UNESCO ve devletlerin cinsi – Alpay Durduran

yazarın tüm yazıları -->

Ne yazık ki devletler hala kendi sözde onayladıkları yasalarla bağlandıkları kuraları çiğnemekten utanmıyorlar. Bir yığın uluslararası yasa işler haldedir ama sıkışınca bazı utanmaz devletler ulusal egemenlik esastır deyip sözlerini çiğnerler. Bir ünlü diktatör neyin yalan neyin doğru olduğunu söylemek bana düşerse elbette verdiğim sözü tutmak veya tutmamak benim hakkımdır çünkü bunu herkes böyle de bilir demişti. Ancak konu incelenirse bunun benim sözümün değeri fazla değildir demektir. O zaman da ne kadardır diye bakmak gerekir çünkü yalnız yaşamıyoruz ve bir birimize muhtacız ki işbirliği yapanlar kazanır ve yapamayanlar geri kalıp emir almaya başlarlar.

Dünya çok zengin bir kültür sahibidir. Örneğin katar’dan hoşlanmayan Suudi Arabistan ve komşularından bazıları ona hava sahalarından geçme yasağı koymuşlardı ama itiraz üzerine dünya havacılık örgütü bu yasağın geçersiz olduğunu karara bağladı.

Bu durum bize yine bir acı gerçeği anımsatıyor. Bazı ulusal egemenlik iddialı devletler karar alır ve egemenlik hakları çerçevesinde olduğunu iddia ederler ama sonra uygulayamazlar.

Bu gerçeğe bakarsak halklarıyla aralarında bir sorun çıktığını görürüz. Ya halk yönetimden hesap sorar ve sözünün önemine dikkat etmesini sağlar ya da zoru görünceye kadar söz verir sonra tükürdüğünü yalar.

Tükürdüğünü yalamak deyimi sevimli bir deyim değildir ama sözünü tutmayanın hakkıdır.

UNESCO bildiğimiz gibi eğitim, bilim, kültür örgütüdür. Devletler bazı miraslarını kaydettirmek için uğraşırlar ve yardım almaya hak kazandıkları gibi miraslarını insanlığın ortak mirası olarak kaydettirince ilgi çeker ve turizmden yarar sağlarlar.

Bu gibi konular bir yasadan elde edilebilecek bir hakkın kaydı gibi o hakkın tanınmasını sağlar. Bu bir karara bağlı olur ve bağlayıcıdır. Hukukta böyle kararların gelen giden yöneticiler tarafından paspas yapılmaması için hukuksal denetleme sürecini ve süresini aştıktan sonra kesinleşmesi ilkesi konulur. Yanlış bir kararın itiraz hakkının süresi geçince itiraz edilememesi bir ayıp da olsa bunu sineye çwkmek gerektiği kabul edilir. Bu bir ilkedir ve çok uzun yıllardır itiraz edilmeyen bir ilkedir. Şimdi de itiraz yoktur. Örneğin Atatürk Batıcılığı öyle ileri götürdü ki bir kere ben onlara bir jest yapayım da benim onlara ne kadar kul köle olduğumu anlasınlar diye Ayasofya’yı müze yaparak Unesco’ya da kaydettirmiş.

Şimdi ise bir dini bütün başkan gelerek b u hatayı düzeltmiş.

Olsun varsın. Ayasofya gerçekten çok değerli bir tarihi anıttır ama kiliseliği pek de o kadar önemli değildir. Tekrar kilise olduysa olmuştur. Bir tek endişe camilikle bazı hasara kapı açılmasıdır ama turizm madeni olan özelliği onu koruyacaktır umarız.

Ancak Türkiye’ye ne oldu?

Bir hukuk ilkesi çiğnendi ve hukuk camiasının sesi duyulmadı bile. Unesco bu ilkenin çiğnendiğini elbet duyuracaktır. “inanmayın bunlar itiraz müddeti geçse de kararlarını hiç ciddiye almadan değiştirebilirler diyeceklerdir. O kadar ki sizi çağırıp da biz kararımızı değiştiriyoruz sizin için bir mahzuru varsa özür dileyerek ne düşündüğünüzü lütfen bildirin demediler” yani  bugün sözleri vardır yarına Allah kerim!

Diğer Unesco’ya kaydettirilen anıtların durumu ne olacak? Bize bunu yapan ülke yasa egemenliği olamaz deyip de ona göre hareket edeceklerdir, mutlaka. Dileriz diğer benzer palavracı devletler gibi devrandılar ama önemli olan eserlerdir onlara zarar gelmemesi için yardım bile yapalım derler.

