Murat edilen seçimler – Özkan Yıkıcı

Must read

Türkiyede erken seçimler yapıldı. Kimine göre oldukça sürpriz gelen sonuçlar çıktı. Yüzeysel veya belirli  ezberlerle bakanların yorumları oldukça kafamızı karıştırıyor. Halbuki seçimleri gözlemlerken mutlaka yakalanacak önemli paradokslar da oluştu. Erdoğan 1  Kasım seçimleri bieterbitmez hemen  “sandık iradesinin önemi, milli iradeye saygıdan” söz etti. Oysa ayni Erdoğan 7  Haziran seçimlerinde çıkan sonucu beyenmediği için de erken seçim zorlamasına hemen girişti. Ozaman “milli irade veya sandık sonucunun” önemi yoktu! Yine başka bir paradoks da seçimlere yaklaşımdan oluştu: sanki seçimler doğal demokratik ortamda yapılmışcasına yorumlar yapılıyor. Seçim sürecindeki olaylar silinip, sanki düzgün koşullarla probaganda yapılıp, seçimlerin düzgün geçtiği  algısıyla sonuçlar ele alındı. Oysa önceki yazılarımda da belirtiğim gibi, seçim gününde dahi sandıklarda nice olumsuzluklar yaşanıp, sahtekarlıklar da oldu. Ama seçim bitmiş ve bıçak keser gibi geçmiş kesilip rakamlarla kazanan kaybeden yorumlar la konu sınırlandı. Böylesi seçim tartışmaları ile sonuçlar rakamlara gömülerek sürdürülüyor. Hele de taraf olup da ilgili pencereden de bakıyorsanız!

Türkiye ilginç bir tarih çakışması ile erken seçimi tamamladı. Seçim dönemi biryana, yapılan günün ikili anlam yüklenmesi de var. 1  Kasım Türkiyede sultanlığın kaldırılışının yıldönümü* Şimdi buna Erdoğanın başkanlık muradına ermesi için Kabulenilmeyen Haziraan seçim iğptali ile Kasım günü yeniden erken seçim tarihi ile çaıkışangün oldu. İlerde atılacak adımlarla bu tarih Sultanlığın kaldırılışı ilintisi oldukça kıyaslanacak gün haline gelme olasılığı da oluştu.

Yapılan seçim sonucu, kendine has kuraları yansıtan sonuç da oluştu. Tüm baskı, yasak, tutuklama, kontrolu savaş, toplumsal linç olayları ile dolu bir probaagandagündemi ile 1  kasım seçimini devlet partisi AKp kazandı. Teker teker stratejilerinin konuşmasını toplarsak, sonucu biraz daha kolay anlama şansımız da olur. Örnek: 1  Kasım kararı kabulenmeyen 7  Haziran seçiminin sonucuyla alakalı yapıldı. Özelikle sarayın hoşuna gitmeyen rakamlar nedeniyle, resmen erken seçim zorlaması ile tüm kukurallar oynandı. Nitekim Erdoğan açıkca “Artık yasalar, anayasa yoktur* Fiyli bir durum vardır ve bunun yasalaşması gerekir” siyasal adımını atığını zaten söyledi. İşte 1  Kasım beyenilmeyen Haziran seçimlerinin yerine hazırlanan adım olarak yapıldı.

Konu sandığı kabul etmeme ve yeniden seçim olması sonucu da; buna uygun taktikler de hemen gündeme sokuldu. Stratejik olarak HDP oy kaybetirme ve MHP oy alma ikileminde geçliştrildi. Buna bağlı olarak da resmen 24 Temuzda kontrolu savaş siyaseti belirli coğrafyada yürütüldü. Burada özelikle göçler uoluşturara, insanların oy kulanma sandıkalrını uzaklaştırma, özel askeri bölgeler ilan ederek, sokağa çıkma yasaklarla yıldırtarak, insanları s sandığa gitmeyerek HDp oylarını düşürtüp desteği kırıp baraja taktırma hesabı vardı. Belirli ölçüde de tuturuldu. Ayrıca Hüdepar gibi eski Hizbulah kesiminin seçime girmeyerek AKP oy kaydırması ile bölgede kritik birkaç vekil de kazanılacaktı. İlgili partinin seçime girmeme ve oy kaymasının aynası Diyarbakır ile Batmanda görüldü! Ayrıca savaş nedeniyle etkilenen Kürt orta sınıf belirli savaş dışı bölgelerdeki kesimden de AKP oy devşirdi! Bunlar hep AKP lehine, HDP alehine işledi. Buna bir de Batı Türkiyede oluşan gerlilimle kaybedilen destekler de ekleninece DDp alehine eklendi.

