PARANOYALAR VE GERÇEKLER ARASINDA SIKIŞMA NASIL OLUR? – Özkan Yıkıcı

Must read

Son zamanlarda yaşadıklarım bana ilgili başlıkla konuyu özetleme zorunluluğu getirdi. Hakikaten onca gerçeklere karşın ve duyulan öfkelere karşın hala konulan paranoyalarda takıntılı kalma gerçekleri bana çok ağır geliyor. Sorunlar ve gerçekler net olmasına karşın, hala başka örtme olgularla imkar etme zorlamaları geline aşamanın acı ironisi oluyor. Bazen olduğundan farklı gösterme, bazen olanı gizlemek için başkasına saldırma ve yalakalıkla bir yere gelme davranış fırsatıyla kendini imakarlar adeta paranoyak duygularla örülü gizlemleri yarattı. Hala net olan nedenler değil de hala yalaka yanlışlarla örtmelerle ayakta kalmalara takılıp kalıyoruz. Ne yaşananlar ne de bilimsel gerçekler hala paranoyla sisi kırmada tam anlamıyla yetmiyorsa, üstelik sokaklara çıkma karşınında aynı düşünce etkin oluyorsa, durup bir daha düşünmek gerekiyor.

Son yıllarda dünyada yaşanan herkesin de net kavraycak gelişme ile kapitalist ekonomik kriz ve daha acımasız olan emperyalist sermaye saldırıları acımasızca sürüyor. Bunlar en net ifadeyle emekcilerin ensesine “kemer sıkma” adıyla da yükleniyor. Bundan Kuzey Kıbrıs da nasibini alıyor. Uyar uymaz düşünülmeden İspanya veya Angola’da dayatılan reçete buraya da getiriliyor. Hala bunu dahi kavramaktan uzak durulmaktadır. Oysa tüm dünyada bu reçeteler uygulanıyor ve özünde uluslararası tekellerin emekcileri daha iyi sömürmesi için de kulanılıyor. Bu Türkiye’ye de geldi ve elbet kaçınılmaz en yumuşak ifadesiyle “alt yapılı idari yeri” olan bize de geliyor. Sadece bizde Türkiye ile olan yapılanışın da yeniden oluşum nedeniyle sadece emekcilere değil genel işbilikci sermayeden doğrudan dış sermayeye el değiştirme de ekleniyor. Aslında genelde uluslarası sermayenin ulusal yapıların tavsiyesinin buradaki Türkiye Kuzey Kıbrıs eksenli gelişmesinin uygulanır şekli oluyor.

Böylesi yeniden yapılanış da burada herkesi oynattı. Ama oynayanlar ve kaybedenler olayın özü yerine hep yakın ötekine saldırarak payını elde etmek istemekle meşgul oldular. Oluşan böylesi garip ironilerde de öfkelerin yeri nedeni yerine yeri geldikçe yakın paydaşına saldırma veya koltuklara yeniden çıkıp avanta alma gibi siyaset oyunları başladı. Böylelikle en başta paketi dayatan ve kabul eden değil de işine göre gelene saldırma tercihi öne çıkarılmak istendi. Sınıfsal ve ulusal boşlukta dar çıkarlı ve gerçekleri görmeme dürtülerle be belki kazanırımla oynanıyor. Son oluşan tepkiler ve miting olayı bunu acısıyla gerçekleriyle yansıtan ayna oldu. Olaylar belli ve hedefler kesinken, hala “şu olmasın, bunu atmayın, sembolleri kulanırım” gibi çıkışlarla sorunun nedeni yerine kendilerini pay alma ve yeniden olursa koltuk hesaplısı siaysetcilerin kısıtlama eksenine takıldı. Böylelikle gelişleyip alternatif olma yerine, var olan zemini yok ederek sadece değişimi işbirlikçi koltuk değişimine taşındı.

