Son siyasal gelişmeler: Gelecek yıl için senaryolar

Must read

Güney’de seçim davulu çoktan çalmış bulunuyor. Adayların konuşmaları niyetleri anlatıyor ama tabii yalancılar ülkesi Kıbrıs’ta halkın duymak istedikleri gene ön planda. Ancak gene de düşünceleri ortaya koymuş oluyorlar. Ortaya koyduklarının içinden gerçek niyetleri ve olabileceğine inanarak söyledikleri ile hoşa gitsin diye söylediklerine dikkat etmek gerekli.

Adaylardan AKEL fiyasko ile sonuçlanan dönemin sonuna girerken anti emperyalist ve sosyalist bir tavır takınmaktan başka çaresi olmadığı için yıllardır milli birlik değilse bile birlik ve beraberlik içinde kalmaya çalışırmış gibi yaparak tıkanıp kaldığı politikayı terk etmeye başladı. Uzun hükümeti döneminde ortaklarını bahane ederek esirgediği sermayeyi vergilendirme politikasını hatırladı ve imdada çağırdığı Troyka’dan izin almaya çalışır görünüyor.

Vergi yasasına göre 12 yıl geriye gidip vergi incelemesi yaptırtabilir ve sermayeyi vergilendirmeye alıştırabilirdi. Şimdi bankalar krizinden dolayı paralarını Yunan bankalarına kaptırdığını iddia edebilecek durumda olan sermaye sahiplerine bunu nasıl yapabilecek? Troyka onun vergileri bu yolla artırıp bütçe açığını AB normlarına indirmeyi nasıl başaracağını kanıtlayacak? Halka genel olarak vergiler koymaktan başka çareyi nasıl gösterecek. Troyka böyle dönemlerde sermayeye yardım edilip üretimin arttırılmasını önerir. Ona alıştı. AKEL aksine nasıl inandıracak?

Onun için AKEL antiemperyalist suçlamalarla hiç değinmediği Kıbrıs’ın garantörü İngiltere’nin ABD’ye de kullandırdığı stratejik avantajlarının kullanılmakta olmasına itirazlar yapmaya çalışıyor. Ayni zamanda Kıbrıs’ın AB Barış İçin İşbirliği (BİİB) örgütüne katılmasının Türkiye tarafından engellenmesine kızmış gibi yapmaktan vazgeçip Kıbrıs’ın NATO’ya katılmasına karşı çıkmayı ve bunu DİSİ’nin adayı Anastasiyades’in istediğini görüp ona saldırmaya başlıyor.

AKEL bu politikayla eski değerlerine sahip çıkmaya başlarken bizi ilgilendiren onun iktidarda iken bunları gerçekleştirme şansı vardı ama yapmadı, şimdi ise yapacağını söylemesidir. Onun için muhalefette dişli bir AKEL göreceğiz. Gene NATO’cu çözümlere hayır mitinglerine hazırlanmak gerekecek.

Esas önemli olan ise seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılan Anastiyades’İn tutumudur. Şimdiye kadar merkezi zayıf bir federasyon istediğini söyledi ve AB’nin BİİB örgütüne katılmak ve NATO’ya katılmak için girişim yapacakmış. Bunları Annan Planı öldü, görüşmelerde varılan noktadan geri gitmeyi sağlamayı da hedef olarak önüne koydu. Ayni zamanda AB’nin daha fazla müdahil olmasını sağlayacağını vaat etti.

Bunlar bizim için çok önemli niyetler. Eroğlu yıllar öncesinin nakaratını tekrarlamaya devam ediyor. Ardından da “en radikal önlemleri alırız” diyor. Dışişleri bakanı da ayni görüşleri tekrarlıyor. Onların tehditkar niyetlerine yanıt olarak söyledikleri KKTC’nin statüsünü yükseltmek, oluşa devlet olarak tanıtmak, olmazsa ambargolardan kurtulmak. Ancak Anastasiyades Kıbrıs’ın stratejik üstünlüklerini pazara sürerken onun bir şey sunduğu yok.

