Enterkonnekte yalnız teknik konu değil – Murat Kanatlı

533

“Türkiye’den elektrik gelmesine karşısın?”

Defalarca yazdım, yanlış sorunun doğru cevabı olmaz! Gene başımız yanlış bir soru ile belada…

Elektrik Mühendisleri Odası bir rapor yazdı, rapor yanlış mı? Hayır, eğer konu yalnız teknik kısmı ele alınırsa büyük oranda doğru, yani o da tam doğru değil ama kabül edilebilir oranda doğru…

Fizik dersi alanlar bilir, ilk dersten “hız(v) = mesafe (d) / zaman (t)” formülünü aklınıza kazırlar. Ama sonraki yıllardan bu formülün yalnızca laboratuvarda doğru olduğunu anlarsınız. Yer çekimi, zeminin sürtünme katsayıları ve diğer etmenlerle bu basit formül koca bir canavar formüle dönüşür ama hız eşittir mesafe bölü zaman hala ama yalnızca laboratuvarda doğrudur. EMO’nun ki de laboratuvardan çıkmış bir rapor, içine siyaset koymazsanız doğrudur…

Konuyu anlamak için eşyayı adıyla çağırmak durumundayız, Kıbrıs’ın kuzeyi fiili olarak bir vilayettir, bir vali tarafından yönetilmektedir, bu valiyi de şu aşamada TC’yi yöneten AKP atamaktadır. 40 bin asker, sayısı bilinmeyen yeraltı teşkilatı üyesi ve sayısı gene bilinmeyen resmi/gayri resmi din görevlisi ile maddi ve manevi korunan, elçilik diye tabelası yazılan, vilayet konağından yönetilen bu coğrafyada idare şekli elbette Türkiye’den farklı olmayacaktır. Türkiye’de en son iki adet köprü yapıldı, bunları yapan firmalar geçiş garantisi ile bu işleri yaptı ve yandaş olmayan gazeteler ödenen ciddi miktarlarla ilgili onlarca haber yayınladı. Bunlara benzeyen şekillerde AKP kendi yandaş firmalarına alım garantili antlaşmalarla rantlar sağlamaktadır. Benzerini burda da yaptı, su konusunda hem alım garantisi koydu, hem de tekel olma koşullarını getirdi… Elektrikte de benzer bir antlaşma yapılacağını bilmek için âlim olmaya gerek yok… Ülkenin stratejik iki konusunda su ve elektrikte tekel ve alım garantisi olma noktasında bağımlılığın siyasi yönünü düşünmek için derin tartışma yapmaya gerek var mı? Burda hükümette olanlar Ankara’dan gelen talimatları biraz oyalasınlar, su ve elektrikte “arıza” çıktığında bir iki gün, belki de bir iki saatte “sorunlar” hemen çözülebilecek! Benzer bağlılık ilişkisi Türkiye ve Rusya arasında da var, hatta doğal gazda alım garantisi de var ama karşılığında temin garantisi de sağlanmakta. Kriz zamanlarında taraflar bu garantilerin haricinde yaptıkları kimi iyileştirmeleri bile kaldırdıklarında ciddi tartışmalar çıkmakta ama ne Türkiye ne de Rusya ne alım ne de temin garantisine dokunamamakta. Türkiye’den gelen suda temin garantisi var mı? Elektrikte olması için dilek ve temenniler ortaya konmakta, bu yönde ciddi girişim var mı? Kıbrıs Cumhuriyeti de Avrupa – İsrail hattına enterkonnekte ile dahil olacak, ama santrallerin çalışacağını ve sistemin çift yönlü olacağını şimdiden okuduk yani, Kıbrıs hem alacak hem de satacak, da, Kıbrıs’ın kuzeyi? Çift yönlü mü olacak? Yani güneş enerjisi ile önemli miktar ürettiğimizi varsayalım, bunun bir kısmını Türkiye satabilecek miyiz? Herkesin temennisi bu yönde! Temenniden ötesi var mı? Yok!

Karşı mı çıkalım? Bu defa da karşımıza AKSA konusu çıkıyor, seneye onunla yapılan antlaşmanın yenilenmesi gündeme gelecek, kırk katır mı, kırk satır mı? AKSA mı, enterkonnekte mi? Seç beğen al!

Demek ki doğru soru bu değil, doğru soru daha ‘fazla elektrik üretmeye neden ihtiyaç duyuyoruz’dur… Neden? Türkiye’den gelen kumarhane patronlarının işlettikleri veya sahip olacakları otellerinin sayısı, kapasitesi arttığı doğal olarak da turist sayısının da artmasından dolayı daha çok elektrik istiyoruz, özet olarak onlar daha fazla kâr elde etsin diye! Bizle kârlarını paylaşacaklar mı? Yok! Bir de bazı sermaye kesimi üniversite adı altında kurdukları ticarethanelerdeki müşteri ya da bazılarının değişi ile öğrenci sayısını artıracaklar, böylelikle Suat Günsel, Serhat Akpınar ve diğerleri daha fazla kâr elde edecek, bu nedenle daha fazla elektriğe ihtiyaç var! Elde ettikleri kârları bizimle paylaşıyorlar mı? Yok!

Sırf birileri daha da çok kâr elde etsin diye, faturasını bizim sırtımıza yükleyecekleri TC’den su – elektrik getirilmesi ve yeni havaalanı konuları gelişerek devam ediyor!

Kârlar çoğalsın diye Girne başta olmak üzere ülkenin önemli kısmı betonlaştırıldı, resmi makamlar bile nüfus artışına öğretmen, okul, hastane, doktor yetiştiremiyoruz diye çığlık attığı koşullarda, yeni yurt ve otel projelerinin onaylanması son hızla devam ediyor, bu koşullarda arayacağız “Türkiye’den elektrik gelmesine de karşısınız?” sorusunun cevabı değildir.

“Yeşil sermaye destekli birileri daha da fazla kâr elde etsin diye bu yağma düzenin böylesi vahşi saldırılarına ve dayatmalarına daha ne kadar seyirci kalacağız” doğru sorudur…

Yoksa sırf birileri kâr elde etsin diye örneğin turist ve öğrenci sayısını “patlatmaya” denizaşırı coğrafyalardan kararlar verilmeye devam edildikçe, ne betonlaşmanın önüne geçebiliriz, ne de özelleştirmelerin…