Çok tuhaflıklar yaşıyoruz. Kriz ve sorunlarla oluşan sistemin kendisi yeniden ıspatlandı. Ama garip insan düşünce döngümüzde yaşandı. Olmayacak şeyi sanki çok önemli diye tartıştırıldık. Olan ve net konuyu yaratan objeyi de yok sayıp konuşturtmama girişimleri oldu. Son paketin ateresi zaten kendisini sundu: Öyle sundu ki küfürü dahi sakınmadı. Oysa bizdeki parlementer siyasetciler ille de onları hedef göstermeme çabasına girdiler. Sadece koltuklara gelme hedefi ile “Türklüklerini, İslamcılıklarını” ısbatlama adına resmi sembolleri dahi kulanma girişiminde bulundu. Yine gariptir sokağa dahi çıkamıyan adını da muhalif siaysetci koyanlar sendikal eksenin mitingini sanki kendierli yapıyormuş gibi de durmadan en doğal tepkiden koparak kendilerinin koltuk alma noktasına taşıyorlar. Böylelikle sosyal muhalefeti adeta koltuklara kendi gelme aşamasına taşımaya uğraştılar.

Son bölgesel mitingler gösterdi ki sokak çıkımı olsa da ve istenilen liderler getirilse de ülkelerin kendi siyasi çizgileri olmadıkça en basit değişimi sosyal anlamda sağlayamazlar. Oysa bizde daha en net dayatmalı olanı dahi dışta brakarak sığ muhalefetle sokakları spontonal sınırla çitlerle örmekle meşgul olmaktadırlar. Bir de şu yanıltı vardır. Sadece bir miting ile herşeyin değişecek olduğu saplantıları vardır. Eğer miting ile değişim olmaz ise her şey biter inancı vardır. Bu miting olayında dahi sahtekarlıklar çok. Aman maaşımdan kesilmesin, benim katılmamı anlamasın diye bir çok çalışan izin veya sahte hasta raporu alarak hem idareci hem de sokakları kandırma oyunu yapıyor.. Hatta dahası o gün eyleme katılmayanlar sırf mevki alma ve yaranma adına çıkar gözetmektedir. Şunu yeniden yaşadım: Ülkemde onca keskin sözlere karşın hala yaşamda direk tepki ve destek ayrımı oluşamadı. Hele de uzun süreli dirence kimse hazırlık yapmıyor. Zaten yöneticiler de halka değil de Ankara işbirlikci olma sonucu buradaki tepkiden önce ordan alınan icazetle koltuklara oturdukları için mitingi fazla önemsemeleri de beklenemez. Dikat edin mitingin en can alıcı noktası tüm “marjinal” palavlara karşın sistemi eleştiren tepkilere yoğunlaştı.

Bir miting daha yaşadık. Sadece sayılara değil siyasal mesaja önem verelim. Eğer tepki sistemi aşmıyor ve devamını engelemiyor ise amacına ulaşmadı. Hala çelişkiler ve değişik beklentiler vardır. Tepkilerin aynı olması gereken resmi siayasal tutuma dahi net ortak paydaşlık oluşturmadı. Hadi diğelim bu doğaldır: Ancak eğer girişim tepkinin doğrusu yerine kısırlaştırıp yok etme de olursa, o zaman yeniden tartışmak gerekir. Demeki hem tepkinin doğrusu hemde siyasal yeni gelecek önderlik kitlesel sokak olgusunda önemlidir. Ayrıca artık grevler veya mitingler eğer siyasal boşaltılıyorsa ve etkisiz kalıyorsa yeni eylem türleri de düşünülmelidir. Yok yine tepkilerin kanıtsalaşarak gündelikleşmesi konuma gelirse yine sistem yaşama devam edip gidiyor olacaktır. Bu dersleri iyi öğrenelim.

Kısaca bir miting daha yaşadık. Kinin boşaltıp koltuk hesaplısı kimisi de değişimi isteğen noktalarla oynanan sokak oyunu oldu. Şimdi herkes önüne bakarak gelecek hesabını ona göre yapmalıdır. En başta bu miting muhalefet ivmesi için devam dinamikleri mi yaratı, yoksa gidrek resmi eksene mavzeme ile yeniden yapılanmaya hız veriyor? Bu sorular beraberinde eğer yetersiz oluyrsa da başka hangi olguların kulanılacağı da konuşulmalıdır. Belli olan zaman uzadıkça resmi görüşlerin daha çok hamle yapma fırsatı da olacağıdır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article