Ömür biter bu sevda bitmez! – Rasıh Keskiner

1306

Bütün dünyayı bütün insanlığı tehdit eden, evlere kapatan yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan bir salgın ile karşı karşıya bulunmaktayız. Bütün ülkeler insanlığın karşı karşıya olduğu bu ölümcül felaketi yenmek için uğraş vermektedir. Bu salgın bizi de teget geçmemiş tam da içimize dalmıştır. Böylesi bir felaket durumunda bu ülkenin kuzeyini yönettiğini iddia edenlerden beklenen, pek çok ülkenin yaptığı gibi, bir araya gelerek bu krizi tek elden yönetmek, tedbirleri tek elden almak olmalıydı.Ama ne yazık ki “ömür biter bu sevda bitmez” hastalığı (koltuk ve seçim kaybetmeme) bu bir araya gelişi mümkün kılmadı. Bu virus salgınını bile siyasi gelecek hesaplarına çevirdiler. Bu çerçevede her siyasi kendi makamına avantaj sağlamak için ayrı ayrı demeç vermeye başladı. Her biri ayrı ayrı sağlık komiteleri, ekonomik komiteler kurdu. Oysa tek bir sağlık_bilim kurulu kurup tek elden tek sesten yönetilebilirdi. Komitelerin biri başka, diğeri başka konuşmaya başladı. Pilli başka, Tatar başka, Özersay başka konuşmakta. Özersay ‘ben başbakan olsam bu işi daha iyi yönetirdim’diyor Biri ohal dedi, diğeri kısmı sokağa çıkma dedi.  Hayati bir konu olan KC den ilaç talep etmek ilaç almak bile sorun oldu. İşi oraya vardırdılar ki nerede ise Akıncıyı kaçakçı ilan ettiler. Oysa böylesi zamanlarda karşılıklı her iki taraf da daha sıkı temas, daha sıkı işbirliği ve dayanışma içine girmeliydi. En iyi güven yaratıcı önlem şimdi gösterilmeliydi.Kıbrıslılar böylesi zamanlarda bu dayanışmayı görmek isterlerdi her iki taraftan da. Daha geç değil, yetklilerin daha çok dayanışma içinde birbirimize ne gibi yardımlarda bulunabilirizi görüşmeli ve bu karşılıklı dayanışma-yardımlaşmayı ileri götürmelidir..

Gidişat iyi değil. Böyle bir idare olmaz. Zaten yoktu ama bu böyle gitmez gitmemeli.Her kafadan bir ses çıkar. Vatandaş kime inanacağını şaşırmış durumda. Seçimlerde avantaş sağlamak için girmedikleri kılık yapmak zorunda kalmadığı iş kalmadı. Kamu görevlilerinden yapılan kesintilerde, biri herkese eşit diyerek, diğeri hayır eşit olmaz diyerek avantaj sağlamaya çalışıyır. İşlerinden durdurulan ve çalışmayanlara yapılacak katkıda bile ne yapacaklarını bilmiyorlar. Her kesime şirin görünmeye çalışıyorlar.

Bakmayın siyasilerin farklı farklı konuşmalarına. Hepsinin birtakım işyeri ve kesimleri rahsatsız etmemek için konuşmalarına özen gösteriyorlar. Büyük sermayeye, kumarhane patronlarına, bankalara, GSM şirketlerine hiç dokunmuyorlar. Onlar için hiç söz edeni gördünüz, duydunuz mu?

Peki ne yapmalı. Siyasileri bu koltuk sevdasından nasıl kurtarabiliriz ki belki ülkenin içinde bulunduğu bu salgın felaketinden kurtulmak için bir araya gelirler ve birlikte çalışırlar.Gelin bunları  şu anda bulundukları makamda “gademici” yani devamlı hiç değişmeyen olarak ilan edelim. Seçim meçim yok! Seçim olacak olsa bile bunlar “onursal başkan ve vekil” olarak kalsınlar. Böylece bu SEVDA endişesi de ortadan kalkmış olur ve tek elden yöneten yönetici olurlar.