Son siyasal gelişmeler: siyasi sorunlara devam

Must read

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....

Garantörün oyunlarına devam – Alpay Durduran

Akıncı seçimlere yakın ununu eleyip eleğini de astığı görüşmelerde artık bizim kuşak yapmadığına göre başkası da yapamaz demiş olmasına rağmen yine seçileyim de Allah...

Kadına şiddet ve KTÖS – Yılmaz Parlan

Kadın cinayetleri, şiddeti ve istismarı insanlığın ve o toplumun yegane ayıbıdır. Kadınların öldürülmesi, sistematik şekilde şiddete uğramaları aslında o ülkede hukuk sisteminin çalışmadığını, iflas ettiğini...

Kurultayı skandallarla başlayıp rezaletle biten acenta hükümetinin partisi anavatanlarına bağlılık antlarıyla sona erdi ama siz ona bakmayın başlarındaki tilkilerin hesapları bitmedi. İki gün daha divanın kararını bekleyeceklermiş. Neyini bekleyeceksiniz efendiler? İki üye yanlış dedi, başkan diğer iki üye ile kararı açıkladı. Şimdi özür dileyip bir hafta sonra yeniden seçime mi çağıracak?

Bu haberi yazarken daha parti meclisinin seçim sayımı devam ediyordu. Orada daha şiddetli kavga bekleyenler var. Ancak UBP konglomerasının bileşenleri olan şebekeler için başka kadar önemli olan parti meclisidir. Orada sonuç ne olacak? Kaşif’i destekleyen şebekeler ben daha iyi uygularım dedikleri protokolün nasıl uygulanmayacağını ve tabii nasıl uygulanacağını tayin etmek ister. Öyle yağma yok.

Yani şebekeler tarımın ezici kesiminin mukayeseli üstünlüğü olan sektörler tanımına girmediğini ve zaman içinde tasfiyenin öngörüldüğünü bilmez mi? Patates için mukayeseli üstünlük mü bulacaklar? Şu anki su parasıyla bile devlet desteği olmadan ihracat olasılığı yok. Kim konuşsa teknoloji ve bilgi ister ki fiyat ve kalite sağlansın da devlet desteksiz sürdürülebilir üretim yapılsın der. Biri çıkıp da şu teknoloji demez.

Narenciye de öyle. Az biraz temizlenmiş sularla bize yutturulan kereviz ve enginarda bile durum ayni. İhracat için prim ve ithalata fon koymak isterler. Kaliteli ve beğenilen tattaki zeytin Edremit zeytinine çevrildi de ne oldu? Siyahlaştırılmış ve güzelleştirilmiş oldu ama tadı tuzu kalmadı. Gene de yağını bile sattırabilmek için devlet desteği şartmış.

Şebekeler TL’yi kullanıp Türkiye para politikasını buraya getirenlerin rekabet edebilirliği kökünden yok ettiklerini bilir bilmez. Lakin devlet desteğini isterler. Devlet kapısından geçinmek de hepsinin şartıdır. Yoksa onlara ne Küçük, Kaşif veya Eroğlu yarışından!

Pişkin pişkin salonu doldurdular amigoluk yaptılar. Aralarında ünlü meslek sahipleri de vardı. Sanır mısınız ki Liberal ekonominin alternatifi kalmadı diye düşünüp UBP’nin peşinden ayrılmıyorlar? Onların asıl niyeti başka parti deyip de ayrılsalar konglomeranın dışında iş tutmaları zor. Ertuğruloğlu ve Avcı örnekleri karşılarında duruyor. Üstelik onlar Küçük’ten medet umuyorlar.

Ne imiş? Konglomerayı terk edenler Eroğlu’ndan hesap soruyorlarmış. Birileri de Ertuğruloğlu’nu lider ilan etti idi. Liderlere bakın. Konglomeradan uzaklaşmayı taşıyamadı geri yuvaya dönüyor.

Çürümüşlük halkın hesap soracağına istifade etmeye çalışmasından yayıldı ve politika şebekelerin halkın servetini yağmalama sanatı halini aldı.

Kaşif de protokolü uygulamada yarışa girdiğini açıkladığına göre Türkiye istediğini aldı. Ancak ayni zamanda Kaşif’in hükümeti felç edeceğini söylemesi bir sorun olarak ortada kaldı. Yaşayıp göreceğiz.

Buradaki Türkiye varlıkları Kaşif’e ne kadar manevra alanı bırakacaklar meraklı olan görüp anlayacak. Eroğlu kendisinin de paketler aldığını ana istemediklerini uygulatmadığını bilgiç bilgiç açıklamıştı. Buna Kaşif de şebekelerin elinde kalanlarıyla katılabilir ve Eroğlu’nun desteğini de alabilir. Lakin Türkiye yetmiş milyonu oyalamayı becerenlerin deneyimi ile bunlara da yön vermeye çalışacaktır. İnceldiği yerden kopsun da diyecektir.

