda sadece üyelerinden oluşmaktaydı. Şimdi Güney’deki devlet, millet solcu sağcı ayrımı yapmadan hepsi EOKA’ya katıldı. Hele AKEL, ideolojisi gereği EOKA der başka bir şey demez. Ama EOKA’ya en aşk ile gönülden bağlı olan şu an adaya birleşme (bu birleşme de bir şartı var erkek rolünde o olacakmış.) ve barışı getirmeye çırpınan, yeni yüce lider, kutsal adam Anastasiadis’tir (bakmayın hırsız derler adama yalan. Kara Paraları aklarmış, tabi ki aklar. Adam medeni modern, temiz adam. Kara renge bürünmüşbütün paraları Kıbrısa toplar aklatır. Ayırmaz euro, dolar ruble, TL kimin olursa olsun para o aklar paraları. Yani yıkatır temizler. Fakir fukara da bu işten ekmek parası kazanır. Bunun neresinde hırsızlık. 1 dolarına el sürmez sadece aklama komizyonunu alır ve sahibine temiz paraları teslim eder.) Adam Barış adamı ve adadaki Türkleri, Türkiye den çok seven, sevdiğinden sıkası gelen Anastasiadis çok açık sözlü olarak, EOKA barış kutlama şenliğinde : “Bugün itibarıyla nihai hedefimize ulaşamadık. Ama bizler için özgürlük mücadelesi veren EOKA’ya saygı için burada toplandık!” Hep birlikte devletimizin birliğini sağlamalı ve ülkemizi işgalden kurtarmalıyız.” demiştir. Aynı şenlikte Yunanistan’ı temsilen Savunma Bakanı Panos Kommenosda “EOKA için ölenlere saygı duyuyorum. Onlar Helenizm bayrağını yüksekte tutarak ulusal bağımsızlık için mücadele ettiler!” Rum lider ve Yunan Bakan EOKA’yı bugün de kalplerinde ve gönüllerinde yaşatıyor demiştir. İşte medeniyet, işte evrensellik, işte solculuk, işte demokratlık, işte Türkleri sevmek bu.
    İŞTE de, YAZDIKLARINIZDAN ANLADIĞIM DA BU.
    DAHA UZATABİLİRİM. HERHALDE ANLAŞILACAKTIR. YETERLİDİR BU KADAR.
    BURAYA KADAR YAZDIKLARIMDAN VE BUNDAN SONRA YAZACAKLARIMDAN ÖNCELİKLE SİZLERİ VE ÖZELLİKLE DE TÜM DÜNYA TÜRKLERİNİ VE ANAVATANIM TÜRKİYE’Yİ, ATAVATANIM KIBRIS’I TENZİH EDERİM.
    AMAAAAAA, Safdilliğin de bir sınırı vardır! DEĞİL Mİ?
    Bu yazıları yazanlar, Her gün Türkiye ve Türklere hakaret edenler, Müzakere masasına oturanlar, Sampson’un anılarını, zahmet edip okusalar fena mı olur? YANİ CEHALETİN VE MAZOŞİSTLİĞİNDE BİR SINIRI VARDIR DEĞİL Mİ? YANİ SAHİP’BİNİN SESİ OLMANIN DA MUTLAKA BİR SINIRI OLMALI DEĞİLMİ? Yani bari rüyada kendi sesleri olmayı başarsalar.
    RUM YUNAN FAŞİZMİNE TAPANLAR, EOKA VE SAMPSON SEVİCİLİĞİ İLE BESLENENLERİN YAPTIKLARI, SÖYLEDİKLERİ VE DURUŞLARINDAKİ BİREYSEL KAYGILARI GÖRÜYORUM VE TANIMLAYABİLİYORUM.
    AMA BUNU ÖRTMEK İÇİN SOLCU, DEMOKRAT, İSLAMCI, AFRİKACI GİBİ MAKYAJLARI KULLANARAK RUM YUNAN FAŞİZMİNE, IRKÇILIĞINA, ORTODOKS KÖKTEN-DİNCİLİĞİ VE GERİCİLİĞİNE, KİLİSEDEKİ ŞARAP TASINDAN TÜRK KANI İÇMEDEN BU DAVA BİTMEZ DİYECEK KADAR KARA BİR BAŞ PAPAZIN BARBARLIĞINA HİZMET ETMEYİ ÖRTEBİLECEKLERİNİ SANMALARINA ÇOK AMA ÇOK ŞAŞIRIYORUM.

    HADİ ORADAN. SOLCUYMUŞ. SOSYALİSTMİŞ, KOMÜNİSTMİŞ. AKEL GİBİ, KİLİSEDE PAPAZ AYAĞI ÖP, YER ALTINDA EOKA PLANLAYICILIĞI YAP, KARA PARA AKLAYICILIĞINA GÖZ KIRP,
    KUZEYDEKİLERE ETNİK FARKLILIK NEDENİYLE HER TÜRLÜ EŞİTLİĞİNİ REDDET, SONRA DA BEN KOMÜNİSTİM DE. HADİ ORADAN FAŞİST. HİTLER BİLE SİZİ KISKANIYORDUR MEZARINDAN.

    BENİM KAYGIM HAK VE ADALET. BENİM TARAFIM BELLİ KARINCA MİSALİ. BEN SUYU TAŞIMAYA DEVAM EDERİM. ATEŞ SÖNER VEYA SÖNMEZ. AMA BENİM ATEŞTEN YANA OLMADIĞIM BELLİ YA.

    BEN TÜRK DEVRİMCİSİYİM. RUM YUNAN FAŞİZMİNE KIBRIS’TA GEÇİT YOK.BU NEDENLE BU CEVABI YAZMA İHTİYACI DUYDUM.

    SİZDE BAKARSINIZ MANŞETTEN BUNU YAYINLARSINIZ. NE KADAR SOLCU VE DEMOKRAT OLDUĞUNUZU GÖSTERMEK İÇİN. AMAN HA ŞAKA YAPTIM. SONRA GÜNEYE GİDİP O FAŞİSTLERİN ÇAYINI İÇEMEZSİNİZ. SİZİN KİŞİSEL KAYGILARINIZI ANLIYORUM. ANLIYORUM DA. ERKEK TARAFI OHİ DİYOR OHİ SİZDE BUNU BİR ANLASANIZ. BİR KELİME RUMCA ÖĞRENEMEDİNİZ 500 YILDIR. OHİ, OHİ. HOŞÇA VE YİNE DOST BİLDİKLERİNİZLE DOSTÇA KALIN.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.