Anti Kürt savaşı ve özelikle Özel hareket eksenine MHP kökenli kesimlerin alınması da MHP cepesindeki oyları da avladılar. MHP kendi idolojik kulanımından AKP teslimiyetlerine düştü. Hele  Tuğrul Türkeş eklentisi AKP için önemli moral da oldu. Milliyetci oya oynama ve gerilimle Turanı tetikleme MHp alehine de işledi! Buna MHP devlet ilişkisi ve Paramiliterliği de unutmamak gerekir. Ayrıca: BBP ve SDP partilerinin de bir önceki seçim sonuçlarını almayıp AKP dağarcıklarına koymaları da AKP için önemli oy artışını oluşturdu. İlgili 2 parti oyunun yaklaşık Y.5 yakın olduğunu da unutmayın.

Türkiyenin elbet muhavazakar yapısını, anti kürt ekseninde kolayca buluşma davranışlarını akıldan silmemek de gerekir. Öyle ki AKp karşıtı nice güç hemen PKK kokontrol krizinde yanında yer aldılar. Ayrıca seçim döneminde yazdığım şu araştırma da çok çarpıcıdır. Ankara katliyamı sonrası, kamuoyu araştırmasında  “Y.28 kesim PKK, Y.24 DIİD Y.14 dış güçler” gibi sonuçlar çıktı. Buda Türkiye muhavazakarlık, anti Kürtlük, devlet yakınlık ve yalanın tutma gerçeklerini gösterme bakımından önemlidir. Bunlar toplamda uygulanan baskı ve yasaklarla da AKP kesimine Haizirankaybedilen seçimin yeniden alınmasında önemli rol oynadı.

gGelelm bazı yorumlara; nedense seçim sonuçlarına bakışlarda, tıpkı seçim probaganda reflekslerine örtüşen duruşlar sergiledi. Bazıları özelikle merkezi sağ kesimler olayı “normal demokratik seçimler sonucu” gibi algılatılar. Daha merkezi uzaklar ise eleştirisel gözle yaklaştılar. Fakat özelikle devletsel kesimler yapılan seçimin normalik ile beklentilerle öngörüler sundular. Burda AB yöneticileri soyut klasik sözler söylerken, Türkiyeye gelen gözlemi yapan parlamenterler daha eleştirisel bakış sergilediler. Kıbrısda ise belirli konuya uzaklıkla kalınıp, sadece sonuçlarla şöylesine deyinildi. Birçok ülke yorunmlarından daha sığ kaldılar. Hat da; adına “çözümcü” diyen kimileri utanmadan erdoğanın barış getireceği sevincine dahi girdiler! Bunalr da madalyonun öteki yüzü.

Türkiyede AKP istediği oyu  aldı. Fakat insanların neden AKP eylimi yerine hep kaybeden ve özelikle HDP eleştirilerine yoğunlaşıldı. Nedense yanlışlarla ve yasaklarla kontrolu savaşı tetikleyen Erdoğan ile andaşlarının korku, istikrar yalanları piskolojik yapısı yerine hep kaybedenler eleştirildi. Siyasal gelecek sonuçlar değil, kazananın başarısı sığıntısı yeniden yanlışı ile sarılındı. Şu lafa çok iğrenecek duruma geldik; “halka saygı duyuyoruz”! YOkcanım böyle tercihe ve toplumsal linç yapan, savaşı alkışlayan kesimin tercihine saygı duymuyorum! Bu sığıntılar hep dalkavuklaşıp tüm yanlışı doğruyu  söyleyene kesme modasına düşmenin ötesinde anlamı yoktur. Türkiye halkındaki böylesi kötü siaysete karşılık bulup gerektiğinde toplumsal linç yapıp gerçekleri görmezleştiriyor ise; bunun mutlaka sorgulanarak tartışılması şart. Yolsuzlukların ayuka, yargının sıfırlandığı, bunlara istikrar denip yuturulduğu, yasakların gırla, infazların doğalaşıp önünegeleni tutuklayan yapıya oy  veriliyorsa; sosyolojik nedenini doğru eleştirmek şart. Kuzey Kıbrısda da onca Türkiyeleşme gerçeklerine karşın da Türkiye önemli seçimi dahi ekranlarda konuşturulmuyor ise, bunun iğnesi de burada batırılması şart. Duyarsızlıkla Hitler örneği akıldan hiç silinmemesi gerekir. Zaten son Türkiye seçimlerinde Hitler ve Göbels çok anıldı.  Son

Bir not: dünya piyasacıları şu siaysal tercihin istikrar olduğunu belirtiler: AKP tek başına hüküemt olsun ve HDp meclise gir girsin dendi! Sermayenin bir kısmı da böyle düşündü. Peki Pakistanlaşan veya Avrupanın Güvenli ülkesi Erdoğanın başkanlık aşkıyla nereye doğru gidecek! Son söz; IŞİD etkinli “Adiyaman, Antep, Kocaeli Urfa” gibi şehirlerin sonuçalrına bakın. Kritik bu ilerdeki kayış hep AKP lehine işledi. Bunu da not edin.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article