Son siyasal gelişmeler: belediyelerde erken seçim davulu vuruldu

Must read

Eğri gemi doğru sefer olur mu? Karmanyola gidenler için olur mu olur? Ancak karmanyola gidenlerin hesapları da Karamanın koyunu gibi sonradan çıkar. Küçük hesapların övünç konusu olduğu ve becer de nasıl becerirsen becer ilkesine göre yaşayan toplumlarda iyileştirme ancak halkın yeter demesiyle olabilir. Yani yalnızca meclisteki konuşmasında bunun en yetkin örneğini veren İrsen gibi bir yöneticiyi UB P gibi en çok üyeli bir partinin başında tutmamak için gereken gücü göstermesi ile hayata geçebilir.

Bindik bir alamete gidiyoruz felakete. İyi bir kamu idaresine sahip olmayan ve siyasi ilişkilerin ahbap çavuş ilişkisi halinde olan bir ülkede refah ve sükûn görülemez. Tarih bunun tanığıdır. Gelişme ile adaletli bir idare hep beraber görülmüştür. Petrol devi ülkelerde bile refah iyi bir idaresiz görülmemiştir. Kalkınma yabancı eliyle yaratılsa da yabancı eli kalkar kalkmaz kaosa düşülmüştür. Kenya örneği tüm dünyanın ilgisini çeken bir örnektir. İnternet herkese bilgi vermeye hazırdır. İsteyen parçalanma tehlikesi içindeki Kenya’yı öğrensin. Bizim geleceğimizi muştulamaktadır.

Türkiye’nin etnik sorunları bile burada yeşermeye adaydır.

Amerikalı ünlü bir kapitalist halkın bir yarısını satın alır ötekilerini denetlerim demişti. Yarın kumarhaneciler bir kısmını seçecek, üniversiteciler öteki kısmını ve güya halkı denetleyecekler.

Şimdi sıra belediyelerde… Seçimleri meclisiyle mi olsun başkanı ayrı mı seçilsin diye yasama devreye sokulmaya çalışılıyor. Ayın oyun işi kalkmadığı için ilk soru istifa etmeyen UBP’li sekiz üye ne olacak sorunu olarak çıktı. Bu arada seçimle gelen bir kurumun yetkilisinin görev süresini yasama değiştirecek mi sorusu da gündeme gelir. Kamu hizmetleri komisyonunun başkanının ve üyelerinin, Ombudsmanın, Sayıştay’ın görev süresini değiştirip iş yaptığını sananlar mahkeme kararlarını da etkileyecek af gibi kararlar almağa başladıklarına göre kuvvetler ayrılığı fiilen daha da tanınmaz hale geliyor ama kavgalar da bitmeyecek.

Belediyelerde hudutlarla oynamaya CTP başladı ise de devam etmek şart mı? CTP imam mıydı ki

O yellenince cemaat da üstüne yapsın!

Bütün bu saçmalıklar İYİ İŞ VEYA GEREKLİLİK iddiasıyla yapıldı. Rum kardeşlerimiz de iyi iş veya gereklilik iddiasıyla Türklerin idareye dönme çabalarına karşı çıkmıştı. Onların başına gelen gün gele bizim de başımıza gelecek.

 

SİVİL TOPLUM SİYASETE ETKİ EDECEK

Ne dersek diyelim sivil toplum örgütleri siyasete etki yapmaktadır. En büyük soru da siyasete en çok nasıl etki yapabileceğidir. Şimdi ise seçim davulu çalıp durduğuna ve halkın genelde hükümete isyan haline geldiğine göre ne yapabilir sorusudur.

Herkes bunun aday seçimlerine karışması ile olması veya sivil toplumun ayrı bir güvenilebilir parti bulması gerektiğini söylüyor. Ancak bunun etkili olması için izlenecek taktik üzerinde ciddi tartışma yapılmıyor.

Halkımız çok siyaset konuşan insanlardan oluşur. Günlük konuşmaların siyasete bulaşmadan yapılması çok az rastlanır. Çok politize olmuş bir toplum olduğumuzu iddia edenlerdeniz. Ancak politize olmak sadece belli partilere bağlanmak olarak görülürse politize olmuşuzdur. Hâlbuki politize olmak o demek değildir. Politikayı anlamak ve öğrenmek demektir. Bunda ise başarılı olduğumuz söylenemez.