Bu kararı alanlar atıp tutmaya devam edebilirler, Atatürk’ün ihanetinden bahsedebilirler ve oyalanabilirler ama aynı gemide gidenler böyle şeylerin zararını hep beraber çekerler.

Ne değiştiği ise hemen hemen hiç denebilir.  Bir gün ayrımcılık bize yakışmaz, hepimiz bir ve bütünüz denecek ertesi gün seçilmiş yöneticileri görevden atılıp kayyımla değiştirilecek, baroların başına biri geçip de sorun çıkmasın diye örgütlenme haklarını budamaktan başka bir şey olmayan yasal zorunluluklar getireceksin! Demokrasi diyeceksin ama mecliste bile milletvekillerine söz hakkı tanımayacaksın, meclis başkanlığına yetki vererek susturacaksın! Yeter görmeyip parti yasasıyla partisinin sultasıyla da susturacaksın. Parti disiplinini ileri sürüp parti içi popülizm ve istismar huylarına bağlı kliklere milletvekillerini susturma olanağı tanıyacaksın. Avrupa Konseyi parlamenter meclisinin “demokratik parlamento” kararını çiğneyerek milletvekiline partisi dahil kimse emir veremez, telkinde bulunamaz kuralına aykırı olarak ihraç dahil türlü cezalar tüzüklerinde bulundurmaktadırlar. Anayasada parti yasakları halkın üstünde güçlerin olmasının doğal olduğunu gösterecek şekilde yasaklar durmaktadır.

Yani Bizim halimiz bellidir. Türkiye’de dahaları da vardır. Onların giderilmesini bekleyen dünya mirasının kaçta kaçının geriye kalacağını da düşünmek zorundadır. Acı ama gerçek.

Dünya kültür mirası diye bir kültür merakı olacak ve onun için fedakarlıkta bulunacaklar! Hiç böyle bir kültüre sahip olamadılar, olanları ezmeye devam etmektedirler ve dahası da ufukta beklemektedir. Bunlar bu cins devlet olarak kaldılar.

- Advertisement -
- Advertisement -
5,934BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,049TakipçilerTakip Et
13AbonelerAbone

Diğer yazıları

Yönetimin yapısı ve bütünlüğü – Alpay Durduran

Ülkemizde idaredeki birinin diğerinden bihaber olduğu aynı kurulda görev yapanın diğerinden habersiz kararlar ilan ettiği gibi işaretlerden çok açık meydandadır. Başbakanın sağlık bakanından başka...

Seçim davulu burada ve Türkiye’de çalarken gündem de aynı nitelikte – Alpay Durduran

Siyasetin kalitesi farklı da olsa siyasilerin çevresinde bulunan siyasi çalışmalar konu olarak çok benzer. CHP muhalefeti de hangi adayın nasıl kabul veya reddedildiği gibi...

Hükümet nasıl çalışmaya başlar – Alpay Durduran

Emret başbakanım adlı TV dizisinde İngiltere’deki hükümet çalışmaları izleyiciye zevk versin diye hazırlanan çok başarılı ve kitap halinde de basılmış bir eseri izlemiştim. Eser...

Yolsuzluk, nepotizm ve popülizm suçtur – Alpay Durduran

Yolsuzluk gangsterlerin, kara para çamaşırhanelerinin ve kâr artırma spekülasyonlarının arkasındadır. Onlarla mücadele için en etkili araç etkin ve verimli bir yönetim kurmaktır. Devlet mekanizması...

Ombudsman Emine Dizdarlı Hukuk Devleti’ni anımsattı – Alpay Durduran

KKTC iddiasına ve hukukuna göre bir hukuk devletidir. Ama yurttaşları hukuk devletini umursamaz. Açıkça görülüyor ki bir toplumun gücünü elinde tutanlar hukuk devletini umursamamaktadır....

YKP basın açıklamaları

İstirdat savaş nedenidir, savaşa hayır, yaşasın barış!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası'nın 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı açıklama şöyle: Bugün bölgemiz savaş, silahlı çatışma ve yeni askeri müdahalelerin ve işgallerin sürekli...

Hukuksuzluğa karşı direniş her yerde

YKP Sekretaryası mahkemelerde süren davaları değerlendirdi. Açıklama şöyle: YKP dahil birçok örgüt, kurum kuruluş COVID-19 başladığında yasaların uygulanmasını talep etti, UBP-HP hükümeti ise yasadışılığı normalleştirip...

Yarınki eyleme katılım çağrısı yaparız

Yeni Kıbrıs Partisi, yaptığı açıklama ile güneyde çalışan emekçilerin yarın düzenleyeceği eyleme destek belirtti. Açıklama şöyle: YKP olarak, Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçüktür söylemini kurulduğu günden...