Su konusundaki belirsizlik acil önlemleri dayatıyor – Halil Paşa

1021

KKTC devleti ilan olunup da adaya kontrolsüz bir nüfus akışı ve plansız bir yapılaşmayla çevreyi tahrip etmeyi başardığımız adamızın kuzey yarısında su bir kıt kaynak olarak kendini yeniden hissettirdi. Mecliste temsil edilen hiçbir siyasal parti, adamız koşullarına uygun, bağımlı olmayacağımız bir su politikası üretemedi. Sonuçta bu sorununu da Türkiye’ye havale etti. Nihayet Mart-2016’da CTP-UBP hükümeti döneminde yapılan anlaşmayla, Kıbrıs’ın su sorununun çözümü, Erdoğan ile AKP’nin “Asrın Projesi”ne teslim edildi.

Bakınız: http://www.yeniduzen.com/su-anlasmasi-imzalandi-62056h.htm

İnsanlığın en önemli bu yaşam kaynağı konusunda o denli dışa bağlandık ki; 2020’nin başından beridir patlayan birkaç borunun tamiratını yaptırmaktan aciz bir halde, çözmesi için Türkiye’de AKP hükümetinin vereceği ihale kararını bekliyoruz.  Üstelik de salgın bir hastalığın insanları eve kapattığı ve el yüz yıkamanın, hijyenin salgından korunmanın en önemli olduğu bu günlerde.

Patlayan boruların tamiri için önce AKP hükümetinin karar almasını bekleyeceğiz. Sonra AKP hükümeti DSİ’ye yetki verecek. DSİ de patlayan boruların yenilerinin üretimi için ihale başlatacak. Boru ihalesi Türkiye’de yapılacak. İhale sonrasında üretime geçilecek. Boru üretildikten sonra, sıra boruların monte edilmesine gelecek. Bunu Türkiye’de yapan bir firma yok. Bunun için de yüklenici yabancı firmadan üretilen boruları monte etmesi istenecek. Bütün bu süreçte KKTC hükümeti olayı bir KKTC vatandaşı gibi izlemekle yetinecek. Eğer susuz bir yaz geçirecek olursak bunun suçlusu andaki UBP-HP koalisyon hükümeti olmayacak! Suçu çaktırmadan AKP hükümetine atacaklar. Sonra eğer tamiratın maliyeti yüksek çıkarsa, belki de bu AKP hükümeti tarafından su fiyatlarına yansıtılacak. Sonuçta KKTC devleti bunu belediyelere, belediyelerimiz de biz vatandaşların su faturalarına yükleyecek. KKTC hükümetlerinin, Türkiye hükümetlerinin aracısı olması, ya da BM tanımındaki gibi “alt organı” gibi çalışması veyahut da politik jargonda “dışa bağımlılık” denen şey işte böyle bir şey!

Geçitköy Barajındaki su seviyesi hızla düşüyor

Peşinen şunu yazmış olayım. Ocak ayının ilk günlerinden beridir Türkiye’den adaya su akışı durdu. Aradan üç ay geçti ve henüz boruların üretimi başlamış değil. Bizim bakan daha önce basına verdiği demeçte tamiratın birkaç ay içerisinde gerçekleşeceğini söylemişti. Gazetenin aynı tarihli haberinde Sami Özuslu’nun Türkiye’deki medya kuruluşu T24’e dayanarak verdiği haberinde ise tamiratın en az 10 ay süreceği vurgulanmıştı. Daha sonra bakan tamiratın bir iki ayda biteceği yönündeki söylemini değiştirdi ve DSİ’ye dayanarak verdiği bilgide ihalenin Ağustos ayında sonlanacağını açıkladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz,10 Ocak 2020’de Yeni Düzen Gazetesine verdiği demeçte, barajda 20 miyon metre küp suyumuz olduğunu söylemiş ve bunun 10 ay yeteceğini belirtmişti.

