Mısır’ı anlamak – Özkan Yıkıcı

Must read

Mısırda şimdide darbeyle yeni sürece girildi. Şüpesiz Mısırı tam bilmeyen ve sistemle özleştirmeden, gelişen olayları kavramada zorlanır. Olguları tam bilmeme sonucu da hem yorumlama hemde gelecek tartışmalarını yapmak güçleşir. Güncel haberlerle analiz yapmak ise hem eksik bilgi hemde taraflılık habercilik sonucu yanılma durumuna düşmek daha kolay olur. Mısırı konuşmak isteyenlere bazı tarihsel ve güncel olgulardan bir demet sunacam. Güncel tartışmalar ve siyasal hesaplar arasında bu bilgiler oldukça önemlidir. Çünkü şuanda yaşanan Mısır biriken tarihi patlamayla sistemsel ayarların arasında yolunu bulmaya çalışacaktır. Tarafların geçmişi gelecek rolerindeki etkisi oldukça önemlidir. Kimisi meydandaki gösteri görüntülerle, kimisi tutukları tarafa göre analiz yapacaklarından dolayı, hep bir yerde eksiklik brakılacaktır.

Daha önceki yazımda Gazete için yazdığım makalede Mısırın son dönem muhalif dalganın oluşum yakın süreç özetini yaptım. Şimdi daha tarihi Mısır kökenlerle oluşan güncel renkleri aktaracam. Yalnız baştan şu gerçeği anımsatayım: Mısır ordusu en Amerikancı kurum olup oldukça içeleşme gerçeği vardır. Ayni zamanda ordu devletin önemli poletik askeri ve ekonomik gücü de olmaktadır. Bu gerçeklerle şu soruda buluşalım: Mısırda Amerikasız ordu darbe yapma şansı varmı? Bunu kısa Mısır bilgisi olan dahi “Hayır” yanıtını verir. Zaten ordunun Amerikan Savunma bakanı ve yine gönderilip lider yapılmak istenen Elbaradeyle görüşmeden sora Muhturanın verilmesi sanırım yüzeysel dahi istediğimiz yanıtı alırız. Elbet Amerikanın darbe sorası açıklamalrı da bunu kanıtlar. Onutmayalım: Türkiyede ikibinlerde AKP karşı darbe girişimi Amerkan onaylı olmadığı için başarısız oldu! Özelikle darbeleri konuşurken Amerikan Emperyalist ilişkilerini özelikle bilmek şart. Türkiye ve Mısırın Amerikancı gerçeği ve ordularının bağımlı durumları düşünülmeden konuşmak kolayca kandırılmayı getirir.

Mısır köklü geleneksel Ulusalcılık Elilerde Nasır hareketiyle güçlenir ve iktidar olur. Askeri yenilgi ama siaysi başarı olan Suviyeiş kriziyle Mısır ulusalcığı Arap düzeyine dek çıkar. Bu arada Amerikaya giden ünlü İslamcı Seyit Kutup orda bazı hristiyan din adamlarından etkilenerek İslamcı siyasal çizgiyi geliştirdi. Bu daha sora Amerikanın Mısırdaki ulusalcı Nasır hareketini devirmede kulanıldı. Yetmişlerde ise Mısır SOviyet denetiminde Kapitalist olmayan yol siyasal merkezine oturdu. Ayni dönemde Mısır İslami hareketinde Elzevahiri öne çıkmaya başladı. Böylelikle Mısır ulusalcılığı Kapitalist olmayan yol ile, Emperyalist eksende ise isllami eksen karşılıklı nifus alanı mücadelesine girişti.

Nasır ölümüyle iktidara gelen Enver Sedat Amerikanlaşmaya hız verip Kentdeyvit anlaşmasıyla İsrail ile kucaklaşırken Arap liderliğini de kaybediyordu. Sedat ve Mubarek özelikle sol kesimi ezmek için islamcıalrı ve Müslüman kardeşleri kulanırlar. Elzevahiri ise açılan Afkanistan cihatında Binladinden sora önemli Emperyalist İslami direnişte ikinci adam olarak Pakistanda İslamcı cepenin önemli komutanı oldu. İran devrimi etkisiyle Mısırda Şiiler kıpırdamaya başladı.

Doksanlarda Mubarek sosyualistleri ezerken artık Müslüman kardeşlere ihdiyacı kalmadı. Tuhaf bir denklemle hem ötelenen ama ayni zamanda mecliste bağımsız olarak brakılan ikili çizgi gelişti. Elzevahiri ise Afkanistan direnişinden sora Binladinle yeni cihatcılar cepesini oluşturdu. Ancak Emperyalist yeni stratejiler çiziliyordu. Kültürler çatışması, Ortadoğuu projesi bunların en çarpıcıları oluyordu. Çünkü özelikle dost olan Elzevahiri gibi İslami kesimler bıçak gibi kesilip düşman kılındı. Kültürler çatışmasında İslam konulup Ortadoğu poletikası bunun üstüne konuldu. Tüm bunlar direk Mısırı ve Mubarekin mubarek poletikaları etkiledi. Mısır bu arada Suni İslam eksenli Amerikan yelpazeli itifaklar oluşturdu. Körfez ülkelerle irana karşı veya ırak işkaline direk katılarak Amerikancı ruhuna hitap eden uygulamalar yaptı. Komşu Filistin kapılarını kapatıp bir anlamda İsrail ile örtüşen tutumalr sergiledi. Taki yeni adını koydukları Obamayla “Bahar” safsatasıyla uygulamaya konulan sürece dek!

