Maraş’ı açın bakalım… – Ulus Irkad

1007

Geçen hafta gerek Türkiye ve gerekse buradaki bazı politikacıların da işbirliği ile Maraş’ın kapalı olan bölgesinde bir yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Bu toplantıya gerek yerli ve gerekse Türkiye’den birçok katılımcılar da katıldı. Dünyaya verilen mesaj bu bölgenin Türk Kontrolünde açılmasının istendiğiydi. 1974 yılından beri Maraş Türk kontrolünde ve o dönemden beri, BM ve çeşitli uluslararası kararlarla Türk tarafınca açılışı engellenmiş bir bölge. Geçen hafta Kapalı Bölge içinde bu yuvarlak masa toplantısı devam ederken, dışta giriş yerinde, tam Gelir Dairesi önünde, bir grup da toplantıyı protesto etti. Polis bu grubun esas Maraş girişine ilerlemesini de engelledi.

Şimdi, bir müddetten beri AKP hükümeti ve Kıbıs’taki sağcı-milliyetçi koalisyon hükümeti, Maraş’ın vakıf malı olduğunu ileri sürmektedir. Osmanlı Dönemi’nde bu bölgede Osmanlılara ait Vakıf malları olduğunu iddia eden AKP ve Kıbrıs’taki sağ koalisyon hükümeti, on yıllardır Kıbrıs problemi başladı başlayalı, bu bölge için Kıbrıslıtürk liderliğinin pek bir iddiada bulunmadığını bize söylememektedirler. Rahmetli Denktaş da onca iki toplumlu ve uluslararası toplantıya katılmıştı ama bu konuda bir iddiada bulunmamıştı. Tarihsel olarak Osmanlı’nın el koymasıyla başlayan bu sorunda Lüzinyan ve Venedik dönemlerinde bu toprakların kimlere ait olduğu söylenmemektedir. Bu arada İngiliz Dönemi başlarken tüm vakıf hakları da İngiliz Yönetimine verilmemiş miydi? İngilizler çeşitli dönemlerde bu dağıtımı yaparken niye onlara karşı çıkılmamıştı? Şikayet etme süresi olmasına rağmen niye bu mallar üzerinde şikayet olarak hak iddia edilmemişti ? Aynı şekilde diğer Osmanlı’nın terkettiği ülkelerde de Vakıf Malları ne olmuştu? Türkiye’deki Süryani, Ermeni ve Yahudi veya Rum Vakıf Malları’nın durumu neydi ? Türkiye Cumhuriyeti bu etnik grupların vakıflarına saygı göstermiş miydi? 1948-49 sonrasında dünya hukukunda ortaya çıkan yeni görüşlerle uluslararası hukuka , bizim şu anda gerek hükümettekilerin ve gerekse Türkiye’deki totaliter görüşün, evrensel hukuk anlayışına göre iddiaları ne kadar doğrudur? Hala daha Türkiye’de bu konularda Türkiye Devleti’nin sorunları olduğu şikayet konusu değil mi?

BM kararları da 1974 sonrasında Kapalı Maraş Bölgesi’nin Türkler Tarafı’ndan açılmasına karşıdır. Türk tezleri bu kararları çürütememiş, aksine yanıtsız bırakmıştır. Yanıtsız kalması da bölgenin hala daha tartışılır durumudur. AİHM’nin de bu konuda kararları vardır ve unutulmasın ekonomik ambargolar dahil birçok ambago da, bölgenin açılması durumunda Türkiye aleyhine gündeme gelebilir. Hatta Türkiye’nin şu anda en fazla ekonomik olarak ilişkide bulunduğu ülkeler arasında AB ülkeleri başı çekiyorlar. Eski BM ve AİHM kararları tanınmaz ve de Maraş açılırsa ne olur? Türkiye zaten ekonomik olarak zararda, şu anda Avrupa Bankalarına 400 milyar dolar borcu var ve yakında çok daha güçlükler yaşayacak. Bir de ambargo gelirse ne olacak?

Türkiye’ye yön veren zihniyetler yani AKP ve MHP politikaları veya zihniyetleri, detaylı olarak bu konuları düşünmüyorlar mı? Yoksa Tek Adam Rejimi, yani parlamentonun önemini kaybetmesi, yargı, yasama ve yürütmenin tek adama bağlı kalarak tüm insiyatini kaybetmesi,

Çoğulcu demokrasinin olmaması da bunlarda oldukça etken mi? Elbette etken. Öyle olsaydı, gerçekten ağırlıkla sağ partiler değil ama mecliste sol partiler, feministler, anarşistler, liberaller yani o gökkuşağı tayfı olsaydı, bence bu yanlış kararlar verilmeyecek, Türkiye adeta bir batağa saplanmayacak, Kıbrıs’ta da bu hatalar olmayacaktı diyorum.

Totaliterizm gözüne gözüne hatalarla hem kendini, hem halkını mahvederken dünya barışına da büyük zararlar veriyor.