Bakınız : http://www.yeniduzen.com/oguz-10-ay-yetecek-suyumuz-var-122715h.htm

10 Ocak’ta Geçitköy barajında 20 milyon metre küp su bulunduğunu belirten sayın bakan, 28 Mart tarihinde barajdaki suyun 15 milyon metre küpe düştüğünü açıklamış. Bu da demek oluyor ki, iki buçuk ayda 5 milyon metre su tüketmişiz. Basit bir hesapla, geriye kalan 15 milyon metre küp suyu, bakanın belirttiği gibi 10 ay sonra değil ama 5 ay sonra, yani Ağustos ayında tüketiriz. Eğer sezon yağışsız geçer ve sıcaklar da beklenenin üzerinde seyrederse, o zaman da kötümser bir tahminle Temmuz sonunda su SOS verir.

Bakınız: https://haberkibris.com/dsi-ihalesi-devam-ediyor-hedef-agustos–1720-2020-03-28.html

Yeşilırmakta dere denize akar.

Adamızın kuzey yarısındaki Covid-19 önlemleri yürürlüğe girmezden hemen önce (3 hafta kadar önce) Ankara’dan arkadaşlarımız gelmişti. Gezmeye çıktığımız bir gün doğuya, Lefke, Yedidalga yönüne gitmiştik. En sondaki Yeşilirmak (Limnidi) köyüne varınca köyün içerisinde dolanan derede çağıldayan su dikkatimizi çekmişti. Plaj bölgesine varınca, arabayı park edip deniz boyunca yürüyüşe çıktık. Ağaçların bulunduğu piknik alanına varınca kulağımıza su sesleri geldi . Baktık ki az önceki dere karşımıza çıkmış. İçinde berrak mı berrak bir su akıyor. Ve koşar adım denize akıyor. Aşağıdaki fotoğrafı o gün çekmiştim.

Bakan Oğuz, bu yılın Şubat ayında basına verdiği demecinde geçtiğimiz yıllarda yalnızca Yeşilirmak köyünde değil ama yakın zaman öncesinde, Çamlıköy’de (Kalohoryo) de köylüler karşı çıktığı için gölet yapılamadığını açıklamıştı basına.

Halbuki daha bir yıl öncesinde Ocak-2019’da Lefke, Gemikonağı, Çamlıköy ve Yeşilırmak hattında mevcut küçük göletler yetmeyince, bölgede taşkınlar yaşanmış, bazı evleri su basmış, epeyce zarar ortaya çıkmıştı. Doğan zararı devlet cebinden karşılarken, çamur deryasının temizliği de hem devlete, hem de belediyelere ek bir maliyet doğurmuştu. 

Bakınız. https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/hedefimiz-yeni-golet-baraj-ve-bent-yapmak-h82315.html

Bu arada Köprü Barajından taşan suların Çanakkale Göletinde toplanacağının açıklanmış olmasına rağmen Glapsides Plajı mekiinden denize aktığını da Mağusa bölgesinden bir arkadaşımdan öğrendim.

Köprü Barajından taşan sular Mesarya ovasında başını almış gidiyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde ise bölgede yaşayan bir başka arkadaşımın çekip gönderdiği aşağıdaki fotoğraf, taşan Köprü barajının mesarya ovasında başını almış giden hali pür melalini gösteriyor.

Su hayattır. Ve koronavirüs günlerinin şokunda kurtulmayı umud ettiğimiz kurak yazımızda en önemli  yaşam kaynağımızdır.

Nasıl olsa Asrın borularını tamir edecek biz değiliz.  Bari acil bir su politikası saptayıp elde olanın da denizin tuzlu sularında zay olmasına engel olacak daha cesur tedbirleri şimdiden planlamaya başlayalım. Çünkü önümüzdeki aylar ve yaz mevsiminde, bizi nasıl bir yaşamın beklediği konusunda, her zamandan çok daha büyük belirsizlikler var.

Tedbirleri bugünden almazsak bir kaç sonra çok geç kalmış olacağız.