Amerikan pilanlarına göre 2011 Eylül ayında Mısırda artık Mubarek dönemi tamamlanacaktı. Zaten hem Mubarek hasta olduğu için artık liderlik yapamayacak, hemde başkanlık seçimleri vardı. Ancak hesabı bozan bir dalga vardı: 2008 yılının sonunda pek adı söyletilmeyen kaptalist Gıda krizi nedeniyle Mısırda oldukça güçlü protestolar oldu. Sonuçta Mubarek geri adım attı. Tam olay silinecekken, Tunus olaylarıyla Mısırda hareketlendi. Halbuki Eylül ayı seçimiyle Mubarek kendi oğlunu kabulendirmeye çalışırken, bizat batılı çevrelerce Baradey ve Amır Musa hazırlanıyordu. Olayların sene başında patlamaları nedeniyle her 2 liderde hazırlıksız yakalandı. Tüm Amerikan eksenli probnagandalara karşın yine ilgili liderler tutunamadı! Tepkiler artınca devrime dönüşmeme adına ordu müdahale ederek ve bizat Amerikan teşvikli tutumla geçiş sürecine damgasını vurdu.

Aday olan birçok ismi veto yaptı. Solcu veya hatta İslamcı liderler veto yeyip iyice boşaltılan seçim süreci yaşandı. Müslüman kardeşler bundan dolayı kendi adaylarını değil ordunun benimsediği Musriyi mejburen seçmek zorunda kaldı. Öylesi bir seçenekle karşılaşıldı ki ya ordunun istediği Amerikancı olduğu kesin olan Musri veya eski yönetimin liderlerinden Şefik seçileceydi. Böylesi bir kısgaç yaratıldı.

Musri seçilsede Tahrirdeki kesimelr devrimin çalındığını haykırdı. Yalnız özelikle dayatılan Baradey ve ulusalcıların liderleri nedense hiç destek bulmadılar! Musri ise daha seçilirken parlemento fessi, anayasanın yasaklarıyla birden kendini devlet içi çatışmalarda buldu. Sonuçta kabul edilen anayasanın birinci yılında darbeyle indirildi. Yine ısrarla medyalarda Elbaredey lider oalrak taktim edilmeye devam ediliyor. Şimdi karşımıza şu taplo geliyor. Halla etkin olan yargısıyla, ordusuyla ve polisiyle devlet militaris kesimi; Halla eski kökenli yargı sistemi ile sokakta eski yönetimi savunan kesimler. İyi örgütlenen ama ikdidar deneğimi olmayan, sistemin ılımlı İslam piyasa modeli oalrak kabule hazır olmasına rağmen, halk tepkisini engeleyemeyen ama seçim kazanan İslamcılar. Nasır döneminden filizlenen ve bazen liberalelrle kaynaşan ulusalcılar. Birçok darbeden sora sendikal ve gençlik örgütlerine hala etkin olan sosyalistlerin parti oalrak yeniden toparlanarak meydanda olmaları. İslamcı olup ama anayasada istediklri olmayan ve Sudi destekli Selefiler ise son ayrışmada muhalefetle buluşma gerçeiğinin olması da vardır. Mısırın amrikan gerçeği onutulmadan ve yukarda özetlenen ordu gerçeğini mutlaka düşünerek konuşmak gerekir.

Mısırda Musri iktidara gelip devlet içi ayrışmalrla uğraşırken gelen İMF ile masada tam uzlaşamadı. Helle yapılacak özeleştirmelerde Katar ve Sudi sermayesine göz kırpması sonucu İMF çevrelerinin hoşuna gitmedi. Olan tepkilerin artışı ve istenilen tam ekonomik pasta alınmayınca tepkilerin devrime dönüşmemesi için ayarı yine orduya verdiler. Ordu daha baştan yine sanki yoğun gücü varmış gibi muhalefet lideri olarak “Elbaradey” ile görüştü. Hatta şimdiden bazıları ısrarla gelecek cumhuru bu lidere taktim etme yarışına girdiler. Amerikan develtli ordu polis gerçeği, eskiyle özlem duyan kesimler bir yanda, kaybeden İslamcıların toplumsal örgütsel gerçeği ama tavsiye edilme gelişmeleri ve Tahrirde ulusalcılardan solculara geniş yelpaze: Bu denklem neyi gösterecek? Ama şunu anımsatlım: Örgütlü ve yerinde fırsatı kulanan kazanacak. Şimdiden ısrarla Amerikancı ve eski çevreler Elbaradey sesini yükseltiyor. Hani camın Amerikanın B.M. Aton enerji kuruluşun başına koyduğu ve iranla krizi derinleştiren, sora Mısır dizayin nedeniyle istifa edip ülkeye giden ama hesapta olmayan patlamayla ayar erken olunca başarısız olan Baradeyden söz ediyoruz

Şimdi anladınızmı Mısırdaki tarafları ve neden gelecek belirsizlikte değişken kartlar vardır?

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article