Son siyasal gelişmeler: Toplumsal Varoluş Hareketi kurulma kararı alındı

Must read

Artık Toplumsal Varoluş Hareketi diye bir oluşum var. İlk yararı da DP elde etti. UBP’nin muhalifi ama rejimin muhalifi olmayan DP bir bildiri ile hareketi zararlı olarak ilan etti. Küçük de hepimizi anavatanının izine dönmeye çağırdıydı. Böylece dalkavukluk sıralamasına girenler oldu.

Kaynaklar belli bundan ne çıkacağı da belli. Umut sadece yeni katılımlardadır. Ancak bu katılım dilde pelesenk olmuş olan dereyi geçene kadar ayıya dayı derim diyenlerin katılmaması ile ölçülmelidir. Garantilere dokundurmayacağım diyenlerin bundan vazgeçip geçmediği bilinebilmelidir. Umarız bunu ölçecek bir ölçü bulunabilir. Yoksa son dakika operasyonlarıyla hükümete birilerini taşımış olmaktan başka bir iş yapılamayacak.

Endişeye değer bir şey var mı derseniz bugün Harekete saldıran DP’nin dün aramıza gelip gitmiş olmasını örnek verebiliriz.

 

SPORDA ENGELİN KALKMASI OLASILIĞI BELİRDİ

Talat’ın Maraş çözümün parçasıdır iddiasını, mini paketlere koyarak Maraş’ın iadesine bağlanarak Mağusa’nın açılmasını reddettiğini anımsarız, şimdi de futbol federasyonunun olimpiyat engelinin kalkması için Kıbrıs Olimpiyat Komitesi ile yaptığı görüşmeleri anımsayalım. Talat’ın bu devletin işidir deyip engel olmaya çalıştığını ve başardığını unutmadık değil mi?

CTP şimdi destekliyor lakin artık yetki onda değil. Birisi bağırdı mı onunla beraber bağırmak genel olarak muhalefetin açıkgözlüğüdür. CTP’nin görüş değiştirmeye hakkı yok mu? Var tabii. Ancak özeleştiri yaptığını söyleyen CTP bunu unutturmak istiyor ki gene yapacağının işaretidir. Yoksa sivil toplum paydaşlarıyla ilişkilerde hata ettiğini söylemekle bu konuda özeleştiri yaptığını mı sanıyor?

Özeleştiri yapan yaptıklarının sorumluluğunu almalı yani konuyu açıklayıp neden kendini eleştirdiğini ortaya koymalıdır. Devleti baba anlayışında olanlar yetkiyi kaptılar mı her işe maydanoz olurlar. Kutsallaştırdıkları devletin başına geçtiler diye sivil haklara müdahale için devletin ali menfaatlerini en iyi kendileri bildikleri gibi tek yetkili olarak da kendilerini görürler. Spor örgütlerini yasa ile denetlemeye utanmayan eski idarenin izinde gittikleri gibi onları milli dedikleri davalarının da aracı olarak görürler. Gençler söz konusu olunca daha da şirretleşirler. Onları denetleyip iyiyi ve doğruyu onlara kendileri öğretmeye kalkarlar.

CTP sivil toplum ile ilişkilerinde hata ettiğini söyledi ama ali devlet menfaati kafasını değiştirmemiş olmalı ki gene sivil toplum örgütlerine ders vermeye ve siyasete bulaşmamalarını öğütlemektedir. Şimdi Talat yetkili olsa gene sporculara yabancılarla konuşmadan önce kendisine danışmalarını emredecektir. Milli bütünlük anlayışı değişmemiştir.

Engel kalksa ve sporcular olimpiyatlara katılma şansı elde etseler veya milli maç yapma hakkını kazansalar fena olmaz. Ancak arkasından bilmeliyiz ki zahmet etmezlerse uluslararası spor kuruluşlarından devlet elini kuruluşlardan çeksin diye baskı yiyecekler. Aynen Türkiye’de olduğu gibi. Hele Türkiye’deki kültür engel olduğu için devletin himayesinde ve yasayla yetkilendirilmiş örgütlerden şikâyet ulaşsa uluslararası toplum örgütlenme özgürlüğüne aykırılık iddiası ayyuka yükselecek. Bizde şikâyet eden görüldüğüne göre engelin kalkmasıyla gücünün farkına varıp dünyadaki uygulamayı daha yakından görecek olanlar isyanlarını iletecek ve sivil toplum anlayışı güç kazanacak.

Yalnız sporda değil tüm sivil toplum örgütlerinde devletin vesayeti vardır. Örgütlenmeyi tehdit olarak gören ali devletçiler her alanda yasayla kurulmuş örgütler yarattılar ve faşist İspanya diktatörü gibi korporatizm denilen sistemine benzer bir durum yarattılar. İnsanları güvercin yuvası gibi örgütlere kapatıp denetleyerek ceberut idarelerini yürütmek çabasına girdiler.

- Advertisement -spot_img

More articles

- Advertisement -spot_img

Latest article