Belediyeye bakın. Sendika grevde ve kimse çalışmayı bırakamazsınız diyemiyor ama diğer belediyeler devreye girecek ve kaymakam para bulup özel sektörden hizmet alımıyla çöp toplayacak.

Sendikanın haklarının budanmasından sorumlu uttuğu ve hakkında tahkikat başlatıp görevden uzaklaştırılsa memnun olacağı ve grevi bırakacağı beklenen Cemal Bulutoğlu’na dokunmaya cesaret eden yok.  Siyasetin himayesine Türkiye bile dokunamıyor mu? Yoksa işine gelmiyor mu?

Burada bir soru var. Polis askere bağlı ise yardım heyeti küçül de masraflarını karşılayabilesin diye belediyeye meram anlatmaya çalışırken harekete geçmemesi manidar değil mi? Yasaların çiğnendiği belgelendi ama sonuca yönelen yok. Merak etmemek olur mu?

İrsen başbakan olarak bunlara çare mi uygulayacak?

Kaşif mahkeme ile tehdit etti ve Pazar’a tekrar seçim istedi.

 

MUHALEFETİN MALUM KESİMİ MEMNUN

Muhalefet UBP’nin darmadağın olmasından ve ülkedeki sorunların tahammül sınırlarını zorlamasını erken seçim için bir şans olarak gördü. Gerçek muhalefet ise seçimin çare olmayacağı görüşünde. Meclise girme şansını elinde bulundurduğu sanılanlar batık hazinenin karşılarına dev gibi sorunlar yığacağını bilerek erken seçim umudunu ileri sürdüler.

Kaymakam para buldu ve Lefkoşa’yı temizleme iddiasını ileri sürdü. Ona parayı kim buldu? Paketlerle ülkeyi idare edebileceğini düşünen Türkiye bizim siyasilerden daha fazla maliyenin durumunu bilir ve ona göre hesap yapar. Canı yanacak olanlar onlara kızacak ama asıl kararı yardım heyeti verecek.

Türkiye buradaki durumu yabancılar ne der diye endişe ederek ele alır. Onun için acentalar bu zafiyetini kullanırlar. Pis bir Lefkoşa itibar kaybettirir. Ancak devreye girerse bu kez muhalefet taraf tuttu diye bağırır. Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık.

Lefkoşa belediye meclisi üyeleri de orada karar alınmasını olanaksız hale getirdi. Yarım heyeti fırsat bu fırsat belediyede sıkı mali düzeni sağlayamıyor. Bu yasalarla memleket idare edilemez diye değiştirilmesini istedikleri sendikalar yasası da ayaklarına takılıyor.

Bu çetrefile kendileri takıldılar. Başlarına geleni çekiyorlar. Yandaşlardan başkası seçilmesin diye ellerinden geleni yaptılar, şimdi süzgeçlerinden geçenlerin yıkımının yarattığı sonuçlarla boğuşuyorlar.

Ülke yerleşimi ile ilk yağmurda sele kapılıyor. Üretim yapıp da üstünden para istemeden üretiminden hayatını kazanabileceği bir şans elde edebilecek kimse yok, sektör de yok, alt sektör de yok. Her kamu hizmeti çok pahalıya mal olduğu için özelleştirilse de çare bulunamayacak. Elektrik, su ve ağlık hizmetlerini ulaştırmak için gereksiz yere uzun hatlar oluşturmak gerekliliği tüm alt yapısıyla içinden çıkılmaz bir hale geldi.

Mandıralarda koyunları başıboş köpeklerden korumak bile olanaksız hale geldi.

Su göletleri yüzümüze bakar ama sulamada kullanılamaz. Su pahalı bulunur ama daha pahalısı Türkiye’den gelecek diye bayram yapmamız bekleniyor. Kimse bu suyun kaça mal olacağını bir zahmet açıklamıyor. Bugünkü su fiyatlarıyla üretim yapanlar devlet desteği olmadan sürdürülebilen bir üretim yapamıyor.

Ülke tam bir çıkmaza girdi.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....

Garantörün oyunlarına devam – Alpay Durduran

Akıncı seçimlere yakın ununu eleyip eleğini de astığı görüşmelerde artık bizim kuşak yapmadığına göre başkası da yapamaz demiş olmasına rağmen yine seçileyim de Allah...

Kadına şiddet ve KTÖS – Yılmaz Parlan

Kadın cinayetleri, şiddeti ve istismarı insanlığın ve o toplumun yegane ayıbıdır. Kadınların öldürülmesi, sistematik şekilde şiddete uğramaları aslında o ülkede hukuk sisteminin çalışmadığını, iflas ettiğini...