Önemli olan da zaten hale hazırda her yeri stratejik çıkarlara sunulmuş olan ve istihbarattan ulaşıma kadar büyük olanaklar sağlayan ve Türk tarafının fazlasını bizden isteyin verelim dedikleri de gösteriyor ki onlara istediklerinden fazlasını vermek için teşne olan bir Ada’nın NATO’ya ve AB gücüne katılmaya niyetlenmesi ne anlam ifade eder!

Kıbrıslılar ne düşünüyor? Çözüm için fırsat yaratmaya olanak bulamayan ve İngiltere kızmasın, ABD’nin desteğini karşı tarafa aktarmayalım diye sinip durdu. Şimdi bunları sunmak için çözüm baskısı sağlamaya çalışan bir adayın ne şansı olacak? Olsa ne ifade edecek.

Arap İsrail savaşlarında Kıbrıs’tan kalkan uçaklar İsrail’e büyük katkı yaptılar. Kıbrıs üzerinden elektronik sağırlaştırma yaparak Mısır uçaklarını kör uçuşa mecbur ettikleri de biliniyor. Lojistik için de limanları rahatça kullandılar. Şimdi de NATO ile paylaşılan havadan dağdan istihbarat emirlerinde.

Kıbrıs NATO’ya girse AB’ye girdiği gibi etkisiz sadece bir baş ağrısı durumunda kalacak olan Kıbrıs şimdikinden fazla önem arz etmeyecek. Türkiye’nin engeline takılıyor diye Türkiye’ye ciddi bir baskı mı var? Kıbrıs Türkiye’nin AB gücüne katılmasına engel oluyor da ciddi bir sorun mu oluyor? Bunları kendimize soralım. Lakin bunları sorarken dikkat edelim ki bunları engellemek için değil engelleri kaldırıp katılalım diyen var, bu işlerden uzak duralım diyen sadece iktidar olması beklenmeyen gerçek muhalefet.

Görüşmelerde işi yokuşa sürüp ileri adım atılamaz hale getirilen çözüm çabaları sonunda Downer çabalara devam etse de umut beklenecek bir işaret seçimler vesilesiyle de ortada yok. Kazanma şansı en yüksek olan aday dış destek arayacağını ve şimdiki noktadan başka bir noktaya ulaşmak istediği ilan etti. Şimdiki noktadan uzaklaşılırsa taksime yol alınır diyen ikici güçlü aday Malas var ama kendi görüşmelere nasıl can katacağını anlatamıyor.

Hiçbir katkı yapmadıkları muhalefetin desteğini alarak Kıbrıslı Türklerle çözümü sağlamakta işbirliğini sağlamaktan söz eden var. Lakin bunu sağlamak için ne düşünüyorlar? Bir de bize söyleseler iyi olacak.

Anlaşılan o ki seçimlerin getirdiği tartışmalar bu yönde sürüklenecek. Bunun Kuzey’de fazla itibar görmesi beklenemez ama bizimkiler de onların bizim hakkımızda neler düşündüğünü bize anlatmaya çalışacaklar ve kışkırtacaklar.

Örneğin NATO’ya sokmaya çalışacaklar deyip solu tahrik edecekler lakin kendi liderlerinin O tarafı unutun bize gelin size daha alasını sağlayalım dediğini hatırlamayacaklar. Solu kışkırtmak onlara yetecek. Kıbrıs zaten NATO ve emperyalist güçlerin aracı durumda ve sizin iktidarınızda bunlar sağlandı diye konuşanlara bakan olmayacak.

Kıbrıs oyuncak durumunda çünkü ikiye bölündü ve birinin desteği ötekinin kösteği olmasın diye neyi varsa hizmetlerine sundu. Şimdi birleşmeyi becermenin zamanı yoksa bu durum değişmeyecek.

Demek istiyor muyuz ki diğer tarafa ne isterse verelim de yabancıları kovduktan sonra dönüp Kıbrıs’ın idaresini paylaşmayı görüşelim? Bir şey demeyeyim ama oturup görüşelim çünkü Türtkiye’ye ne yapacağız, birleşirsek Türkiye’nin desteği olmadan neyi paylaşabileceğiz? Diye sorular ve dahaları da bekler sırada…En acısı da kime güveneceğiz, iktidarda olan bile Türklerle yönetimi paylaşmayı ve hatta kendi liderliklerinin onayladığı federasyonu bile reddetti, hem de ilk fırsatta.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article