Çok fazla partilere bağ kurmak siyaset bilgisi tamam olmayan toplumlar için tehlikelidir. Partilerle ilişkileri ahbap çavuş ilişkisine çevirmiş olanların çokluğuna işaret eder. Bu da ne yazık ki gerçek durumumuzdur. Ailece biz şu partiliyiz demekte olanların bunu iftihar konusu yaptığını görürüz ki bu aslında olmaması gereken bir şeydir. İnsan en yakınlarından bile ayrı parti ve siyasetlere bağlanabilmelidir. İnsanların değişik görüşler sahibi olması olağan olduğuna göre bir aile içinden başka görüşleri taşıyanlar normal olmalıdır.

Esas konu siyasetin en büyük düşmanının ahbap çavuş ilişkisi ve kişisel çıkar için partili olmak olduğunu anlayamamaktır. İnsan çıkarını düşünmelidir ancak yalnız yaşama şansının artık kaybolduğu dünyamızda içinde yaşadığımız ülke ve genel olarak dünyanın en büyük düşmanı ahbap çavuş ilişkileriyle giden siyasilere meydanı bırakmaktır. Onun için en dürüst Türk politikacılarından Ecevit bir meydan mitinginde halka yan tarafta bir parti rüşvet dağıtıyor almayın demiyorum, alın ama bilin ki ona oy verirseniz en büyük düşmanınız olan seçimlere hile karıştırmaya destek olmuş olursunuz demişti.

Sivil toplum seçimlere hile karıştırmayı en büyük bir suç olarak ortaya koyabilmeli ve mücadele etmelidir. Herkes bunun bir suç olduğunu kabul eder ama ben almazsam başkaları alıp oyunu verir ve ondan sonra da rüşvet yediği insandan istifade etmeye devam edeceğini düşünür veya domuzdan bir kıl çeksem bile kârdır deyip rüşveti yer. O partiye desteğe devam eder ve umar ki kendisi ile beraber hareket eden diğer destekçilerle nemalanmaya devam edecek. Hâlbuki rüşvetle oy alanlar onlara muhtaç olduğu sürece nemalandırmaya devam ederler. Bu da sonsuz devam etmez. Bu arada kendisinin daha fazla nemalanmasına kapı açılmış olduğu için bir verirse on almaya çalışır ki o servetler halkın yani kendisinin servetidir.

Unutmayalım ki yöneticileri nemalanmaya devam edebilen ülkeler kalkınmamaya mahkûmdur. Kenya’da yolsuzluklara batmış bir idare olduğu için petrol denizi üzerinde bulunan ülkede tüm yatırımların en az %30 daha pahalıya patladığı ve yöneticilerin milyonlarca lirayı ceplerine attıkları hesap edilmiştir. Buna BM’nin Kenya’da kurdurduğu yolsuzları izleme kurulu bile parmak basmıştır. Çünkü o kurul BM’ye bağlı idi ve idarecilerden bağımsızdı.

Sonuçta Kenya petrolü çok pahalı hale gelmiş ve satılamayacak duruma gelmişti. Şimdi dünyadaki karışıklıklar nedeniyle azalan petrol üretimi fiyatları arttırmış olduğu için satabilmektedir ancak ülke ultra zenginler yanında nüfusun büyük çoğunluğunun açlıkla boğuştuğu bir ülke durumundadır. Mağazaları lüks mallarla dolup taşmaktadır yalnız geleneksel üretim mallarıyla rekabet eden dev mağazaların düşük fiyatlarıyla rekabet edemediği için yerli üretim gerilemiş ve refah tabana yayılmamıştır. Serbest rekabet de dış pazarların dayatmasıyla ve zenginlerin ithal mallarını tercih etmesi yüzünden çıkmaza girmiştir. Oyunu satanlar yolsuzları seçmeye devam ettikleri için hediyeler alsalar da o kadarla kalmakta ve genel fakirliği paylaşmaktadırlar.

Yolsuzlukla mücadele önlemlerini almaları için BM kuruluşu olan yolsuzlukla mücadele kuruluşu yardımcı olmaya çalışmaktadır ama rüşvetle oy almakta olanların hükümeti buna yanaşmamaktadır. Halkının bunu görüp seçimi kazanma becerisi olan partiye yolsuzlukla mücadele etmek için baskı8 yapamamaktadır.

Unutmayalım ki anlık kazanç için oyunu satan kendisinin ve sevdiklerinin geleceğini karartmaktadır.

Sivil toplum siyasete hile karıştırılmasına karşı savaşmalıdır. Onun için de seçim daha gelmeden partileri hedef seçmeli ve yolsuzlukla mücadele araçlarının çalışmasını sağlayacak önlemlerin alınması için sürekli kavga vermelidir. Kavga öyle önlemler vardır ki kim seçilmişse seçilsin  var olduğuna inançla yapılmalıdır.

Parayı izleyin suçlu ortaya çıkar.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article