yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSoldan sorgularken! Kıbrıs, Türkiye Ve Kolombiya – Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Soldan sorgularken! Kıbrıs, Türkiye Ve Kolombiya – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Kuramları incelerken, algılar veya inançlarla değil de bilimsel yöntemle yaparsanız, kandırılmanız da odenli az olur. İnanç veya algılarla, hele de tarafcılık da damıtarak oluşan sorgulamalar, hep yanılmalarla dolu destanlar yazma adaydır. Siyasi parti idolojik yaklaşımlar da aynen ilgili kurala göre oluşur. Siz biraz bilgi bilip bunu sorgulayarak güncelle taşırsanız, ufak kandırılmalardan da kolayca sıyrılırsınız. Klasik gerçeklikle: siyasal partilerin rolu ikili boyutu vardır. Bu ayrışma ikili ayraçla oluşur. Birisi, sistemi koruma ve savunma şeklinde yapılanır. İkincisi ise tam aksi sistemi değiştirerek, yeni sosyal yapılanışı oluşturma hedeflidir. Hangi sistem olursa olsun, bu ikilem siyasal içerikte mutlaka vardır…

Kapitalist yapı daha oluşurken, gelişen sınıfsal mücadelelerin de tetiklemesiyle bu ayrışma erken göründü. Sistemi savunan partilere sağ partielr denilirken, kapitalist karşıtlı yeni sistem isteyenlere de sol partiler kimliği konuldu. Burada yine algıyla veya probaganda operasyon piskolojisi ile bakmayanlar, şu önemli noktayı da bilirler! Ayrışan ikili eksende partiler ayni değildir. Hat ta, örneğin sistemi korumak amaçlı egemen sağ idolojik örgütler de ayni özellikleri taşımaz. Temelde sistemi korumak olsa da,kendi içerlinde ayrışır. Kimisi muhavazakar,kimisi liebral, kimisi faşist ve dinsel olgulu nice sağ eksenli partielr değişik sistemi koruma düşüncelerle oluşturuldu. Bunu direk sistemin süper gücü ABD ikili partielrinde kolayca anlarız. Ayni şekilde sistemi değiştirmek isteyen sol partielrin de kendi aralarında önemli ayrışma olması da normaldir. Amaçlar kadar, kulanılan araçlar ve hitap edilen kitle hedefli politikalar bu partierl arası idolojileri yani “dünya görüşlerini” de oluşturur. Sorunlara bakıştan, hangisine öncelik verme görüşleri partilerin kimliklerini daha net belirler. Öyle ki sağ iki parti arasında uçurum olurken, bazı sosyal muhalefet veya sistem konumlu sorunlarda da değişken işbirlikleri de oluşmaktadır. İşte burada günümüz genel sorun şu: kulanılan imge ile partinin içeriğinin tutmamasıdır. Nitekim, bunu özellikle amacı sistem değiştirmek olup, günümüzde kendini sağa çevirip, sağlaşıp iktidar olma nokasına gelen solun gerçek düşüncesini koyamamaktan kaynaklanmaktadır. Algıalrla ve tarafcılıkla oluşan bakışlarla, sırf fark olsun diye konulan “sağ sol” imgeleri, anlamsızlaşma gibi önemli erozyona uğratı! Bu yazımda, sol gözle, solu da sorgulayacak 3 ülkeden seçkiler seçtim.*****

Türkiyede yeni bakanlarkurulunda atanan Kıbrısla alakalı bakan, adamıza geldi. Gerçi bu dahi bilgi ile bakana acayip gelir! Bir ülke kabinesinde, kendine “bağımsız” diyen ülke için bakanlık ayrılıyor! Neyse, Yeni bakan adaya geldi. Bizim sarayımızda da kendine solcu diyen muhterem “Akıncı” bulunuyor. Buda tuhaf olsa da normaleşen öteki gerçek, Hepsini biryana braktık; Akıncı ile Recep AKdağın basın toplantısında Akıncının incielri döküldü! “Burada sağlık sorunumuz var* Türkiyedeki sağlık sistemi deneğimi ile buradaki de düzeltilecektir” denildi!

Akıncı solcu! Ama, sarayda. Herhalde biraz okuyup bilgisi olsaydı, halk gerçeklerle sorgulama yapsaydı, Sağlıkla alakalı sözlerini, en yumuşak şekliyle “ona yutururlardı”! Çünkü, olay öncesi birkaçgün Türkiye basınını okuyup Birgünde ve Cumhuriyet gibi gazetelerde de bolca işlenen konu sağlıktı! Dahası, uygulanan sağlık sisteminin başarısız olduğunu bizati hükümetin kendisi kabulendi. Bu konuda özellikle Osman Öztürkün geçen haftaki yazısı oldukça ders alıcıdır. Fakat: bizim saraylı sarayda oturuyor. Dediği sorgulanmayan ve taraftarlarının ona söz söyletmeme tavrıyla da adeta böylesi bir yuturma çekinilmeden yapılınıyor! Aynen, Kıbrıs sorununda TC B planını savunup oraya dek gelmesi gibi…..

Aslında bu gerçeklik, Kuzey Kıbrısta sol için önemli bir sağ teslimieyt sayfası halinde yazılmaya devam ediliyor. Ne acıdır ki gerek Mehmedali, gerek se Akıncı saraya sol adıyla girerken, aslında sağa dönerek, onların görüşleri ve Türkiyenin onayı ile bu sonuca ulaştılar. Böylelikle solun değiştirme görüşü yerine, sağla buluşup iktidar olmanın kuralını uyguladılar. Bu teslimiyet tarafcılıkla ve kandırılmayla öylesinbe haşırneşir oldu ki solun söylemlerini dahi kulanılmayacak derecede zayıflatı!*****

Kıbrıstan sıyrılıp Türkiye yoluna düşelim. Çanakale dek gidelim. Kanp falan değil! Gerçi onun da suyunu çıkardılar. Çünkü, oraya giden bazı “öğretmenler” konunun özünü konuşma yerine, kendielrinin “önemli başarılı” kılıp, olanlara tanık olmama duruşlarını da gördük. Neyse, konumuz bu değildir…Çanakalede CHP adalet kurultayı yapıldı. Amacına ve içerik hedefine bakarsanız oldukça önemli. Birçok muhalif kesim de buna sarıldı. Tabi merak edilen CHP sol ilişkisi veya ulusal sorun haline gelen Kürt veya mezhepsel alevi konusunda da ne olacağığı dı! CHP kurultayında birçok kuruluş sırıtırken bazılarının dediği gibi TMMB veya DİSK gibi kuruluşlar yoktu! Ayni şekilde bolca adalet hukuk dense de Kürt ve Alevi konusunda pek de dişe dokunan olmadı. Fakat, brakalım adalet kurultay içeriğini, klasik sol yanlış burada da sırıtıyordu! Türkiyede sağa kayarak oy alma adına İslami yerleşen idolojik aygıtlara karşı çıkamamanın acı tartışma sonuçları çıktı. AKP daha doğrusu Erdoğan önemli denecek kurultay karşı düşünce üretme yerine, onları yine silah haline getirilen “işki içmek” gibi olayla vurdu. Adalet kurultay tartışması yerine işkinin daha öne çıkarıldığı durum oluştu. Aynisi Gezi direnişinde de yapılarak, olayın önemi yerine, İslami değer le işkinin içip içilmediğine yönlendirildi. İşin acısı sanki CHP tüzüğünde varmış gibi “partiden atılma” tehtitleri de ilgili partiden gelmesiydi.

Genelde, solun kendi değişken değerleri ile değil, sağa açılarak solu ret ederek kazanma kuramı geliştikçe,benzeşen sağın değerleri ile hep vurulmaya adaydır. CHP önemli adalet kurultayı gibi bir konuda, işki ile tartışılır kılınması bunun acı yeni deneğimidir.****

Gelelim Kolonbiya derin ormanlarından siyasalaşan FARG hareketine! Kolonbiya gelişmeleri, sol için hem izlenmesi, hem de ders alınacak gelişmelerle doludur. Dün ülkedeki gerila savaşını duyarken, sonradan uzlaşarak yapılan anlaşma çelişkileriyle karşılaşırken, şimdi de bu hareketin adeta siyasal yasal koşullarla mücadele dönemine doğru yol alınmasına tanık oluyoruz. Gördük ki FARG dün suçnadığı çoğu olgudan adeta haklı şekilde başarılı çıkışına tanık olduk. Suçlandığı konuların çoğunu devlet paramiliterlerin yaptığını da öğrendik. Ama, bunlar bukez probagandalı merkez medya kanalarında yansıtılmadı. Diplomasi görüşmelerinde de konuşulacak çok durum var. Ama, sonuçta anlaşma oldu ve hareket yeni isimle partileşip seçime girecek! Burada tartışılanlar elbet ayrışma dahi getirmesi muhtemeldir. Özellikle sistemle bağlar ve değişim prokramı ile kitle karşılığı oldukça önemlidir. Belli olan, adalet, insan hakları ve daha eşit toplum görüşlerinin nasıl somutlanacağıdır. Partinin ayni çizgide siyasal mücadele devamı mı, yoksa banbaşka yola girerek, sisemle değişik ilişki kurma ikilemi, FARG için gelecek yol karmaşasının temel sorunudur. Ancak, temel çıkış noktası olan toprak reforumunda belli ki yol alıncaktır. Ancak, devletin genel yapısına nasıl yansıyacağı soru işaretli. Üstelik, doksanlardaki deneğim de hareketin elinde önemli birn ders sayfasıdır.*****

Değişik 3 örnek sundum. Kıbrısta sol görülen ve salt sarayla başka değişim yaratamayan, akıncı, sol olup ama ısrarla sağa açılıp solu dıştalayan CHP ve Kolonbiya gerila hareketinden siyasal yasal zemine geçiş FARG yapılarından birer önemli örnek seçtim. Gerisi sizin yorumunuza kaldı. Ancak, sol sağlaşıp sistemle buluşan partiler, aslında sermaye kesimine destek olurken, solun da kendi öz kimliğini kaybederek değişkenlik ivmelerinin de silinmesine neden olunuyor. Kıbrıs soluna Mehmedali ve Akıncının saray serüveninde veya paylaşılan makamlardaki olanlar, kitlesel açıdan herkesin kafasında “farkları ne” kuşkusuna yerleşen aynidirlere gelindi. Bu örnekler bundandır ki seçildi. Farklar, ötekine buluşulanarak yok edilir. Sol kırıldıkça ve sağlaştıkça nedenli yanlış olsa da sistem de kalıcılaşıp normaleşir. İşte ozaman, yanlış normal olduğu zaman, yalan kalmaya da devam etmiş olur.

 

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
261AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin